Serious Sam 3: BFE İnceleme

No Cover, All Man

Serious sam 3 ss 6

Her zamanki gibi üçüncü şahıs bakış açısı da bir seçenek...

Serious Sam 3: BFE (Before First Encounter) adından da anlaşılacağı gibi bizleri ilk oyunun öncesinde yaşananlara götürüyor.

Hatırlarsanız ilk oyunda Sam, tüm insanlığı yok edip evrene hükmetme amacıyla dünyamızı işgal eden Mental adındaki  şeytani uzaylının defterini dürüp tarihin akışını değiştirebilmek için Time Lock denen tuhaf objeyi kullanarak zamanda geri gidiyor ve Mental’in dünyamıza ilk kez geldiği antik Mısır dönemine dönüyordu. Macera sonraki oyunlarda Maya, Mezopotamya ve Ortaçağ Avrupası’na kadar uzanıyordu hatta. Serious Sam 3: BFE ile işte bütün bu olayların başlangıcına dönüyoruz. Mental’in gülünç derecede tuhaf ama fazlasıyla ölümcül yaratıklarıyla dünyamızı anlamsızca işgale başladığı 22. yüzyıl Kahire’sine.

Tabii siz de iyi biliyorsunuz ki hikaye ile ilgili tüm bu detayların pek bir önemi yok aslında. Evet, bu kez oyunda çok daha fazla konuşma var, bütün bu uzaylı istilası daha bir inandırıcı görünüyor ve hatta Sam’in tişört ve kot pantalon giyip ortalıkta uzaylı avlayan karton bir karakterden daha fazlası olduğunu bu sefer daha net hissedebiliyoruz. Ancak bütün bu hikaye parçacıkları, bir sonraki bölümde hiç bitmeyecekmiş gibi üzerimize akın eden ucube uzaylı sürülerini daha büyük silahlar kullanarak havaya uçurma isteğinden fazlasını vermiyor bize. Eh, Serious Sam’in olayı da bu değil mi zaten?

Kesinlikle!     

Aslına bakarsanız oyunun ilk yarım saati alıştığımız çılgın Serious Sam temposundan çok bir Call of Duty parodisi tadında geçiyor; oldukça ağır. Elimizde birkaç sıradan silahla Kahire’nin yerle bir olmuş daracık sokaklarında “ciddi” bir direnişle karşılaşmadan ilerliyoruz. Lakin Serious Sam 3: BFE, çok geçmeden, seriyi tanımlayan ne varsa toplayıp hepsini suratımıza bir tokat gibi çarpma konusunda bir hayli cömert davranmaya başlıyor. Kaos, vahşet, grotesk yaratıklar, büyük silahlar, daha çok yaratık, daha çok silah, daha büyük yaratıklar, daha büyük silahlar, daha fazla vahşet, daha fazla yıkım… ve evet… mutlak kaos ve sonsuz aksiyon! Birkaç saatin sonunda kendimizi serinin en zor, en yoğun, en vahşi, en kanlı, en acımasız, en stresli ve aynı zamanda en eğlenceli oyununun içinde buluyoruz.

Serious sam 3 ss 2

Bu sadece durağan bir sahne.

Croteam’in kaos ve vahşet reçetesi de pek değişmemiş üstelik. Önceki oyunlardan tanıdığımız birçok sevimli dost bizleri yalnız bırakmıyor yine. Başsız kamikaze bombacıları, iskelet atlar, minigun’lı akrepler, tepegöz kılıklı Gnaar’lar, melek kanatlı-Jenna Haze vücutlu cadılar ve dahası… Hatta yenilenmiş imajlarıyla artık çok daha korkutucu görünüyorlar. Hmm, evet… zaman zaman da birazcık komik. Bu arada bazı yeni dostlar da ediniyoruz elbette… üstelik birkaçı oldukça iri, kimisi de epey göbekli. Tabii tüm bu neşeli dostlukları ilerletmek için gerekli ekipmanı da zamanla elimizin altında bulmaya başlıyoruz. Tabanca, pompalı tüfek çifteli ve keskin nişancı tüfeği (mermisini bulmak çok zor olsa da) gibi konvansiyonel oyuncakların yanı sıra roketatar, cannon ve minigun gibi serinin sevilen canavarlarıyla da haşır neşir oluyoruz bolca. Ayrıca bir balyozumuz, patlayıcı mermiler atan Devastator adında yeni bir pompalımız, uzaktan patlatabileceğimiz C4’lerimiz, enerjisini yalnızca haritaların gizli noktalarında bulabileceğimiz çok etkili bir lazer tüfeğimiz ve karşımıza çıkan zavallıları paramparça edecek Mutilator adında çok çılgın bir silahımız da oluyor. Ha, unutmadan bir de holografik nişan tertibatına sahip modern saldırı tüfeği var…

Hırvat dostlarımızın serinin klasik oldschool oynanışına yaptığı tek modern dokunuş bu saldırı tüfeği değil. Hızlı koşma, nişan alma (ironsight) ve şarjör değiştirme gibi bir takım yenilikler de bizleri bekliyor Serious Sam 3 BFE’de. Bunu duymak bazı arkadaşların canını sıkabilir belki, bilemiyorum. Ancak şu da bir gerçek ki; bu yeniliklerin hiçbiri modern FPS deneyimini tanımlayan şeyler değil ve bu durumda Serious Sam’i de klasik oldschool köklerinden koparmıyor doğal olarak. Zaten nişan tertibatı ve şarjör değiştirme yalnızca birkaç silahta var ve hatta bu üç yeniliğin hiçbirini kullanmadan oyunu bitirdiğimizde “Oldschool” adında son derece havalı bir Steam başarımı da kazanıyoruz. 🙂

8 Yorum

  1. XaeRo

    serious sami ilk oynadığımda, oyunun mantığını ve tarzını bilmediğim için, ilk kez o dev gibi bir arenaya geldiğimde, kendi kendime, ulan kocaman yerde ne yapacam ben demiştim. sonrasında bana o arenayı dar ettilerdi ve keşke daha büyük olsaydı demiştim 🙂 hele oyunun ikinci versiyonundaki son bölümde, o sonsuz büyüklükteki haritayı hatırlamak bile istemiyorum. binlerce yaratık heryerden geliyor, gökten metorlar yağıyor, öldür öldür bitmiyor, mermi dayanmıyor felan. gerçektende aksiyonun bo..unu çıkaran gelmiş geçmiş en eğlenceli oyundu benim için. inceleme de oyuna yakışır tarzda olmuş teşekkürler. sarıhüsam amcaya saygılar. özlemiştik kendisini 🙂

  2. Zeratul

    Serious Sam her ne kadar adına ithafen ironik bir şekilde gayri ciddi bir oyun olsada en sevdiğim salt FPS heycanı veren oyunlardandır. Fazla zeka gerektirmeyen ama dikkat gerektiren, eğlenceyi iyi bir şekilde hissettiren bir oyun, can sıkıntısına birebir.
    Bu arada Uğur Bey Jenna Haze olayınıda unutmadık 😀

Bir cevap yazın