T.C. Google Genel Müdürlüğü

İnternete sansür, filtre uygulaması, yasaklanan sözcükler derken…

T.C.Google

T.C. Google

Son günlerde internete sansür, yasaklı sözcükler, çevrimiçi filtre, kısıtlı alan adları vb. gibi konularda hararetli tartışmalar izliyoruz. Ekranda, çoğunun adı sansürü çağrıştıran bir devlet kurumunun başkanını, başkan vekilini, yetkilisini, sorumlusunu, ıvırını kıvırını görmediğimiz bir gün neredeyse yok. Envai çeşit endişeyi dile getiren onlarca çeşit soruya da yetkililerce verilen tek bir kurumsal, ezber yanıt var. “Filtre zorunlu değil!”

Bu “zorunlu olmayan” filtrelere hangi siteler, hangi aramalar, hangi sözcükler, hangi ölçütlere göre dahil edilecek, buna hangi kurul karar verecek, bu kurul yetkisini kimden alacak, kime itiraz edilecek, kararın uygulayıcısı kim olacak, uymayanın cezası ne olacak, kafaya göre filtrelenmiş bir sitenin gösterimi düşüp de kapanırsa ne olacak, bu kafalarına göre takılmaları olası kafaları kim neye göre seçecek, nasıl göreve getirecek vs.  gibi devleti, sektörümüzü, hatta hukuku, hatta iletişim özgürlüğünü, hatta demokrasiyi, hatta herkesi her an ilgilendiren onlarca soruya verilen yegane yanıtın “Filtre zorunlu değil” olmaması gerektiğine inandıklarını düşündüğümüz bazı matrak arkadaşlar yeni bir eleştirel hizmeti devreye sokmuşlar.

Evet, artık aramalarınızı T.C. Google Arama Motoru Genel Müdürlüğü sayfasından yapacak, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkan hizmet kalitesi neymiş görebileceksiniz. Bu kutlu gün şerefine biz de “Sansür” adlı etiketimizi, listesinin boş kalması dileğiyle ve 21.yy itibarıyla devreye sokmuş bulunuyoruz, hayırlı uğurlu olsun.

Ve de 15 Mayıs 2011 Pazar günü 45 ilde yapılacak İnternetime Dokunma! etkinliğini de bu fırsatla hatırlatmış olalım.

İnternetime Dokunma!

İnternetime Dokunma!

19 Yorum

  1. Ziyaretçi

    hay sizin internetiniz batsın emi siz ve biz farklı internetimi kullanıyoruz yoksa siz kendi aranızda kablo çekip farklı birşey mi kullanıyorsunuz. internetin ölmesine şukadar kaldı bu kadar kaldı yalanlarıyla birbirinizi gazlamanız sorun değilde olmayan birşeyle bunu yapmanız nasıl bir korku şekli anlamış değilim. Kardeşim eğer hiçbir paketi seçmezsen şuan ne kullanıyorsan aynısını kullanacaksın yani internetine sen dokunmazsan kimse dokunmayacak gidin bi okuyun be kardeşim.

    • Uyuma

      Yalan ! Yok öyle bir şey, insanları kandırmaya çalışıyorlar. Hiç bir paket seçmemek demek Standart olarak kalacaksın demek. Standart pakette de filtre var, dolasıyla yine filtreye maruz kalıyorsun.

    • logar

      Hay okuman yazman batsın, yazılanı iyi oku be kardeşim. Adam sitelerin gösterimleriyle kafaya göre oynayabilirler ve haberleşmeyi kısıtlayabilirler demiş. Kalkıp birisi örneğin sudan bir nedenle tomsu erişkin filtresine sokarsa da gösterimler düşüp de site kapanırsa ne olacak? Baktığın siteler yerden sebil bitmiyor, gösterimleri düşerse batarlar, sen de bayağı bir erişemezsin standart paketin de olsa. Kafanın hep tüketim kısmına çalışmasından hayatta birşey üretmediğin de belli oluyor.

