Serious Sam 3: BFE İnceleme

… Bir düzine kadar sevimsiz uzaylıyı daha tepeledikten sonra dar ve tozlu ara sokakları hızlı adımlarla geçmeye çalıştı. Öğle güneşi tam tepeden bakmaya, son birkaç saattir soluduğu toz genzini yakmaya başlamıştı. Aşağı yukarı yarım dakika hiç bir direnişle karşılaşmadan ilerledi- ki bu gerçekten uzun bir sessizlik demekti. Genişçe bir meydana varmıştı sonunda. Şehrin ne denli büyük bir yıkıma uğradığı buradan daha iyi anlaşılıyordu. Gözü neredeyse tamamen yıkılmış binaların oluşturduğu gri harabenin ötesinde, ufukta dimdik yükselen piramitlere takıldı bir an için. Tam o anda hemen arkadaki minik tepeden iki elinde tuttuğu koca bombalarla koşturarak üzerine gelmekte olan kamikazenin sinir bozucu bağırtısını duydu. “AAAAAAAA!!!”… Tabancasından gelişi güzel çıkan üç mermiyle bitirdi işini. Patlamanın şiddetiyle vücut parçaları etrafa saçıldı. Kendi kendine söylendi alaycı bir ses tonuyla; “o kadar bağırdın da n’oldu ha?”… Cümlesi henüz bitmişti ki tepenin ardında devasa bir toz bulutu havalandı ve kulakları sağır eden bir bağırtı koptu…

Serious Sam: First Encounter, bundan tam on yıl önce raflarla buluştuğunda piyasaya yeni bir soluk getirmişti kuşkusuz. Half-Life’tan sonra çıkan hemen her FPS oyunu “hikaye anlatmaya çalışmak” fikri etrafında şekillenen samimiyetsiz bir tasarım felsefesi güderken, Serious Sam ile bu tip dertleri olmayan; tek amacı harika görselleri, bir an olsun durmayan kaotik aksiyonu ve enteresan mizah öğeleriyle hızlı, sadistik ve çılgıncasına eğlenceli bir oldschool shooter deneyimi sunmak olan bir oyun bulmuştuk karşımızda. Pek çokları bunu “beyinsiz aksiyon” olarak adlandırmıştı belki. Ancak gerçek olan bir şey vardı ki; Hırvat Croteam, kağıt üzerinde son derece çiğ görünen bu formülü neredeyse Doom kadar kusursuz, fazlasıyla tatmin edici ve oldukça dengeli bir şekilde uygulamış, kısa sürede oldukça büyük bir hayran kitlesi yaratıvermişti. Devam oyunları da peşi sıra geldi haliyle, her ne kadar ilk oyundaki adrenalin seviyesinin üstüne çıkma konusunda pek başarılı olamasalar da…

Serious sam 3 ss 3

Evet. Sam Stone geri döndü! Ve bu kez acayip ciddi.

Son Serious Sam oyununun üzerinden geçen altı yıllık süre zarfında ise (son iki yılda çıkan yeniden yapımları saymıyorum tabii) “ana akım” oyun endüstrisi çok daha “ciddi” yapımlara yöneldi siz de takdir edersiniz ki.

Artık oynanıştan ziyade hikaye anlatımının, içinde kaybolduğumuz kocaman haritalardan ziyade her köşe başında bir ara sahneyle karşılaştığımız daracık koridorların ve hemen her aksiyon anı önceden hazırlanmış modern FPS’lerin dönemindeyiz. Peki geniş omuzlu, fıçı göğüslü, kot pantalonlu korkusuz ve muzur  kahramanımız Sam “Serious” Stone için de hala bir yer var mı piyasada? Bir başka deyişle; siper almanın amatör işi olduğu, deli danalar gibi koşturarak üzerimize akın eden sonsuz ucube dalgalarıyla boğuştuğumuz, tetiği her çekişimizde ortalığın bir katliam alanına döndüğü, dev boss’ların canımıza okuduğu, sağlığımızın kendi kendine değil etraftan topladığımız sağlık paketleriyle dolduğu, karşımıza çıkan silahları sınırsızca yanımıza alabildiğimiz ve belki daha da önemlisi hikayenin tamamen göz ardı edilebilir olduğu bir oldschool FPS için…?

Serious sam 3 ss 1

...ciddi ve acımasız. Biraz da muzur!

Dürüst olmam gerekirse; Croteam’den gelen inceleme versiyonunu Steam üzerinden indirip oyuna girene kadar yeni bir Serious Sam oyunu isteyip istemediğimden emin değildim. Evet, eski tarz FPS oyunlarını seven herkes gibi ben de bir Serious Sam hayranıydım ve oyun çıkmadan önce yayınlanan videolar gerçekten harika görünüyordu. Fakat bir yandan da bunun daha öncekilerden farklı bir deneyim sunmayacağını, hatta bir noktadan sonra kendisini fazlasıyla tekrar etmeye başlayacağını düşünüyordum. Kaldı ki bu yıl geri dönüş oyunları açısından pek parlak geçmemişti, özellikle de Duke Nukem Forever’ın ağızlarda bıraktığı sevimsiz tadı düşünürsek. Oyunun henüz ilk saniyelerinde üzerime atlayan tepegözün kocaman gözünü yerinden çıkardıktan sonraki birkaç saat sonunda anladım ki, Serious Sam asla bu tip kaygılarla ilgili bir deneyim değildi ve karşımızda bizleri oldschool FPS’lerin altın yıllarına geri götüren gerçek bir geri dönüş oyunu duruyordu. Sonraki üç koca gün boyunca da bu fikrim değişmedi.

8 Yorum

  1. XaeRo

    serious sami ilk oynadığımda, oyunun mantığını ve tarzını bilmediğim için, ilk kez o dev gibi bir arenaya geldiğimde, kendi kendime, ulan kocaman yerde ne yapacam ben demiştim. sonrasında bana o arenayı dar ettilerdi ve keşke daha büyük olsaydı demiştim 🙂 hele oyunun ikinci versiyonundaki son bölümde, o sonsuz büyüklükteki haritayı hatırlamak bile istemiyorum. binlerce yaratık heryerden geliyor, gökten metorlar yağıyor, öldür öldür bitmiyor, mermi dayanmıyor felan. gerçektende aksiyonun bo..unu çıkaran gelmiş geçmiş en eğlenceli oyundu benim için. inceleme de oyuna yakışır tarzda olmuş teşekkürler. sarıhüsam amcaya saygılar. özlemiştik kendisini 🙂

  2. Zeratul

    Serious Sam her ne kadar adına ithafen ironik bir şekilde gayri ciddi bir oyun olsada en sevdiğim salt FPS heycanı veren oyunlardandır. Fazla zeka gerektirmeyen ama dikkat gerektiren, eğlenceyi iyi bir şekilde hissettiren bir oyun, can sıkıntısına birebir.
    Bu arada Uğur Bey Jenna Haze olayınıda unutmadık 😀

Bir cevap yazın