Ridge Racer: Unbounded İnceleme

Zincirleri Kırmak

Tahmin etmenin pek zor olmadığı gibi Ridge Racer: Unbounded, gaz pedalını döşemeye yapıştırmaktan oldukça farklı bir oynanışa sahip ve onu geleneksel bir yarış oyunu (ve hatta geleneksel bir Ridge Racer oyunu) gibi oynayarak harcayacağınız her saniyenin (kimi zaman da salisenin) sizi mutlak başarısızlığın sinir bozukluğuyla bezeli sevimsiz kucağına fırlatacağından emin olabilirsiniz. Hem de saatte 250 km hızla.

Temel amaç, yine her zamanki gibi bitiş çizgisini en önde (ya da en azından ilk üç içerisinde) geçmek aslında. Lakin bunu başarabilmek için son sürat gitmekten çok daha önemli işlerimiz var: Pisti rakiplerimize dar etmeyi öğrenmek gibi… Bu noktada en büyük silahımız ise; virajlarda aracımızı kaydırmak (yani drift), yüksek hızda rakiplerimizle tampon tampona gitmek veya bir süreliğine dört tekerimizi de yerden kesmek (evet yani uçmak) gibi birçok farklı tehlikeli sürüş tekniği kullanarak hızlıca doldurabileceğimiz “power” (güç) barımız kesinlikle.

Parti zamanı…

Bu bar dolduğunda, onu kısa bir süreliğine ekstra hız kazanmak için, yani basit bir nitro olarak kullanabiliriz dilersek. Ancak bu başarısızlığın kapısını aralayan korkunç bir hata olur. Zira bu büyük güç patlamasını doğru yerde ve zamanda kullanmayı öğrenirsek beton duvarları paramparça edebilir; metro istasyonlarını, katlı otoparkları, reklam panolarını, kafeteryaları, alışveriş merkezlerini ve daha birçok ilginç mekanı vahşice delip geçerek kendimize kısa yollar açabilir; masum bir şekilde yolun kenarında bekleyen kamyonlara veya benzin istasyonlarına çarparak büyük bir patlama yaratabilir ve bu patlamanın şiddetiyle etraftaki rakiplerimizi sinek gibi duvara yapıştırabilir ya da olayı hiç karmaşıklaştırmadan direk bodozlama girişerek onları birer ateş topuna çevirebiliriz. Dahası tüm bunları yaparak power barımızı saniyeler içinde yeniden doldurabilir ve hiç bitmeyecekmiş gibi duran görkemli bir yıkım silsilesi yaratabiliriz. Aslına bakarsanız Ridge Racer: Unbounded’da kazanmak için başka çaremiz olduğu da söylenemez. Rakiplerimiz içinse üzülmeye gerek yok. Zira onlar da bunların aynısını bize yapmak için arkamızdan geliyor olacaklar. Hem de daha önce benzerini pek sık görmediğimiz bir agresiflikle…

Ridge Racer: Unbounded’da içine sürüklendiğimiz bu yüksek tempolu kaos ve yaratabileceğimiz yıkım son derece tatmin edici gerçekten. Belki Split/Second’daki kadar büyük ölçekli değil (evet pistin ortasına devasa bir uçak indiremiyoruz mesela), ama FlatOut, Burnout veya MotorStorm: Apocalypse’te gördüklerimizden aşağı kalır bir yanı da yok. Kıvrak manevralarla arka arkaya doldurduğumuz power barımız sayesinde çılgın bir yıkım makinesine dönüşüp, bir anda önümüzdeki 3-5 aracı saf dışı bırakarak liderliğe yükselmenin hissettirdiği haz ve gerilim, pek az oyunda yaşayabileceğimiz cinsten gerçekten. Özellikle de bir sonraki virajda rakiplerin sinsi planlarına kurban giderek son sıraya kadar gerileyebileceğimizi düşününce…

Burnout’takine benzer bir intikam sistemi ve iç gıcıklayıcı ağır çekimler Unbounded’da da mevcut.

Bu güzel sözlere rağmen, Unbounded’ın sorunsuz bir oynanışa sahip olduğunu söylemek pek mümkün değil ne yazık ki.

