RAM Savaşları: JEDEC’in Dönüşü

Bu yıl hangi tür bellek alacağınız ve nasıl satın alacağınız konusunda radikal değişimler yaşanacak. DDRAM standart bellek haline geldikçe SDRAM’in infaz saati yaklaşıyor. Çift kanallı DDR gibi bir dizi yeni bellek yetenekleri sayesinde de hayatımız daha ilginç hale geliyor.

Tedarikçiler safında Intel’in Rambus’dan ayrılmasının sonuçları ve Joint Electronic Device Engineering Council’e (JEDEC) destek verdiğini açıklaması endüstri standardının şekillenmesine katkıda bulunuyor. Şu anda oyunlar ve diğer performans odaklı uygulamalarda bilgisayarların performansının belirlenmesinde işlemci ve ekran kartına ek olarak DIMM yuvasına takılı olan RAM’in de büyük etkisi var. Bu arada, Rambus aniden sahnenin dışında kalıyor.

Bu yazımızda RAM’in işlemciyle ilişki olarak oynadığı rol üzerinde duracak, RAM’in nasıl çalıştığına bakacak ve DDR, DDR400, ve DDRII ile ilgili detaylara göz atacağız.

  SDRAM DDR RDRAM EDO DDR2
2002 %55 %39 %5 %1
2003 %13 %81 %3 %3
2004 %8 %83 %2 %9
2005 %5 %58 %2 %35

PC RAM türlerinin pazar payları. (Kaynak: iSuppli)

DRAM’in Temelleri

Bellek performans ölçümünün temel yöntemi önbellek gecikme süresidir (latency). Bu süre, verinin işlemciye gönderilmesi veya işlemciden alınması için geçen süredir. Belleğin RAM segmenti aslında veri sinyallerinin işlemciden sabit diskteki ana depolama alanına iletilmesi veya oradan işlemciye iletilmesi için kullanılan üç geçici önbellekten sadece biridir. Arizona’nın Cave Creek kentinteki Mercury Research’in analistlerinden biri olan Dean McCarron bu konuda “işlemci ana depolama alanına erişene kadar bir sürü kötü şey olabilir” diyor.

İşlemcinin ihtiyaç duyduğu ve L1 ve L2 önbelleklerden ilerleyen bir sinyal, yolda bu önbelleklerden birinden sekip ana belleğe geri dönebilir; bu sürede işlemci beklemede kalır ve gecikme süresi (latency) kötü yönde etkilenir. Bütün bunları söyledikten sonra, işlemcinin bu tepkiyi bekleme süresi ne kadar kısalırsa latency’nin de o kadar düşük olacağı sonucu çıkabilir. Latency’nin performansı nasıl etkilediğinin bir örneğini görmek için PC’nizin BIOS’unda Latency ayarını kapatın ve bir karşılaştırma yapıverin.

Geçtiğimiz bir iki yıl boyunca önbellek ve latency performasını artırmak için genelde işlemci ile yongaseti arasındaki bağlantı (FSB) ve bellek ile yongaseti arasındaki bellek veriyolu üzerinde duruldu. Burada veriyolu hızı potansiyel bir darboğaz oluşturuyordu. Örneğin Pentium 4’ün 533 MHz’lik FSB’sinin, PC133 (133 MHz) bellek ile iletişim kurması söz konusu olduğunda, FSB ile belleğin veriyolu hızları arasında büyük bir hız farkı oluşuyordu.

Bellek veriyolu hızı daha yüksek olan ancak daha uzun gecikme süreli bir sistem ayarlamak mümkündür, ancak bu durumda latency süresi daha kısa olan düşük bantgenişlikli belleğe göre daha kötü bir performans elde edilecektir. Genel bir kural olarak işlemcinin FSB frekansı işlemci frekansının beşte birinden az olmamalıdır. Temel olarak bunun anlamı önbelleğin FSB doyana kadar işleri idare etmesi demektir. Intel’in en son yongasetlerini örnek olarak alacak olursak, Intel’in 5x oranının üzerine çıktıktan sonra yeni veriyolu hızları ile ortaya çıkacağını söyleyebiliriz. Ancak Intel’in megahertz üzerinden sattığı Celeron’lar söz konusu olduğunda veriyolu/işlemci arasındaki oran 13’e 1’e kadar çıkabiliyor.

Teknik standartlardan bağımsız olarak, bazı bellek modüllerinin standartlara tam olarak uymadığını görüyoruz. Belleklerin üretildiği milyon dolarlık fabrikalarda 333 MHz testini geçemeyen RAM’lar 266 MHz olarak satılabiliyorlar. Dünyadaki üretici ve satıcılar arasında belleklerin genelde hatalı olarak etiketlendiğini görüyoruz. 266 MHz’lik bir RAM aslında daha düşük saat hızlarında çalışıyor olabilir. Eğer birkaç bit bozulursa özellikle overclock gibi hassas uygulamalarda stabilite problemleri çıkacaktır.

Bir cevap yazın