Özel Röportaj: The Witcher 2: Assassins of Kings

The Witcher, yalnızca 2007’nin en iyi oyunlarından biri değil; aynı zamanda oyun tarihinin en akılda kalıcı rol yapma oyunlarından biriydi. Polonyalı CR Projekt’in Andrzej Sapkowski’nin birçok kısa hikaye ve beş kitaplık bir seriden oluşan aynı isimli eserinden uyarladığı bu lezzetli oyun, sürükleyici bir hikaye, derin ve enteresan karakterler, ahlaki seçimler ve keşfedecek muhteşem mekanlarla dolu cesur bir dünya sunuyor. Eğer hala Geralt’ın bu gizemli macerasına konuk olmadıysanız gecikmiş sayılmazsınız. Zira devam oyunu The Witcher 2: Assassins of Kings’in raflarla buluşmasına hala dört ay gibi bir süre var  (Mayıs 2011).

The Witcher 2 Screenshot

The Witcher 2: Assassins of Kings'i merakla beklemek için onlarca neden sayılabilir. Bunlardan biri hiç şüphesiz muhteşem görselleri.

Biz de 2011’in en çok beklenen oyunları arasındaki yerini çoktan almış The Witcher 2’yi henüz raflarla buluşmadan okuyucularımız için özel bir röportajla sayfalarımıza taşıyalım istedik. Bu noktada CD Projekt’teki dostlarımıza da özel bir teşekkür borçluyuz sanırım (özellikle Marcin Marzecki ve Tomasz Gop’a). Zira oyunun çıkmasına az bir süre var ve takdir edersiniz ki bizlere kusursuz bir yapım sunmak için harıl harıl çalışıyorlar. Yine de ricamızı kırmadılar ve bu yoğunluklarına rağmen bizimle uzun bir röportaj yapmayı kabul ettiler.

Evet, biz soruyoruz, CD Projekt RED kıdemli yapımcısı Tomasz Gop cevaplıyor. Gündemimizdeyse yalnızca The Witcher 2 yok. The Witcher’dan başka projeleri var mı? Rol yapma oyunlarının bugün geldiği noktayı nasıl görüyorlar? DRM konusundaki fikirleri ne? Hepsi bu çok özel röportajda.

Not: Röportajın orijinaline ulaşmak için sayfanın altındaki “English” linkine tıklamanız yeterli olacaktır.

Tomasz Gop CD Projekt RED Senior Producer

Tomasz Gop

THGTR: Röportajımız daha çok The Witcher 2 üzerinde yoğunlaşacak tabii; ancak merak ettiğim ve okuyucularımızın da merak ettiğini düşündüğüm bir şey var sormak istediğim. Avrupalı oyun geliştiricilerinin geleneksel RPG oyunlarına Amerikalı meslektaşlarından daha yakın durduğunu görüyoruz son yıllarda. Bunun nedeni ne olabilir sizce? Yoksa hayal falan mı görüyorum? :p

Tomasz Gop: Böyle bir yargıda bulunmak benim için zor. Dragon Age’in de oldukça geleneksel bir RPG olduğu söylenebilir; The Witcher gibi olmasa da. Ama yine de öyle… Hmm, sanırım hiç bu şekilde düşünmemiştim.

THGTR:  Peki. The Witcher 2’ye geçelim. Oyun, The Witcher’ın kaldığı yerden devam edecek bildiğimiz kadarıyla. Yani Kingslayer’ın Kral Foltest’e saldırmasıyla birlikte daha da genişleyen yeni bir serüvene konuk olacağız. Peki, bizi ve okuyucularımızı The Witcher 2’nin hikayesi konusunda biraz daha aydınlatmanız mümkün mü?

Tomasz Gop: Huysuz bir assolist gibi davranmak istemiyorum; ancak hikaye bizim ana öğemiz ve bu yüzden fazla açığa çıkarmak istemem. Şu an tek söyleyebileceğim şey, krallara düzenlenen suikastlerin izini süreceğimiz. Geralt, birçok krallığı ziyaret edecek ve gerçekten etkileyici karakterlerle karşılaşacak.  Oyun boyunca yaptığımız seçimlere bağlı olarak, gittiği mekanlar ve karşılaştığı karakterler de farklı olacak.

5 Yorum

  1. stoic

    “Ülkenizde fazla oyun geliştiricisi olmaması üzüntü verici. Kültürel çeşitliliğinize hayranım- ki bu gerçekten eşsiz hikaye ve oynanış fikirleri sağlayabilir.”

    Doğru söze ne hacet! Ama gel gör ki bizde hala oluşmaya çalışan bir sektör oyun sektörü ve devlet bu konuda destek vereceği yerde Klavyelerin F mi Q mu olması gerektiğine kafa yoruyor.

  2. onur

    Harika olmuş röpörtaj. özellikle türkiyeyle ilgili sorular çok yerinde. bu arada bildiğim kadrıyla oyunda ilk oyundaki saveinize bağlı olark 3 farklı başlangıç olcakmış.
    witcher 2 bu yıl dragon age ile beraber en çok beklediğim oyun.

  3. lazboy

    cok karısık bir oyun karman corman corba gibi saldirma büyü sistemi skil sistemi bulmak ayarlamak cok zor oyun motoru kotu kalitesine göre yüksek sistem istiyor oyunda cok fazla bug var

  4. Altar

    Gerçekden The Witcher serisine Assasins of King ile başladım. Oyunu oynadım Türkçe yaması vardı bereket versin. Ancak yaması olmasa oynayamazdım. Oyun bittiğinde ağlayacak gibi oldum. Gerçekden bana hitap eden bir oyun. Senaryo çok güzel. Ancak benim ingilizcem biraz kıt oyunun önceki versiyonları ingilizce. Oynayamıyorum çokta üzülüyorum. Ama senaryoyu Türkçe olarak okudum. Ben şunu diyorum: Oynadığım en güzel 3 oyundan biriydi The Witcher 2 Assasins of Kings. Bu benim şahsi görüşüm. Oyunu belki inanmayacaksınız 3 kere baştan bitirdim dördüncüye gidiyorum:D Siz deneyimli abilerim arkadaşlarıma sormak dilerim “bu oyunun devamı gelir mi?” Merak içersindeyim..

Bir cevap yazın