Türk Yapımı Beş Fare Altlığı Testte

90’ların başında birçoğumuzun henüz birer çocukken oynadığı metin tabanlı macera oyunları (text adventures) bir kenara, 90’ların sonunda dudaklarımızı uçuklatan görselliğiyle Quake çıktığında dahi fare teknolojisinin bu denli gelişeceği tahmin edilemezdi. 10 yıl öncesine dönüp Beneath A Steel Sky, Fallout hatta Unreal oynadığım günlere bakınca tüylerim ürperiyor. Altındaki ağır manyetik topu ve her defasında içine nasıl o kadar çok doluşabildiklerine hayret ettiğim kirleriyle, her tutukluk yaptığında kablosundan tutup duvara vurmak istediğim ama kıyamadığım, rengi beyazdan kahverengiye dönmeye başlamış şirin farem…

Evet, kabul etmeliyim ki, bugün geldiğimiz nokta çok daha tüyler ürpertici. Bundan sadece çeyrek kuşak önce sade bir ev eğlencesi olarak hayatlarımıza giren bilgisayar oyunları, bugün eğlence sektörünün atar damarlarından biri haline gelmiş durumda. Akıl almaz bir hızla gelişen teknoloji, milyon dolarlık projeler, milyonları aşan satış rakamları ve tabi ki dünyayı tek bir küçük köy haline getiren internet denilen icat. Şimdi “nerelere girdin be oğlum nasıl bağlayacaksın konuyu” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak resmin bütününe bakınca, bugün profesyonel oyunculuk dediğimiz kavramın tam göbeğine düşüveriyoruz.

Pek bir şeye benzemese de işte icat edilmiş ilk fare, yıl 1964. Şüphesiz bugünkü fareler çok daha faremsi duruyor.

Pek bir şeye benzemese de işte icat edilmiş ilk fare, yıl 1964. Şüphesiz bugünkü fareler çok daha faremsi duruyor.

10 küsur yıl önce fare imleciyle piksel piksel dolaşıp işimize yarayan eşyayı bulmaya çalışırken, bugün neredeyse bizim yerimize oynayan kontrol cihazlarına sahibiz. Tabi ki bu donanıma sahip olmak için oyunculuğu bir iş olarak benimsememize gerek yok. Oynadığı oyundan aldığı keyfi konforlu bir deneyimle bütünleştirmek isteyen herkes, hatta oyunlarla alakası olmayan ofis patronları bile, bugünlerde bu tip ürünlere rağbet ediyor. Ürün yelpazesinin genişlemesi ve fiyatların da kabul edilebilir seviyelere düşmesiyle direksiyon setleri, gerçekçi titreşimlerle oyunları ellerimizle hissetmemizi sağlayan joypadler, bir F-117 ile gökyüzünde sevdiğimize kalp çizebilmemizi sağlayan simülasyon joystickleri gibi ürünlerin yanı sıra uzun süreli oyun seanslarında değerli ellerimizi yormayarak performansımızı en üst seviyede tutan klavye ve fare setleri hemen her yerde karşımıza çıkar oldu. Ancak bütün bunlar bir yana, en önemli ayrıntılardan birinin sık sık atlandığı da gözümüzden kaçmıyor. Birçok oyuncuya göre bir tamamlayıcı, birçoğuna göre ise başarının ve keyfin gizli kahramanı; fare altlıkları (mousepad).

30 küsur yıl önce Bill English icat ettiği fareyi ilk olarak neyin üzerinde kaydırdı bilinmez; ancak “ne gerek var canım, ittiriyon gidiyo işte” gibi bir bakış açısına sahip bir amcamız bile bugün piyasadaki ürünlere bir el atsa “faremi hangi altlık üzerinde kaydırsam yahu” diyerek sarhoş olabilir.

Bugün raflara şöyle bir baktığımızda Razer, Revoltec, A4 gibi farklı ürünleriyle de isim yapmış markaların fare altlığı modellerine rastlayabilirken, Steelseries, Qpad ve Nova gibi piyasaya sundukları fare altlıklarının kalitesiyle ün yapmış markalara da rastlıyoruz. Bugünlerde ise özellikle profesyonel oyunculuk alanında her zaman yokluğunu çektiğimiz bir Türk markası hayali gerçek oluyor gibi.

Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın…

3 Yorum

  1. Murat Kuyucuoğlu

    Ürünü geç fark ettim fakat aldım ve çok memnunum. Sahibinin yurtdışında yaşıyan bir Türk olduğunu okumuştum bir forumda. Khan gaming serisi rapid padden aldım mystic den ve gerçekten çok büyük ve 6mm kalınlık fazlasıyla iyi. yüzey süper. logitech mouse ile iyi anlaştılar.

  2. tolunay pakdemir

    khan gaming üreticileri gerçekten iyi ürünler çıkartmışlar ve yeni modelleri görünüyor sitede fakat nerelerden alabiliriz tam bulamadım Türkiye de, yardımcı olursanız sevinirim

Bir cevap yazın