      Konu filtrenin olması değil. Elbette çor çocuğu korumak gerekli, filtre de olsun, ancak hangi site veya içerik hangi filtreye ne kritere göre girecek kimse açıklamıyor denmiş. Bence de bu büyük risk. Hele ki bizim gibi demokratik şeffaf kurum, denetim, hukukun hızlı ve tarafsız işlemesi gibi kavramlardan yoksun, hatta tarihinde görmemiş bir memlekette o tür kurullar adamına göre bir karar alır, kıl oldukları neyse onu hacamat ederler, adam dava açsa bile torunlarına bile yetişmez sonucu ki zaten dava açması bile herifi mali olarak göçertmeye yeter, hizmet geberdiğiyle, sen de ulaşamadığınla kalırsın “filtresiz” de olsan, buna da bal gibi sansür denir, hem de tillahı.

      Zaten bu saatte polis zoruyla bunu yazmayacaksın diyemezsin artık, ancak böyle milleti ürküterek, bak filtre olmazsa kızınız o.. olur, darbeciler site açar, facebook gibi “rezil” teknolojiler evinize kadar girer komşunuzun şeyini görür günaha girersiniz filan gibi bildik laflarla arkadan dolanarak, korkutarak yaparsın Naziler gibi, sonra da o filtreye işine gelmeyen herkesi tıkarsın, hakkını aramaya kalkan adamı da süründürürüsün, vatan haini filan ilan edersin, kısacası önüne geleni sallandırırsın.

      Yahu bundan şikayet etmiyor muydu bu iktidar vesayet filan? Bu da vesayete yol açabilecek bir uygulamaysa siyaseten buna bir fikir belirtmesini isterim acilen ki neye göre oy vereceğimi bileyim. Elbette ister sağ, ister sol olsun birileri bu siyasi soru işaretini kullanır, eylem de düzenler, sokaklara da döker milleti, ki demokrasilerde dökmesi de gerekir.

      Siyaset boşluk kaldırmaz. Haberleşme hürriyeti gibi temel bir hakkı kısıtlaması oldukça olası düzenlemeler yaparken bunu siyaseten iyi açıklaman gerekir, ekrana iki bürokrat çıkarıp, anca dünyadan haberi olmayan geri zekalıları tatmin edecek açıklamalar yaptırırsan millet de “ne oluyor ulen” der ve sokaklara dökülür. Dökülmesi de iyidir, memleketin padişahlık olmadığı belli olur.

      Bu filtre uygulamasının rayından çıkma riski bence çok büyük, hem de sandığından, aklının aldığından çook. İnşallah birileri çıkar, herkesi geri zekalı yerine koymaktan vazgeçer, içimize su serpen zeka ürünü bir açıklama yapar. Özellikle ülkeyi yönetmeye sahip siyasiler yapsa iyi olur değil mi be kardeşim?

    • Ziyaretçi

      biraz anlayabiliyor olsan biraz kendi adına düşünme yetisine sahip olsan biraz biat etmenin ötesine geçebilsen bugun keyiflerine gore kapattıkları sitelerden sadece kendin gibilerin memnun olduğunu gorurdun. suçsa kapat yayınlayanaı cezalandır bakması suçsa ona da ceza ver suç degilse cek pis ellerini benim internetimden ozgurlugumden ben kendi adıma dusunurum seinn gibi aciz degilim sagol.

  2. salih

    iyi günler şikayetim var ben eryamanda oturuyorum evime geldiler ve bir kampanya var dediler ilk 3 ay üçret ödemeden limitsiz 49.90 tl.ödeme yapacaksınız vede elinizde ınt.varsada 150.tl.kadar borcunuzu biz karşılıcaz kapattığınıza dahir kağıdı bize fakslayın 3 ay daha ödeme ödeme yapmıcaksınız yani toplam 6 ay ödeme yok dendi ve bende güvenerek evimdeki vodofon vınn 5 cıagabaytlık ınt.iptal ettirdim 24.04.2011 tarihinde ınt.bağlattım sizin.a ma 3 gün önce bana fatura geldi 16 05 2011 tarihinde son ödeme diye 12.60 tl.sizi aradım bu fatura ne diye siz böyle bir kampanyaya üye değilsiniz dendi herşey sözleşme yapana kadarmıydı.iş bitti nasıl olsa diyerek.şikayetimden sonra sizi 9.99 üye yapacağız dendi kurye ile göndereceğiz kampanyayı dediler.peki benim vodofonu kapattığım 10 senedir kullandığım vede adamlar 5 kez aradılar neden kapatıyorsunuz diye arka arkaya aramalar yaptılar.ondan önce turkcell kullanıcıydım.bir kusur gördüm ve vodofona döndüm.sizde beni döndüğüme pişman ettirmeyin ve bu problemi biran önce halledin lütfen.vodofon kapattığım parayı karşılayın yada tüketici haklarına şikayet edeceğim beni mağdur duruma düşürmeyin vodofondan büyük olduğunuzu bana kanıtlayın beni hayal kırıklığına uğratın.

