Mirror’s Edge

Bu oyunun ismini açıklayacak bir resim olsa gerek.

Bu oyunun ismini açıklayacak bir resim olsa gerek.

Sadece bizim ülkemize özgü bir şey mi bilemiyorum, küçüklüğümüzde kalan bir sokak oyunu vardı. Oyunun adı “komandoculuk” idi. İçeriği ise zor engelleri aşmaya dayanıyordu. Büyük olan daima en önden gider, zor olanı yapar ve takip edenlerin aynılarını yapmalarını isterdi. Örnek verecek olursak: Çitlere tırmanıp atlama, dikenli otlar arasından geçme, iki tarafı uçurum olan büyük duvarların üzerinde yürüme, arıları kızdırma, çocukları sevmeyen yaşlıları kızdırıp kaçma, bir bakkala sırayla girip aynı ürünün fiyatını sorup satın almama vb. gibi bir sürü o zamanki yaş ortalamasına göre zorlu istekler Komandoculuk oyunun görevlerindendi. Yapamayanlar geride kalır tekrar mahalleye dönerdi. Bu zorlu engelleri aşanlar ise güçsüzlerden arınır ve oradan uzaklaşıp saatler sonra, arkadaşsız kalarak mahallede bekleyen grubun yanına dönerdi. Döndüklerinde ise ağızlarında çukulata lekeleri, ceplerde erikler ve ellerde yarısına kadar dolu gazoz şişeleri olurdu. Bu ezik ve üzücü durumu bende yaşadım. Ne yazık ki birçok engelde takılı kalmışlığım ve mahallenin yolunu tutmuşluğum vardır.

Size yemin ediyorum, aynısını eski evimizin olduğu binanın arka bahçesinde yapıyorduk.

Size yemin ediyorum, aynısını eski evimizin olduğu binanın arka bahçesinde yapıyorduk.

Ulaşmak istediğim konu ise ilk defa Fransa’nın taşra bölgelerinde çıktığı ve gene bir söylentiye göre İngiltere’de de çıktığı söylenen Parkour & Free-run sporlarıdır (resmi olarak kabul edilmemişlerdir). Ben buna “hadi canım” diyor ve bu sporların bizim mahallede çıktığını iddia ediyorum… Türkiye’de bu sporları Yamakasi filmi vesile olmuştur.

Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın…

1 Yorum

Bir cevap yazın