Metal Gear Solid: Peace Walker

Eğer beni sivilceli olduğum zamanlardan bugünlere kadar geçek anlamda etkileyen bir seri varsa o da Metal Gear Solid’dir. Tamam, Half Life’ı da severim, Splinter Cell’e de bayılırım belki ama Metal Gear Solid’in yeri apayrıdır, benim ve benim gibi düşünen, epey uzunca bir süreyi bu oyunlarla geçirmiş insanlar için. Metal Gear Solid serisi, belki de tam anlamıyla yapılamayanı yapmış, oyuncuları sık sık ağlatmış, düşündürmüş ve bir medya olarak entelektüel anlamda oyunların yerini sağlamlaştırmıştır bana kalırsa. Belki üç saat süren ara sahneleri ile tam anlamıyla bir oyun değildir MGS (ki ben MGS’nin oyun kısmına bayılırım) ama en nihayetinde Kojima, interaktif bir medyayı kullanarak insanların duyguları ile oynamayı, hop oturtup hop kaldırmayı ve her oyunun sonunda şok etmeyi başarmıştır. Metal Gear Solid’den bu yana hep yeni bir MGS oyununa başladığımızda hademeden başkanına bütün karakterlerden kıllandık bu yüzden.

MGSPW5

Big Boss geri dönüyor.

Metal Gear Solid 4’ten sonra Kojima’nın “bir daha da MGS yapmam” lafına rağmen serinin devam edeceğini kendisi de dahil olmak üzere hepimiz biliyorduk. Elbette Kojima duramadı ve geçtiğimiz aylarda bir değil iki MGS oyununu patlattı: Metal Gear Solid: Rising ve Metal Gear Solid: Peace Walker (Bunların adı hala neden “Metal Gear Solid” yahu? “Solid” olması için için de Solid Snake olması gerekmiyor muydu). En sonunda zaman geldi çattı ve Metal Gear Solid: Peace Walker PSP için piyasaya sürüldü. Peki Snake, Rising’in aksine geleneksel bir MGS ile geri dönmekle iyi mi yaptı? Bunun cevabı yazının içinde saklı…

4 Yorum

Bir cevap yazın