Nokia CEO’su Stephen Elop’tan Çarpıcı ve Cesur İtiraflar

Kendini yanan bir platformun üstünde bulan Nokia, yok olmayı mı seçecek yoksa, ne getireceği belli olmayan günler için cesaretli bir adım mı atacak?

Yukarıdaki özet kafanızı karıştırmış olabilir, ama aşağıda Nokia CEO’su Stephen Elop’un elinden Nokia çalışanları için yazılmış mektubu okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Apple, Google ve Çin’li üreticiler tarafından kuşatıldığını düşünen Nokia, artık bu durumun bir sonuca varmayacağının farkında ve büyük bir strateji değişikliğine hazırlanıyor.

Aslında bu mektup sadece Nokia çalışanları için yazıldı, ama Engadget, Nokia’nın yalanlamadığı bu mektuba bir şekilde ulaştı ve yayınladı.

Nokia’nın şu anki durumunu gözler önüne seren çarpıcı ve samimi bir dille yazılmış mektubun oldukça (finans ile alakalı bölümler hariç) büyük bir bölümünü sizler için çevirdik. Mektubun tamamını okumanızı öneriyoruz.

Merhaba,

 

Bir zamanlar Kuzey Denizi’ndeki  bir petrol platformunda çalışan bir adam ile ilgili bir hikaye anlatılır. Hikayenin kahramanı, bir gece bütün platformu alevler içinde bırakan güçlü bir patlama sesi ile uyanır.  Kısa bir süre içinde etrafı alevlerle çevrilmiştir. Duman ve yakıcı sıcağın içinden geçerek zorlukla bu kaos ortamından platformun kenarına erişir. Platformun kenarından aşağı doğru baktığındaysa, görebildiği sadece karanlık, soğuk ve Atlantiğin sularıdır.

 

Alevler üstüne yaklaşırken, karar vermesi için birkaç saniyesi vardır. Platformun üstünde öylece bekleyebilir, ve çaresizce alevlerin arasında kaybolabilir ya da 30 metreden dondurucu suya atlayabilir. Kahramanımız yanan platformun üstünde öylece bekliyor ve bir seçim yapması gerekiyordu.

 

Beklenmedik bir şekilde atlamaya karar verdi. Normal şartlar altında, kahramanımız kesinlikle buz gibi suya atlamayı düşünmezdi. Ama şu an hiçbir şey normal değildi; yanan bir platformun üstündeydi. Kahramanımız atlayıştan ve dondurucu soğuktan kurtuldu. Kurtarıldıktan sonra yanan platformun hareketlerinde radikal değişikliklere neden olduğunu not edecekti.

 

Biz de, yanan bir platformun üstünde duruyoruz, ve hareketlerimizi nasıl değiştireceğimize karar vermeliyiz.

 

Geçmiş birkaç ayda hissedarlarımızdan, operatörlerden, geliştiricilerden, tedarikçilerimizden ve sizden duyduklarımı sizlerle paylaştım. Bugün, şimdiye kadar neler öğrendiğimi ve neye inandığımı  paylaşacağım.

 

Yanan bir platformun üzerinde bulunduğumuzu öğrendim. Ve, etrafımızda birden fazla patlama oluyor.  Üzerimizdeki doğru gelen alevi besleyen birden fazla kaynak var.

 

Mesela, beklediğimizden de hızlı bir şekilde rakiplerimizden gelen yoğun bir  alev var. Apple akıllı cep telefonunu yeniden tanımlayarak ve geliştiricileri kapalı ama güçlü bir ekosisteme dahil ederek pazarı alt üst etti.

 

2008 yılında, Apple’ın 300$+ fiyat aralığında pazar payı %25’ti. 2010 yılında bu oran %61’e yükseldi.  2010 4. çeyreğine geldğimizde Apple, bu pazarda yıldan yıla büyüyerek %78 gibi şahane pazar payına gelmenin keyfini sürüyordu. Apple bize eğer iyi bir tasarıma sahipseniz, müşterilerin yüksek fiyatlı cep telefonlarını tercih edebileceğini ve geliştiricilerin bu alana uygulama geliştirebileceğini gösterdi. Apple oyunun kurallarını değiştirdi, ve bugün, üst seviye pazarın sahibi.

 

Daha sonra, Android çıktı. İki yıl içinde, Android, geliştiricilerin ilgisini çekebilecek, müşterilere ve donanım üreticilerine destek sağlayacak  bir platform geliştirdi. Android üst seviye pazarı için gelmişti, ama şimdi orta seviyeye doğru geliyorlar, ve hızlıca giriş seviyesine 100 Euro altı pazara giriyorlar.