  3. LORDTEK

    Kimi arkadaşlar karanlık zihinlerinin kalıntılarıyla tek ve küçücük pencerelerinden bakarak herkesi, hepimizi ilgilendiren genel konuyu kendi özel alanlarında kazanım, rant elde etmeye çalışarak yorumlamışlar, onlara “yuh” diyorum.
    Siteleri kapatanlar bölge idare mahkemeleridir.
    – Babasının adı aslında Rıza değildir, bugüne kadar yanlış aktarılagelmesinin kaynağı şudur. Aslında Mehmet’tir.
    Şeklinde ifade barındıran bir siteyi ilgili bölge idare mahkemesi “yorum” yaparak karartılmasına (engellenmesine) de karar verebilir. “Yorum” konusunun yanlış işlerin Bağdat’tan dönmesiyle ülkemize verdiği zararları gördük. Demek ki sorunun kaynağı “yorum” durumu.

    • logar

      Bu “yorumu” yapan hukuk geçerli yasalara uymakla sorumlu, siyasiler de yasaları yapmakla sorumlu, bizler de oy verip siyasileri seçmekle sorumluyuz temelde.

      Kısacası hukukun “adil” olmayan kararlarından şikayet ederken, kimleri, ne için seçtiğimize çok dikkat etmek gerekir bence. Benim istediğim gelsin de isterse tokmak olsun, hatta ben de tokmak olayım dersen, başkasının tokmağı gelip seni çivi diye çakınca, özgürlüklerini, haklarını bir şeyler adına kısıtlamaya, kötüye kullanmaya kalkınca, tokmak niyetine yasa çıkarınca, hukuk da buna uyunca kızamazsın. Yasalar adil, demokratik ve özgürlükçü olmadıktan sonra mahkemenin kararı hukuki olsa ne yazar olmasa ne, yine adalet yerini bulmaz. Memlekette her şeyin çivisi bu yüzden çıkmıyor mu zaten? Sonra millet adaleti kendi vermeye kalkıyor ortalık kan revan, kavga kıyamet.

      Ne zaman çoğumuz özgürlük, demokrasi ve adaleti gözeterek, dahası kendimizi başkalarının, hatta en beğenmediklerimizin bile yerine koyarak düşünür, empati yapar, tokmak olmaktan vazgeçerek oy veririz, fikir beyan ederiz, o zaman bizi temsil edenlerin ve yaptıkları yasaların niteliği değişir, hak, adalet ve özgürlükler artar, kısacası herkes daha medeni bir toplumda, daha özgürce ve daha mutlu yaşar. Yoksa bu kafayla marabalıktan kurtulamayız, muasır medeniyet yanımızdan geçer gider, biz de öküzün trene baktığı gibi bakarız daha yüzyıllarca, umutlarımız da kırılır, ağlaşıp dururuz. Şimdi oyumu hakedecek parti yok diyenleri de duyabiliyorum ama talep etmezsen, ona ses verecek bir siyasi hareket de zaten oluşmaz.

      İşte bu yüzden mahkemelerin muhtelif yorumlarını baskıcı, kısıtlayıcı, kötüye kullanılabilir ve anti-demokratik “tek bir yorum” altında birleştirme olasılığı olan filtre, yasaklı kelime gibi düzenlemelerin de “siyaseten” tartışmaya acilen açılması gerektiğine inanıyorum ki neye oy verdiğimizi bilelim, kim özgürlüklere, adalete, hukuka ne kadar, nasıl sahip çıkıyor, yaklaşımı nedir bir bakalım, yoksa sorumluluğu ona buna yıkıp, küfredip, bağırıp çağırıp, çocukça isyan etmek kolay. İsyan ediyoruz ama çoğumuz oyumuzun rengine karar verirken ayakkabı alırken düşündüğümüz kadar bile düşünmüyoruz.

