Lead and Gold: Gangs of the Wild West İnceleme

…Aynadaki yaşlı aksine son bir kez daha baktı, kapıyı çekip çıkmadan. Şapkasını önüne düşürdü, parmaklarıyla kirden rengi griye dönmüş deri yeleğinin içinde kalan askısını, kemerini ve her şeyden önemlisi silahını kontrol etti. Yorgun barakasının tahta kapısını bir daha açmayacakmış gibi sertçe çekti. Toprağın kızıla boyadığı dar ve ıssız sokağı hızlı adımlarla geçti. Meraklı gözlerin huzurundaki geniş ve tozlu kasaba meydanına varması uzun sürmeyecekti. O büyük an yakındı.

…Sıcaktı ve güneş iyiden iyiye gözünü almaya başlamıştı. Bu büyük gün, güneşle kutsanıyor diye geçirdi içinden. Karşısında oğlu olabilecek yaşta bir silahşor vardı. Gençti, fütursuzdu, çevikti, atılgandı… Kendinin tam tersi. Yine de “hiçbir düelloyu kaybetmedim” diye geçirdi içinden. Bugüne kadar hiç düello yapmadığı gerçeğini düşününce, yanlış bir düşünce sayılmazdı bu. İstatistikler yalan söylemezdi. Meraklı gözler, kasabanın meydanında birbirini genç bir kadın için sınayan, bu “yaşlı” ve “genç” insanın üzerindeydi. Gergin bekleyiş devam etti. Parmaklar silah kabzasının üzerindeki ufak danslarına çoktan başlamışlardı bile. Altıpatlar, içinde taşıdığı altı kalbin serbest kalması için kilise çanının çalmasını bekliyordu artık. Derken…

Keskin bir zil sesi duyuldu. Beethoven’ın 9. Senfoni’si. Kafasını kaldırdığında öğretmenin suratına inmeye hazırlanan tokadını görüp kendine geldi. Etrafındaki şaşkın bakışları fark etmedi bile. Gözleri, defterinin arasından kayıp gitmiş çizgi roman sayfalarına takıldı.

…Aynadaki sağ yanağı kırmızıya dönmüş yansımasına son bir kez daha baktı.

Lead and Gold

İtiraf etmeliyim; Vahşi Batı konseptiyle aram pek iyi olmamıştır. Özellikle John Wayne’in “arkası dönük adamı vurmam” temalı filmleriyle. Hatta bir Kurosawa klasiği olan Yedi Samuray’ın western uyarlaması Muhteşem Yedili, Vahşi Batı temasından nefret etmek için bile başlı başına bir neden benim için. Tabi Sergio Leone abimizin İyi, Kötü, Çirkin ve Bir Avuç Dolar, Arthur Penn’in Küçük Dev Adam, Clint Eastwood’un Affedilmeyenler, Jim Jarmsuch’un Ölü Adam gibi klasiklerinde, farklı ve anlamlı birer western hikayesi bulduğumu da inkar edemem. Yine de western konseptini beyazperdede görmektense monitörümde görmeyi tercih ederim. Sanırım Lucas Arts’ın 1997 tarihli Outlaws’unun bugüne kadar oynadığım en iyi FPS oyunlarından biri oluşu da bunun bir göstergesi olsa gerek.

Lead and Gold 1

Bugünse elimde, daha önce Ghost Recon Advanced Warfighter ve Bionic Commando gibi projelerde çalışmış İsveçli arkadaşlardan kurulu Fatshark’ın Lead and Gold: Gangs of the Wild West oyunu var. Ne var ki bu, Outlaws veya Call of Juarez gibi hikaye odaklı bir vahşi batı oyunu değil. Lead and Gold, savaş oyunlarının her türlüsünü gördüğümüz bir dönemde, yeterince sömürülmemiş vahşi batı konseptine çoklu oyuncu perspektifinden yaklaşan bir shooter.

Açıkçası 2009’un yaz aylarında Lead and Gold’la ilgili ilk detaylar gelmeye başladığında, bu oyunu vahşi batı temasına sahip ve üçüncü şahıs bakış açısından oynanan bir Team Fortress 2 klonu sanıp çok da ciddiye almadığımı itiraf etmeliyim. Özelikle kullanılan artistik tasarım öğeleri ve oyunun sınıf tabanlı oluşunu da hesaba katınca, bu öngörüm daha da kuvvetlendi. Neyse ki yayınlanan ilk videoları izledikten sonra dağılmaya başlayan kuşkularım, oyunu oynadıktan sonra tamamen silindi. Zira Lead and Gold, basit bir Team Fortress 2 klonu olmak yerine birçok oyundan ödünç aldığı dinamiklere yenilikler katarak, kendi özgün deneyimini yaratmayı başarabilmiş bir oyun olarak karşımızda duruyor.

7 Yorum

  1. lady lazarus

    ben de bu oyunu merak ediyordum birçok oyunsever gibi. geç olmadan inceleyip bize sunduğun için teşekürler 

    en kısa zamanda edinmeyi düşünüyorum fakat en azından giriş hikayesindeki  kadar western havasını yakalayabilmiş olmalarını umuyorum.

    btw inceleme yine fevkalade! ellerine sağlık (; 

  2. Ziyaretçi

    Güzel bir yazı olmuş. Dedicated serverları bekliyoruz artık. Benim canımı en çok laglar ve nişan almak için sürekli sağ tuşa basılı tutmak zorunda olmamız sıktı. Yine de çok eğlenceli bir oyun.

  3. Ziyaretçi

    Herkesin düşüncesi farklıdır. Ben Vahşi Batı’dan nefret ederim şu ana kadar Red Kit’in çizgi filmi hariç hiç bir vahşi batı temalı bişey izlemedim. Bu sabah Steam üzerinden indirilebilir olan bu oyunu indirdim son 2 gün kalmıştı azıcık oyniyim bari dedim. Ve bu muhteşem oyunla tanıştım. Oyunun orjinalini almayı düşünüyorum. Max. 20$ ise alıcam.. Ayrıca oyunu alacaklar orjinal alsında şu oyunun keyfini çıkarsın çok güzel şeyler var gerçekten 4 çeşit karakter var harika ben hep 4. sıradakini alıyorum tek tabancası olan muhteşem bişey şimdiye kadar hiç 1.’likten düşmedim oyunda. Türk’ün gücü heheh 😀

Bir cevap yazın