Risen 2: Dark Waters İnceleme

İsimsiz Kahraman Geri Döndü!

Risen 2: Dark Waters, bizleri ilk oyunun birkaç yıl sonrasına götürüyor. Evvel zaman içinde dünyayı yaratmak için tanrılara yardım edip sonra da kendi aralarında sonu gelmez bir dövüşe tutuşan kadim titan lordlarının öfkesi, en sonunda dünyayı vurmuş ve insanoğlunu mutlak yok oluşun eşiğine sürüklemiştir. Bu yetmezmiş gibi bir de denizin derinliklerinden gelen korkunç canavarlar, insanlığın hayatta kalabilmek için son umudu olan ikmal yollarına musallat olmaya başlamışlardır. Tüm bu kaosun arkasında ise tek bir isim vardır aslında: Şeytani deniz tanrıçası Mara (Küçük Deniz Kızı’ndaki Ursula’nın seksi versiyonu gibi hayal edebilirsiniz).

Bütün bunlar yaşanırken; ilk oyundaki isimsiz kahramanımız ise (evet yine aynı karakteri yönetiyoruz), gerek ilk oyunda yaptıklarının ardından kendisine bir teşekkür bile edilmeyişinin verdiği duygusallık, gerekse dünyanın içine düştüğü umutsuzluğun getirdiği sıkıntılar yüzünden kendisini alkole vermiştir. İlk oyunun sonunda Inquisition’a (Risen evrenindeki askeri ve idari organizasyon; kendilerini 17. Yüzyıl İngiliz kolonistlerine de benzetebiliriz) katıldığından bu yana işler pek yolunda gitmemiştir anlayacağınız. Umutlar hızla azalmaktadır… ve tabii ki rom stokları da. Ta ki güneydeki korsanların elinde Mara’yı durduracak gizemli bir silah olduğuna dair kuvvetli söylentiler ortaya çıkıncaya dek. Kahramanımızın Inquisition ile olan tüm bağlantısı kesilir ve bir çeşit gizli ajan tadında kılık değiştirerek efsanevi korsan Steelbeard’ın mürettebatına sızıp bu söylentileri araştırması emredilir. Ve olaylar gelişir…

Olaylar gelişir dediysek de o kadar değil...

Öncelikle bir şeyin altını çizmem gerekiyor. Risen 2: Dark Waters, her ne kadar ilk oyunun devamı gibi görünüyor olsa da, olayları kavrayabilmek için ilk oyunu oynamış veya bitirmiş olmanız gerekmiyor. Risen’a dair bir takım ufak tefek referanslar ve bazı önemli karakterlerle karşılaşıyoruz elbette. Ancak bu tamamen farklı bir konsepte sahip yeni bir hikaye örgüsü ve Almanlar da  henüz daha oyunun açılış sahnelerinde etrafımızda neler olup bittiğini kabul edilebilir bir şekilde anlatmayı başarmışlar. Bu önemli bir şey tabii. Lakin hikayenin geri kalanı, açıkçası hiç de arzu edeceğimiz bir kalitede gelişmiyor.

Kabul ediyorum; Piranha Bytes oyunları, hiçbir zaman BioWare veya CD Projekt’inkiler gibi etkileyici bir anlatıma veya zengin bir metine sahip olmadı. Ama Risen 2: Dark Waters, bu açıdan Piranha Bytes standartlarının da altında kalmış. Her şeyden önce, oyun çok uzun süredir yapım aşamasında olacak ki; Alman dostlarımız, bir noktadan sonra isimsiz kahramanımızın gizli bir görev ile yola çıktığını unutuvermiş. Zira ne gerçekten böyle bir görevin varlığını hissediyoruz, ne gerçekten gizli bir şeyler çeviriyoruz, ne de birileri gerçek kimliğimizden şüpheleniyor… Kimse aslında kimin tarafında olduğumuzu bile umursamıyor. Bir süre sonra ise her şey, dört meşhur korsan kaptanının elinde tuttuğu antik silahları alıp Zelda’dan fırlamış tapınaklara gitmek ve nihayetinde de oyunun geri kalanı gibi son derece özensiz hazırlanmış ve tatmin edici olmaktan uzak final savaşına ulaşmakla ilgili hale geliyor. Bu uzun yol boyunca ise kendimizi sürekli olarak aynı şeyleri yaparken buluyoruz (ki buna da ayrıca değineceğim).

Sonunda sağlığımızı kafayı çekerek doldurabileceğimiz bir oyun...

