Warhammer 40,000: Space Marine İnceleme

İmparator’un İradesini Meşalen Olarak Taşı ve Onunla Gölgeleri Yok Et…

Warhammer 40.000 Space Marine, bizleri devasa bir Ork ordusu tarafından saldırıya uğrayan Forge World Graia’ya götürüyor. Normal şartlar altında yörüngeden yapılacak bir bombardıman yeterli görünse de Graia, İmparatorluk güçleri ve Space Marine’ler için silah ve araç üretiminin, daha da önemlisi devasa savaş makineleri olan Titan’ların ve bir takım yeni enerji kaynağı deneylerinin merkezi konumundadır. Yani bu tip ucuz bir çözüm pek uygun değildir.

Biz ise Space Marine’lerin en güçlü ve en onurlularından oluştuğuna inanılan Ultramarine birliğinden Yüzbaşı Titus rolünde, Çavuş Sidonus ve Leondros’tan oluşan iki kişilik ekibimiz ile Ork güçlerini yok edip bütün bu zenginliklerin yanlış ellere geçmesini engellemek için Graia’nın yüzeyine iniyoruz. Lakin bu kasvetli gezegende bizi binlerce Ork’tan çok daha büyük ve gizemli bir tehlike beklemekte. Her ne kadar bu tehlikenin ne olduğunu tahmin etmek pek zor olmasa da… (ben yine de bazı hıyarlar gibi söylemeyeyim)

Warhammer 40k space marine ss 4Dürüst olmam gerekirse; Warhammer 40K: Space Marine’in (artık sadece Space Marine desem fena olmaz sanırım) derin ve güçlü bir hikayeye sahip olduğunu söylemek oldukça güç. Her şeyden önce oyun birazcık kısa. Bizlere bir devam oyununun geleceğini haykıran ve etkileyici olmaktan oldukça uzak zayıf final sahnesine ortalama 6-7 saatin sonunda ulaşıyoruz. Geriye baktığımızda ise, arkamızda parçalara ayrılmış binlerce (abartmıyorum) ork cesedinden ve oyunun renksiz hikayesini bir takım klişe Warhammer 40K mottoları eşliğinde (başrolde “Battle Brothers” var tabii) anlatmaya çalışan heyecansız ara sahnelerden başka bir şey göremiyoruz.

Hikaye örgüsünde bizleri şaşırtmaya çalışan bir takım sürprizler de yok değil pek tabii. Ancak bu ufak sürprizler, Warhammer 40K’yı uzaktan tanıyanlar için bile “geliyorum” diye bağırıyor. Yani hemen her şey son derece öngörülebilir. Bu noktada Relic’in Dan Abnett gibi muhteşem Warhammer 40K romanları kaleme alan bir ustadan faydalanmamış olmasına anlam veremiyorum gerçekten. Yine de buna tamamen kötü bir hikaye kurgusu da diyemeyiz. Donuk, basit ve tahmin edilebilir olsa da, karşımızda Warhammer hayranlarının kendilerini evlerinde hissedebilecekleri, kendini ciddiye alan tipik bir Warhammer 40K hikayesi duruyor. Sadece biraz fazla tipik.

Space Marine, hikaye anlatımı ve kurgu yönünden pek bir şey vaat etmese de aynı sözleri bizlere sunduğu savaş atmosferi için söyleyemeyiz kesinlikle. Bu, her şeyden önce savaşın kaderini değiştirebilecek yeteneklere sahip kudretli ve korkusuz Space Marine’lerden biri gibi hissetmek ve Warhammer 40K’nın karanlık ve vahşi atmosferini solumak ile ilgili bir deneyim. Ve açıkçası bunu da başardığını söylemeliyim.

Öyle sanıyorum ki artık sağır sultan bile Space Marine’in oynanış olarak Gears of War’a benzediğini, hatta buna bir süredir “Gears of Warhammer” dendiğini duymuştur. Evet, Space Marine gerçekten de gerek omuz üstü kamerasıyla gerekse oynanış hissiyle Gears of War’un bir kopyası gibi duruyor. Lakin Warhammer 40K evreninde geçen bir aksiyon oyununun başka bir şeye benzemesi de pek mümkün değil sanki. En nihayetinde Gears of War, iri cüsseli ve kocaman zırhlı kahraman askerlerin insanoğlunu şeytani uzaylılardan kurtarmaya çalıştığı ne ilk ne de son oyun. Kaldı ki bu konseptin babası da bir anlamda Warhammer 40K diyebiliriz. Bu açıdan bakınca bütün bu benzerlikler son derece doğal geliyor.