      Verdiği oyla adalet, demokrasi ve özgürlükler arasındaki bağlantıyı kurmakta zorlananlar olduğunu da görüyorum çevremde. Dahası siyasi partiler yasası berbat, bir oy ne farkeder, zaten oylar çalınıyor filan gibi bildik laflara sığınıyorlar. Başka bildiğiniz bir metod varsa söyleyin dediğimde de, karşının tokmak olmasından güya şikayet eden arkadaş hemen “ben olsam…” diye lafa girip işi kendisi tokmak olsa ne yapacağına getiriyor. Sonra da kendisi dışında herkesten şikayet ediyor, fırsat verilmediğinden, şanssızlıktan, önünün kesildiğinden dem vuruyor 🙂 Bir çeşit 6 yaş psikolojisi.

      Kendimiz için istediğimiz özgürlükleri başkaları için de istemeyi bilmediğimiz sürece hepimizin itilip kakılacağını bir anlayamadık gitti. Bu demokratik kültür denilen meret de öyle yavaş gelişiyor ki anasını satayım. Ben de buna isyan etmiş olayım yasak, filtre falan bahane edip, konuyu dağıttım zaten bayağı işin özünü didikleyim, bataklığı kürekleyim falan derken 🙂 Biraz amele işi oldu.

  4. gtx

    Eğer 22 Ağustos çıkacak olan bu yeni yasa yürürlüğe girerse netin ne tadı, ne tuzu kalır. Yahu, yasayı, sansürü, filtreyi de geçtim, internet özgürlük değil mi ! Özgürlğümüzü elimizden almayın, ister ansiklopedik bilgiler okurum, ister porno izlerim, ister müzik dinlerim, ister muhalif basını takip ederim, ister hükümet yanlısı sitelerde yorum yazarım. Size ne kardeşim size ne ?
    Sansüre her zaman hayır. Ama üzülerek söyleyeyim ki onca gürültüye patırtıya rağmen maalesef bu yasa yürürlüğe girecek : /

  5. Sabertooth

    Zamanında gazetenin ara sayfalarından birinde Tesettür giyim firmasının bir sloganı vardı. “Herşeyin bir sınırı var. Özgürlüğünde…” Bu filtre yada adı her ne zıkkımsa mantığıda burdan geliyor. Çünkü adamlar o kadar alıştılar ki bizi koyun gibi gütmeye, kimsenin aklına “Yahu biz çıkışları filtreliycemize önce bir geliştireydik be” demek gelmiyor. Ulan zaten içler acısı bir yurt dışı çıkışımız var. Ona birde filtreyle yavaşlatırsan geriye ne kaldı? Çocukları internetteki tehlikelerden korumak devletin değil, ailenin görevidir. Bu konuda Amerika’da açılmış bir dava vardı. Eyalet yönetimi bizim yapmaya kalktığımız yasayı yapıyor. Adamın biride üst meclise itiraz ediyor, Mahkemede adamı haklı buluyordu. Belgelerini falan hatırlamadan yazdığım için biraz şehir efsanesi gibi geliyor farkındayım ama sonuçta kimseye de yalan borcum yok.
    Hükümet her derdi tasayı halletti, AB Üyeliğine tarih aldık falan işimiz gücümüz yok bari internete bir ayar çekelim diyecek duruma ne ara geldi de biz göremedik? Yapılacak dolu iş varken bunlarla uğraşmanın manası nedir? Yargı, basın, kamu daireleri tek tek ” filtrelenirken ” umrumuzda olmadı da Yarın birgün 2 porno izleyemiyeceğimizi duyunca hükümetin baş aleyhtarlığının yapmanın dürüstlüğü nedir?
    Özetle, liderler, partiler, hükümetler değişir ama biz aynı kaldığımız müddetçe ezilen, hayatın hep çamurlu tarafına denk gelen hep biz olacağız.Artık bir şeylere uyanmanın vakti sizce de gelmedi mi?

  6. Ziyaretçi

    Arkadaşlar adamların yaptıklarını niye dine mal ediyorsunuz ben inan bir insanım ve bu adamlar beni asla temsil etmiyorlar.Baş örtüsü ile bu olayın ne alakası var Allah aşkına.
    Bu memlekette ne kötülük varsa dine mal ediliyor din mi diyor, çalın çırpın yalan dolan vb.İnanmıyorsanız bile saygılı olun.
    Adamların amacı başka becereksizliklerini kapatmak için sansasyon haberler üretiyorlar.Yoksa ekonomideki kötü gidiş ortaya çıkacak.