Her şeyden önce yapay zeka gerçekten fazla agresif ve hatta neredeyse kusursuz. Eğer olur da yarışların ilk turlarında çok gerilerde kalırsak, toparlanıp ilk üçe girebimek neredeyse imkansızlaşıyor. Ve ne yalan söyleyeyim bu, Unbounded’da sıkça karşımıza çıkan son derece olağan bir senaryo. Bugbear’ın oyuna bir zorluk ayarı koymamış olması da gerçekten can sıkıcı. Her ne kadar her zaman zor yarış oyunlarını tercih etsem de, bir zorluk ayarı geriye kalan %95’lik kesim için bir can simidi olabilirmiş (belki sonradan eklemeyi akıl ederler, bilemiyorum).

Öte yandan sürüş mekaniklerinin ve yol tutuş hissinin FlatOut kadar kaypak veya eski Ridge Racer’lar gibi fazla yapışkan olmaması güzel. Bana daha çok Bizarre Creations’ın oldukça dengeli, eğlenceli ve sürüş yeteneklerini ödüllendiren bir deneyim sunan meşhur Project Gotham Racing’ini hatırlattı. Hem çıktığımız yüksek hızlar, hem kullandığımız araçların ağırlığını ve kontrolünü, hem de çevreyle girdiğimiz etkileşimleri son derece doyurucu ve inandırıcı bir şekilde hissediyoruz. Gerçekten keyifli ve hassas bir arcade sürüş hissi yaratmış Bugbear. Hatta bana sorarsanız drift kontrollerinin daha önce oynadığımız birçok oyundan oldukça farklı olması da hem oyuna oldukça hoş bir tazelik hissi katmış, hem de son derece ödüllendirici bir derinlik. Ancak bize bu kontrolleri detaylı bir şekilde açıklayacak bir eğitim bölümünün bulunmaması büyük bir eksi (yükleme ekranlarında çıkan ipuçları yeterli değil ne yazık ki).

Güzel bir Pazar günü…

Unbounded, Ridge Racer serisinden keskin bir şekilde ayrılan ilk oyun olsa da, virajları bir artistik patinajcı edasıyla, yani drift yaparak dönmek hala bu deneyimin en önemli parçalarından biri. Ve açıkça söylemem gerekirse, bu oyunla olan ilişkinizi de Unbounded’ın getirdiği bu yeni drift kontrollerini ne kadar çabuk kavradığınız ve tabii ki bunda ne kadar başarılı olduğunuz belirleyecek.

Eğer drift tuşunu (klavyede “space”, X360 gamepad’inde B) diğer oyunlardaki el frenine benzer bir şekilde kullanırsanız, yani viraja girerken aracımızın dönüş açışısını ayarlayıp tuşa bir kez basıp bırakırsanız, kendinizi saatte 200 km hızla duvarı kucaklarken bulmanız işten bile değil. Yükleme ekranında çıkan ipuçlarını dikkate alıp, viraj boyunca drift tuşuna basılı tutmaya kalkmak da size tam virajın ortasında spin atıp arkanızdan gelen rakiplerin “sevgilisi” olmaktan fazlasını yaşatmayacaktır emin olun. Buradaki püf noktası, viraja doğru açıyla yaklaşıp drift tuşuna basılı tutarken gazı, freni ve direksiyonu kusursuz bir dengeyle idare etmek ve virajın tepe noktasına kadar kaydıktan sonra drift tuşunu serbest bırakmadan hemen önce doğru bir zamanlamayla yavaş yavaş gaz vermek (işte size ücretsiz tutorial). İlk başlarda zorlanacaksınız muhtemelen. Özellikle de yapay zekanın ne denli agresifleşebileceğini ve her aracın drift konusunda farklı dengelere sahip olduğunu gördükten sonra. Ancak şu da bir gerçek ki; bir kez eliniz alıştığında (ki bunun ne kadar süreceğini bilemiyorum) en dar ve çetrefilli olan virajları bile çok fazla hız kaybetmeden kusursuzca dönmeye başlayacaksınız.  Bu şaşırtıcı derecede keyifli, tatmin edici ve ödüllendirici bir deneyim gerçekten.

5 Yorum

  1. ilker

    Oyun çok güzel çok eğlenceli. yalnız biraz fazla zor ya. Diğerlerine fark atmak imkansız gibi birşey bu da yetmiyor son turda virajı alamayıp bir anda son sıraya düşüyoruz falan. Niye zorluk seviyesi eklememişler ki yani?

Bir cevap yazın