Warhammer 40k space marine ss 11

Etrafımız bir anda çevrilebiliyor.

Ayrıca Space Marine, Gears of War’dan çok önemli bir konuda ayrılıyor: Oyunda siper alma sistemi yok. İlk bakışta kulağa biraz “modası geçmiş” veya “tembel işi” gelebilir. Ya da Relic’in “Gears of War’u bütünüyle kopyalamayalım canım” dediğini düşünebilirsiniz. Ancak bu pek de doğru bir yaklaşım olmaz. Zira siper almak, doğası gereği bizim korkusuz Space Marine’lerimize pek uygun bir eylem değil (her ne kadar masaüstünde siper önemli bir yer tutsa da) ve açıkçası bu durum, oyun boyunca zaman zaman işimizi oldukça zorlaştırsa da, “korkusuz bir askeri yönetme” deneyimini pekiştiriyor.

6 Yorum

  1. Zeratul

    Son zamanlarda zevkle bitirdiğim nadir oyunlardan biriydi. İspanyol paça zırhlarıyla Space Marine ler ortalığa daldımı Shrek vari onlarca ork un ‘Space Marine’ diye haykırarak kaçışması oldukça zevkli yanlarından biriydi oyunun.
    Oyunda siper alma çömelme gibi oynanış dinamiklerinin olmaması her ne kadar eksi bir unsur olsada benim için, bu açık oyun atmosferi vede heycanıyla kapatıyor kendini belli etmeden. Fazla sistem tüketmeyen ve kendine bağlayan gayet başarılı bir oyun bence.

    Kardeş Verenor.
    Kardeş Proteus.
    Savaş yeminini bu savaş
    balyozunun üstüne edeceksin.
    Bu kutsal silah, şanlı gazilerimizin
    elinde nice savaşlar gördü.
    Yabancı hayvanları ve şeytanları
    fark gözetmeksizin katletti.
    Bir gün bu silahı kullanacak
    kadar saygın biri olabilirsiniz.
    O güne kadar, önünde diz çökün.

  2. MUMTAZ

    teşekkürler gercekten 80 puanı hakkıyla alıyor buoyun bence grafiklerde tatmın edici düzeyde
    beni oyundan sogutan bır yonu var oyunun kombo yaparken karakterın hasar alması sen kombo yaparken öbür elemanlar senın işini bitiriyor anlıyacagın artislige yeryok

    en sevdigim yönü silaylar büyle vurus hisisi yok bibaşka oyunda bolter ve havi bolter mühteşem pancar gibi doğruyor orkları.

  3. onur_

    senaryoya diyecek pek bişi yok da multisi kesinlikle daha iyi olmalıymış. belki yeni mod falan çıkarırlar dlc mlc. 90 lirama değdi mi değdi ayrı kutulu aldım mis. 🙂

  4. Fuat Koseoglu

    İlk olarak Space Marine ne onu öğren hikayesi güçlü değilmiş,Ultramarines en onurlu falan değil tüm role playerlar onlara şirinler der çünkü genlerinde hiçbir bozukluk yoktur emperor’a devamlı uydukları için bu oyunda varlar ve bundan çoğu oyuncu şikayetçi,oyunun detaysız olmasının sebebi böyle bilgisiz adamlarında oynuyabilmesi için oyun inceliyorsan adam gibi incele

    • Uğur Yurtsever

      Selam Fuat, okuduğu Warhammer kitapları neredeyse boyunu geçmiş bir oyunsever olarak eleştirine hiçbir anlam veremedim. Hatta tam olarak ne demek istediğini de anlayamadım. Ha “onurlu” falan meselesi ise, burada senin veya bir başkasının Ultramarine’leri nasıl çağırdığından ziyade, Ultramarine’lerin kendilerini nasıl çağırdığı önemli. Sevgiler.

Bir cevap yazın