  7. Sabertooth

    Dinimiz tabiki çaın çırpın demiyor, ama yazdığımı bir daha dikkatlice okursanız demek istediğimin baş örtüsüyle alakası olmadığını sadece bir üst yorumdaki interneti kısıtlamanın mantığı nerden geliyor sorusuna kendimce olan görüşü bildirmiştim. tesettür giyim reklamından örnek vermemin sebebide hükümetinde tam da o reklamın sloganındaki gibi özgürlükte dahil herşyin bir sınırı, freni olmalı şeklinde düşünmesinden kaynaklandığını anlatmak içindi. Adamları derdi gündemi değiştirmek olabilir doğrudur ama sıkıntıları bence ekonomiyi gizlemek değil. Kağıt üstünde nede olsa herşey güllük gülüstanlık. Gerçeği yansıtmayan %4 lük enflasyon oranımız var ne de olsa çok şükür. Ama o sokağa yansımayan enflasyon oranı yüzünden bizim aldığımız maaş zamlarıda en fazla %5 oluyor ne yazıkki. Kimsenin bunu düşündüğü yok.
    Yukarıdaki yorumda da belirttiğim gibi. Önce bizim bir şeyleri farketmeye başlamamız gerekiyor. Bunun içinde önce birbirmizi doğru anlamamız gerekiyor. Ya da en azından söylediklerimizi/yazdıklarımızı sonuna kadar okumak.

  8. Ziyaretçi

    Geçen yıllarda bazı yorumlarımda şunu demiştim. “İnternetin kablosunu 15 yıl önce çekmediğiniz için müteşekkirim.” birileri sanki benim bu çağrımı hemen değerlendirerek internetin fişini çekmeye mi hazırlanıyor. Zamanında olmuştu çünkü, matbaayı getirtmeyenlerle getirenler aynı kişilerdi. O zaman matbaanın yokluğu en büyük eksikliğimizdi ya. Şimdi matbaalar kitap basmaktan bıkmadı biz okumaktak, Türkiyenin yer yapısı Türkiyedeki kitapları taşımakta güçlük çekmekte, yarımada adeta tabana doğru heryıl çökmekte.

    İnternetin fişini çekin ki, yeni teknolojiler, internet uydu çanakları çıksın. Çekin ki bunca yatırım köhne devlet kurumlarının network ağına dönsün.

    “Sansüre hayır.”

  9. Ziyaretçi

    İktidar Partili dostlara tavsiye, Parti halkın gözünde en azından şuan kendisinden oy almayan insanların gözünde gün gün bitiyor. Kendi ayağına çelme taka taka gider gibime geliyor. İnternet sansüründe çin komunizmini geçecek gibiyiz. Bırakın insanları kendisine, eğer Allah isteseydi kötülüğe bakan gözü kör ediverirdi. Etmediğine göre size ne oluyor. İnsanlar internette istediğine baksın. İstediğini incelesin. AB kriterlerinde sansür mü yazıyor Allah aşkına. Her aile çocuğuna sahip çıksın, terbiyesine ve eğitimine baksın.

  10. Digiturk LigTv Bayi

    İnternetin ne olacagı konusunda kafamda henüz bir tablo oluşmadı yetkililer uyuyormu eger bu tam bir kısıtlam sansür degilse cıksın bilimsel olarak izah etsin yok kısıtlama sansür devlet kontrolunde olacak diyorsada desin bu ne anlamsız muhabet sıktı artık.

  11. Ziyaretçi

    Olayın yetişkinler ile alakası yok. Devlet, çocukların ve gençlerin ruhsal ve bedensel gelişimlerini korumakla görevlidir. Ebeveynlerin koruyamadığı çocukları hükümet korumak zorunda kaldı.

    İnternet kullanıcıları, filtre-filtresiz şeklinde fişlenmiş olacaklar belki ama bu fişlerin kimsenin işine yarıyacağına inanmıyorum.

    Filtreye alternatif bir öneriniz var ise paylaşın lütfen.

Bir cevap yazın