LEGO Pirates of the Caribbean İnceleme

Hollywood şirketlerinin dev bütçeler ayırıp içini dolduramadığı yapımlardan- özellikle de altında Jerry Bruckheimer imzası varsa-  uzak durmama rağmen, basit kurgusu, sürprizlerle dolu senaryosu, muhteşem oyuncu kadrosu, ilginç karakterleri, çiğ esprileri ve bol efektli aksiyon sahneleriyle Karayip Korsanları’nın 2000’li yılların en başarılı “yaz sıcağında sinemada serinleme” bahanelerinden biri olduğunu kabul etmeliyim sanırım.

Lego Pirates 1

Disney’in bu fantastik korsan hikayesinin oyun dünyasıyla bağları ise, ilk bakışta serinin ilk filmi Curse of the Black Pearl’ün (Siyah İnci’nin Laneti) elde ettiği rekor gişe başarısının ardından raflara çıkmış oldukça başarısız bir iki oyundan ibaret gibi görünüyor olabilir. Lakin doğru noktadan yaklaşırsak oldukça ilginç ve ciddi etkileşimlerle karşılaşıyoruz.

Her şeyden önce Pirates of the Caribbean, 20. yüzyılın en büyük sinema ve eğlence ikonlarından biri olan Walt Disney’in 1966 yılında ölmeden önce tasarladığı son Disneyland “atraksiyonu” aslında. Daha doğrusu; ürkütücü bir tasarım ve mizahi öğelerle süslenmiş 30 dakikalık eğlenceli bir bot turu. Ron Gilbert’ın, 90’lı yıllara damga vurmuş muhteşem adventure serisi Monkey Island’ı yaratırken, Disney’in bu görkemli tasarımına duyduğu hayranlıktan beslendiği bir sır değil mesela. Aynı şekilde filmlerin de (özellikle ikinci film Dead Man’s Chest) Monkey Island’dan çok net esintiler taşıdığını görmek mümkün. Hatta serinin yaz aylarında gösterime girecek ve Tim Powers’ın aynı isimli ödüllü romanından uyarlanan dördüncü filmi On Strangers Tide (Yaban Medcezir), Ron Gilbert’ın da ana esin kaynaklarından biri olmuştu. Monkey Island’ın “özenti” korsanı Guybrush Threepwood ile Karayip Korsanları’nın dengesiz, gizemli, eğlenceli ve “dürüst” anti-kahramanı Kaptan Jack Sparrow’un buluştukları ortak paydanın Tim Powers’ın muhteşem karakteri Jack Shandy olması basit bir tesadüf değil kısacası. 

LEGO’dan Korsan Yapmak

Kaptan Jack Sparrow’u son gördüğümüzde dev dalgaların ve açgözlü girdapların arasında Uçan Hollandalı’nın “kalpsiz” kaptanı Davy Jones ile boğuşuyordu. Dünyanın Sonu’nda. Aradan tam dört yıl geçti ve korsan dostlarımız, yaz aylarında dördüncü kez beyazperdede karşımıza çıkmak için hazırlanıyorlar. Lakin öncesinde bizler için minik bir sürprizleri var. Traveller’s Tales’in yeni LEGO oyununa konuk olmak gibi. 

Dürüst olmak gerekirse; Mart ayının sonlarında raflara çıkan LEGO Star Wars III: The Clone Wars’un ardından LEGO Pirates of the Caribbean için beslediğim umutlar iyiden iyiye azalmıştı. Zira Clone Wars fazla aceleye gelmiş gibiydi ve Karayip Korsanları’nın da aynı özensiz kaderi paylaşacağını düşünmeye başlamıştım ister istemez. Kaldı ki Traveller’s Tales’in her popüler film serisine sağılacak inek gözüyle bakmaya başlaması ve oyunlarına neredeyse hiçbir yenilik katmaması da artık rahatsız edici hale gelmişti. Lakin bir yandan da gerek sahip olduğu mizah öğeleri gerekse renkli evreniyle Karayip Korsanları’nın sevimli LEGO tuğlacıklarına en çok yakışacak film serisi olduğu gerçeği aklımda dönüp duruyordu.

Lego Pirates 3

Karışık duygular içinde bilgisayarıma yüklediğim LEGO Pirates of the Caribbean’ın başında geçen iki koca günün ardından bütün bu düşüncelerimde yanılmadığımı anladım.

5 Yorum

  1. onur_

    ilk filmden sonrasını çok beğenmemiştim ama şu ekran görüntülerini görünce oynayasım geldi cidden. Bir an satın alma refleksiyle steam’e baktım ama yoktu. online coop koysalar daha çok kişi orjinal almak isterdi bence. bir şekilde oynamam lazım bunu.yine reloaded skidrow yolu gözüktü galba. 70-80 lira veremem online desteği olmayan bi oyuna

Bir cevap yazın