Yeni nesil güvenlik yazılımları karıncaları taklit ediyor

Kolonileri saldırıya uğradığında karıncaların davranış biçimi yeni nesil güvenlik yazılımlarına ilham kaynağı oldu. Güvenlik uzmanları, gerçek karıncaların davranışlarını taklit ederek bilgisayar tehditlerini geleneksel güvenlik yazılımlarına göre daha hızlı durdurabilecekler.

Sanal Karıncalar

Bu yaklaşımı ilk kez araştırmacı Glenn Fink ortaya atmış. Doğada karıncalar rastgele bir şekilde ortalıkta dolanırlar ve bir tehlikeyle veya yiyecekle karşılaştıklarında arkalarında feromon adı verilen bir çeşit koku bırakarak kolonilerine geri dönerler. Diğer karıncalar bu izi bulduklarında onlar da izin üzerinden geçerek kokunun daha da belirginleşmesini sağlarlar. Benzer şekilde “sanal karıncalar” da bilgisayar ağlarında olası tehlikeleri arayarak rastgele geziniyorlar. Bir tehlike bulunduğunda pek çok karınca bir öncekinin izini takip ederek olay yerine üşüşüyor böylece sistem yöneticisi karıncaların yerine bakarak hangi sistemin tehdit oluşturduğunu kolayca anlayabiliyor.

Profesör Errin Fulp konuyu şöyle özetliyor “Düşüncemiz 3000 farklı türde sayısal karıncayı tehditleri algılamak için ağa rastgele yaymaktı. Ağda kendi kendine gezinen bu karıncalar aynı doğadaki gerçek karıncalar gibi diğerlerine yardımcı olmak için arkalarında bir çeşit sayısal imza bırakıyorlar. Her bir karınca tehdit algıladığında arkasında daha güçlü iz bırakıyor. Güçlü izler daha fazla karınca çekiyor ve potansiyel tehlike taşıyan bilgisayar karıncalarla dolup taşıyor. Böylece sorunlu olan sistemi tehdit yayılmadan ağdan ayırmak mümkün oluyor.”

Eminim bazılarınız karıncalar bilgisayarımı ele geçirir mi diye düşünmüştür. Sayısal karıncaları kontrol altında tutmak için her sistemde “gözcüler” bulunuyor. Bu gözcüler karıncaların her hareketini ağ yöneticisine bildirerek koloninin insan denetimi altında kalmasını sağlıyor. Yine de her geçen gün biraz daha otomatikleşen bilgisayarlar günün birinde özgürlüğünü ilan eder mi sorusu gittikçe daha gerçeklik kazanıyor.

1 Yorum

Bir cevap yazın