 

Giriş seviyesinin altını da unutmayalım. 2008 yılında MediaTek telefon yongaları için tamamlanmış referans tasarımları sağlamaya başladı. Bu sayede Çin’de inanılmaz ucuz fiyata cep telefonu üretmek mümkün hale geldi. Bazı hesaplamalara göre, bu ekosistem şu an global cep telefonu pazarının üçte birini oluşturuyor, dolayısıyla bizim gelişmekte olan ülkelerdeki pazar payımızı ele geçiriyorlar.

 

Rakiplerimiz pazar payımızı alevlerin içine iterken, Nokia ne yaptı? Biz geriye düştük, büyük trendleri kaçırdık, ve zaman kaybettik. Şu anda, doğru kararlar verdiğimizi zannediyoruz, ama şimdiye kadar edindiğimiz bilgi ve tecrübe ile, kendimizi yıllarca geride buluyoruz.

 

İlk iPhone 2007 yılında çıktı, ve bizim hala bu deneyime yaklaşan bir ürünümüz yok. Android sadece iki yıl önce geldi, ve bu hafta akıllı telefon pazarında bizi solladılar. İnanılmaz!

 

 

Nokia’nın hala parlak yaratıcı fikirler sunan kaynakları var, ama bu fikirleri yeterince hızlı bir şekilde pazara sunamıyoruz. MeeGo’nun üst seviye akıllı cep telefonu pazarında başarılı olacağına inanıyorduk, ama bu hızla, 2011 yılının sonuna kadar büyük bir ihtimalle sadece bir MeeGo ürünü pazara sunabileceğiz.

 

Orta seviyede, Symbian işletim sistemimiz var. Bu işletim sistemi Kuzey Amerika gibi lider marketlerde rekabetçi olmadığını kanıtladı. Ayrıca, Symbian müşterilerin hızlı artan ihtiyaçlarını karşılamakta gittikçe zorlanan bir platform olduğunu kanıtlıyor. Ürün geliştirmede yavaşlık ayrıca yeni donanımların avantajlarını fırsata çevirmede dezavantaj yaratıyor. Sonuç olarak, eğer eskisi gibi devam edersek, rakiplerimiz alıp başını giderken, biz çok çok daha geriye gideceğiz.

 

Giriş seviyesinde, Çin’li OEM üreticiler gittikçe daha hızlı ürün geliştiriyorlar. Hatta bir Nokia çalışanının şakayla karışık dediği gibi, “biz bir PowerPoint prezentasyonunu düzenleyene kadar”. Çin’li üreticiler hızlılar, ucuza üretiyorlar ve bizle rekabet ediyorlar.

 

Asıl şaşırtıcı olan ise, bizim doğru silahlar ile savaşmıyor oluşumuz. Biz hala belli fiyat aralıklarında “ürüne karşı ürün” yaklaşımını benimsiyoruz.

 

Cihazların savaşı artık ekosistem savaşına dönüştü. Bu, öyle bir ekosistem ki, sadece donanım ve yazılımdan oluşmuyor; geliştiriciler, uygulamalar, pazarlama, arama, sosyal uygulamalar, lokasyon bazlı servisler, e-ticaret  ve daha birçok şey bu ekosisteme dahil. Rakiplerimiz pazar payımızı ürünler ile ele geçirmiyor, tüm bir ekosistem ile ele geçiriyor. Bu demek oluyor ki, ya bir ekosisteme gireceğiz ya da kendi ekosistemimizi nasıl yaratabileceğimizi düşüneceğiz.,

 

Vermemiz gereken kararlardan biri.

 

İleri doğru atacağımız adım için çalışıyoruz. Bir adım, pazar liderliğimizi tekrar kazandıracak. 11 Şubat’ta yeni stratejimizi paylaştığımız zaman, bu dönüşüm için büyük bir çaba sarfedeceğiz. Ama inanıyorum ki hep birlikte önümüzdeki engelleri aşabiliriz.

 

Ansızın kendiği bulduğu yanan platform, kahramanımızın davranışlarında değişikliğe ve ne getireceği belirsiz geleceğe doğru bir adım atmasına neden olmuştu. Bu adam hikayesini anlatabildi. Şimdi, biz de aynısını yapabilecek büyük olanaklara sahibiz.

 

Stephen.

Bir cevap yazın