Öte yandan karakterlerin ve diyalogların da güçlü olduğunu söylemek zor. Özellikle de bunun korsan temalı bir oyun olduğunu düşünürsek. Diyalogların büyük bir bölümü- genellikle vasatın altında kalan ruhsuz seslendirme performanslarından, şaşırtıcı derecede abartılı robotik karakter animasyonlarından ve pek özensiz hazırlanmış metinlerden olsa gerek- donuk ve sıkıcı. Oyun dünyasını dolduran karakterler ise, inandırıcı insani duygular ve tavırlar sergilemekten fersahlarca uzak. Ana karakterimiz bile bir anti-kahraman karizmasına, duruşuna ve zekasına sahip değil. Diyalog seçenekleri, ilk bakışta çeşitliymiş gibi görünebilir, ama ortaya belirgin bir “rol yapma” üslubu koymamızı da sağlayamıyorlar ne yazık ki. Tamam bir Jack Sparrow, Jack Shandy ve LeChuck gibi güçlü ve akılda kalıcı karakterler beklemiyordum, ama karakterlerin inandırıcılıktan uzak, özensiz ve fazlasıyla stereotip olmaları da canımı sıktı açıkçası. Yine de zaman zaman eğlenceli diyaloglarla, enteresan tiplerle ve neşeli olaylarla karşılaştığımızı da söylemeliyim. Lakin oyunun mizahi üslubu, genel itibariyle Emre Belözoğlu’nu bile utandıracak kadar küfür ve ırkçı vurgu içeriyor. Hatta bırakın komik olmayı, son derece rahatsız edici seksist söylemlerin olduğunu da belirteyim. Hepsi bir yana; oyundaki hırsız gnome kabilesinin üyelerinin Ulvi, Kaan, Zeki, Nuri ve Halil gibi Türk isimlerine sahip olması da gerçekten acayip bir zekanın ürünü. Almanlar bu tip vurguları gerçekten komik mi buluyorlar çok merak ediyorum. Bu rahatsız edici “kötü mizah” anlayışına rağmen zaman zaman gerçekten zekice hazırlanmış kara mizah parçacıkları da hissediyoruz ama. (özellikle voodoo bebeği, çamaşırhane makbuzu ve peruklu Monkey Island 2 referansı çok güzeldi mesela) Lakin bu minik parıltılar, anlatımın genelini kurtarmaya yetmiyor. Hikayenin, diyalogların, karakterlerin ve oyun dünyasının tonu, The Witcher 2’deki “yetişkin” ve “karanlık” tonun çok gerisinde- ki söz konusu korsan konsepti olduğunda benzer ağırlıkta bir şeyler beklemek çok da tuhaf olmasa gerek. Hiç değilse yerli kabilelere “spearchucker” diyecek kadar “ergen” bir tonla karşılaşmasaydık iyiydi…

12 Yorum

  1. nutella'nın gizli tarifi

    yemek yerken sizin incelemelerinizi okumak bende alışkanlık haline gelmişti.
    Elime bir tabak alınca sitenize saldırıyorum.
    Bir süredir yeni inceleme göremiyordum.
    Şimdi kahvaltının yanında güzel gitti bu, epey eğlenceli olmuş elinize sağlık.

  2. küheylan

    elinize sağlık uğur bey,yine yardırmışsınız çok doyurucu buldum incelemeyi.valla uğur twilightı eleştirse okurum lan,bi de oyun güzel olaydı,neyse sağlık olsun

  3. piranha

    İnceleme için teşekkürlerimi sunuyorum ama unuttugunuz çok önemli bir detay var: TURKLERE HAKARET …

    Ortalıkta dolaşan hindileri görmüşsünüzdür, başlarda önem vermemiş olsam da, aklıma da takılmadı degil.Niye hiç tavuk yok diye.

    Daha sonraları oyunda Thieves Island ‘da Turk isimlerini çirkin ve hırsız “gnome “.lara verdiklerini gördüğümde şoke oldum resmen.

    Evet “Nuri, Zeki, Ulvi, Kaan “.gibi isimler ve ortalıkta dolaşan “Turkey “lere vurmakla birlikte kesin emin oldum.

    Bu korsan oyunu kesinlikle “korsan ” ı haketmekte, hatta daha fazlasını …

    Sizler de tepkisiz kalmayın, çünkü ben öyle yapacağım.

    • Uğur Yurtsever

      Selam, öncelikle hoş yorumlarınız için teşekkür edererek başlayayım. Sonra “hep eleştirilere yanıt veriyor” denmesin. 🙂

      Hatırlatman için teşekkürler piranha. Bunu (ve aslında daha birçok şeyi) notlarım arasına aldığım halde yazıyı biraz zor şartlar altında hazırlamak durumunda kaldığım için olsa gerek “ırkçı vurgulardan” bahsettiğim kısma eklemeyi unutmuşum cidden. Affınıza sığınarak düzenliyorum.

      Aslına bakarsan oyunun bu açıdan ciddi bir üslup problemi olduğu kesin. Zira oyundaki son derece ucuz seksist vurgular da beni gerçekten fazlasıyla rahatsız etti. Gerçekçi olmaktan ziyade son derece bayağı ve yapay durduğu kesin. Irkçı ve seksist vurgular The Witcher 2’de de vardı mesela. Hatta çok daha yoğun bir şekilde. Ama tüm bunlar oyun dünyasının acı verici bir parçasıydı aslında. Burada ise daha çok bir meze kıvamında. Yine de ben bunlara “kötü bir mizah anlayışı” olarak bakmayı tercih ediyorum. Art niyet aramaya kalkınca, tekrar yerimize oturmak biraz zor oluyor sonra.

      Tekrar teşekkürler. Sevgiler.

      • Zor şart durumuna şahitim arkadaşlar. Belirtmeden geçmek istemedim. Uğur inceleme için büyük efor sarfetti, teşekkür ederim kendisine buradan 🙂

      • piranha

        Cevabınız için teşekkür ederim.

        Bir diğer nokta da şu;

        Siteyi ve sizleri seviyoruz, ama çok az ve geç güncelleme yapılıyor. Elbette sizlerin de zor zamanları olabilir ama bir problem olduğu da açık. Durum hakkında bizleri bilgilendirirseniz seviniriz, kolay gelsin …

  4. mustafa

    Oyun dünyası ve bpc’ler çok sahte. Skyrim’den sonra hele hiç çekilmiyor. Skyrim’de yere zırh bırakınca bile yanımıza gelip konuşan npcler burda dayak atınca eyvallah çekiyo. Korsan oyunuyla alakası yok. Ne 50 doları 10 dolara bile alınmaz

    • ilker

      incelemenin diğer sayfalarını göremediğine göre bence sen de ilk ve orta öğretimine devam etmelisin dostum 😀

      inceleme taştan hallice bu arada. diablo 3 yok hala yalnız

Bir cevap yazın