Universe at War: Earth Assault

Derin konulardan yola çıkılarak yapılan oyunların girişlerini uzun tutuyorum ki yalnızca oyunla kalmayıp kültürel bazı bilgileri de naçizane aktarmış olalım. Gerek duymayanlar yazının bir sonraki sayfasından okumaya başlayabilirler.

Universe at War: Earth Assault

Üzerinde yaşadığımız ve doğasından yararlandığımız, bizim için en büyük değerlerden biri olan gezegenimiz Dünya’ya ne kadar değer veriyoruz? Görünen o ki; insanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için her türlü donanıma sahip Dünya’yı her geçen gün yıpratıyoruz. Zaten hesabını da sormuyor mu? Örneğin nükleer bomba denemeleri ile oluşan sismik dalgalarla yer kabuğunu kırıp depremlerin oluşmasına, radyoaktif güç santralleri kurup ormanları yok edilmesine, egzost ile fabrika bacalarından çıkan dumanlarla ozon tabakasının delinmesine vb. gibi bir sürü afete zemin hazırlamıyor muyuz? Atalar her zamanki gibi doğru söylemiş “Ne ekersen onu biçersin.”. Bir de bunlar yetmiyormuş gibi kıyamet senaryoları oluşturup Dünya’nın ne tür bir sonla varlığını yitireceğini yıllardır tartışıyor veya kehanetler/kuramlar ortaya koyuyoruz.

Universe at War: Earth Assault

Dünya’nın varlığı bir şekilde son bulacak, fakat nasıl? İşte bu soruya da üzerinde yaşayan biz insanlar yanıt bulmaya çalışıyoruz (sanki çok umurumuzdaymış gibi…). Bu konu hakkında o kadar çok kehanet ve kuram var ki saymakla bitmez. Fakat en gözde bir ikisine değinebiliriz: Maya ve Mısır uygarlıklarının takvimlerinde 2012 yılı insanlık için son veya sonun başlangıcı olarak yer bulmuş durumda. Binlerce yıl önce yaşamış bu uygarlıklar nasıl olurda böyle bir bilgiye ulaşıp takvimlerine işleyecek kadar emin olabilirler. Hatta bu iki uygarlık hiçbir şekilde bir birileri iletişime geçmemiştir. Öyle ki aynı tarihte farklı yerlerde yaşadıklarından, bir birlerinden haberleri bile yoktur. Ama kehanetler bir birbirine yakın tarihlerdedir. Sahip olduğumuz teknolojiyle bile elde edemediğimiz astronomi alanındaki bilgileri kolayca bulan ve yaşantılarında uygulayan Maya ve Mısır uygarlıkları acaba doğru söylüyorlar mı? Dünyanın en bilge bilim adamını ve en bilge mühendisini getirin, Mısır’da bulunan Piramitler gibi bir yapı inşa edebilir mi? Hatta inşa etmeyi bırakın anlam verilemeyen gizemlere ne demeli? Piramit içerisinde bulunan firavunun mezar odasına yılda 2 kez güneş ışığı giriyor. Tahta çıktığı ve öldüğü gün! Piramit içerisinde hastaların daha çabuk iğleştiği ve bitkilerin dışarıya nazaran daha çabuk büyüdüğü gibi iddialar da var. Mayaların teknolojisi ile günümüz teknolojisini karşılaştırsak ezici bir üstünlüğümüz olduğunu görebiliriz. Peki, Mayalar nasıl olurda Dünya’nın eksenin var olduğunu bulabilirler?

Universe at War: Earth Assault

Gelelim 2012’de ne olacağına. Mezopotamya Mitolojisinde adı geçen ve Babilliler’in Marduk, Sümerler’in Niburru adını verdiği, 2012 yılında Dünya’nın çok yakınından geçip gezegenimizi aşırı derece tahrip edeceği söylenen bir gezegen var.. “Eeeee Mayalar buldu. Asurlular nerden çıktı?” demeyin. Mayalar ise şöyle söylüyor: Bulunduğumuz yıl 5. güneş çağının son günleriymiş. Bu son günlerin nedeni ise Marduk. Hititliler gibi birkaç Anadolu ve Mezepotamya uygarlıkları Marduk’u taş tabletlere resmetmişlerdir. Bu tabletler şuan ülkemizdeki tarih müzelerindedir. MÖ. 1600’lü yıllarda son geçişini yapan Marduk önümüzdeki yıllarda bir kez daha bizi ziyaret edecek mi acaba?!?!? 2012 yaklaşıyor…

Bu kadar kurgu ve kehanet yeter, konuya gelelim değil mi?

Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın…

Bir cevap yazın