İstanbul’dan Erbil’e Bir İnternet Macerası

Kişisel işlerim dolayısıyla bir süre Irak’ın hızla büyüyen şehri Erbil’de bulunmam gerekiyor. Ben de, fırsat bu fırsat buradan bazı izlenimlerimi size aktarmak istiyorum. Hayır, hayır, sokak ortasında rastladığım insanlara Türk lokumu ikram edip, onları aşağılayan bir tavırla “hayatınızda böyle güzel şey yediniz mi” diyerek bu anı kameraya çekmedim, sokakta rastladığım güzel kızların kılık kıyafetleri için ne kadar harcadıkları da hiç umurumda değil. Kısacası bu bir günlük veya gezi yazısı değil. Amacım sadece buradaki insanların teknolojiye bakışı ve teknolojik gelişmişliklerine dair birkaç not aktarmak. Nereden başlayacağımı da çok iyi biliyorum.

İnternet… Yasaklı da olsa zaman zaman sorunlar da gösterse, arada bir gemiler fiber optik kabloları ve bizim sinir hücrelerimizi de koparsa kabul etmemiz gerekiyor ki Türkiye’de şu gün itibariyle sağlam bir internet altyapısı var. En azından en ücra köylerde bile ADSL veya 3G ile internete erişmeniz mümkün. Fakat adeta bir şantiyeyi andıran ve şu an dünyanın en hızlı gelişen şehirlerinden biri olan Erbil’de ne yazık ki bu kadar şanslı değilsiniz. Bilmiyorum internetin ateş pahası ve oldukça yavaş olduğunu da söylememe gerek var mı?

Erbil’de halkın büyük kısmında ev telefonu yok. İnsanlar genellikle cep telefonu ile iletişim kuruyorlar. Bu nedenle ADSL hizmeti veren bir iki firma olsa da burada bu hizmeti kullanan çok az insan var. Halkın büyük kısmı, internete bağlanmak için yaklaşık bir yıldır Wimax teknolojisini tercih ediyor. Evet, internetin geleceği gözüyle bakılan teknoloji Wimax.

Wimax anten

Örnek bir Wimax anteni

Wimax kablosuz bir internet erişim teknolojisi. Mantık olarak 3G/4G’e benzese de, bu teknolojiyi kullanmak için herhangi bir cep telefonu veya sim karta ihtiyaç duymuyorsunuz. Wimax modemini USB portu üzerinden herhangi bir PC’e takarak internete erişim mümkün. Fakat, tüm sorun da burada başlıyor.

Erbil’de Wimax hizmeti sunan iki firmanın fiyatlarını öğrenebildim henüz. En kaliteli ve hızlı Wimax hizmetini sunan Reber, Turkcell’in de ortağı olduğu bir şirket ve en iyi kapsama alanını bu firma sağlıyor. Reber’in Wimax modemi 100 dolar. 1 mbit/s indirme, 512 kbit/s yükleme hızı sunulan interneti paketi için her ay  aylık 60.000 dinar (yaklaşık 80 lira yapıyor) ödeme yapmanız gerekiyor. Bu kadar olsa yine iyi, internete bağlandığınız her saat için ayrıca yaklaşık 80 kuruş ödeme yapmanız gerekiyor. Diyelim günde 10 saat internete bağlandınız ayda günde 8 lira, 10 günde 80 lira, 30 gün de 240 lira cebinizden çıkıyor. Aylık 80 lira sabit ücreti de katarsak günde 10 saat internet için bir ayda yaklaşık 320 lira ödemeniz gerekiyor. Reber’in iyi tarafı neredeyse Erbil’in her köşesinde çekiyor olması.

My Wego ise, sınırlı ve sınırsız internet paketleri sunuyor. Haliyle sınırlı paketler nispeten daha ucuz fiyatlara sunuluyor. Benim şu an kullandığım paket 512 kbit/s indirme hızına sahip ve 15 GB limitli. Bu paket için aylık 60.000 dinar ödeme yapıyorum. Bu pakette ayrıca saat ücreti bulunmuyor. Bununla birlikte, interneti sınırlı kullanmak isteyenler için bir ayda 25 saat interneti yaklaşık 15 dolara satın alabiliyorsunuz.

Her ne kadar My Wego için ucuz diyemesek de Reber’e göre ucuz olmasının bir nedeni var. Şehir merkezine çok yakın bir evde ikamet etmeme rağmen kaldığımız evin birinci katında sinyal çok zayıf ve internete bağlanmak mümkün değil. İnternete bağlanmak için ya ayrıca bir güçlendirici anten almam ya da evimizin çatısına çıkmam gerekiyor. Neyse ki buradaki evlerin büyük kısmı 2-3 katlı müstakil evler; dolayısıyla şimdilik dama çıkmak çok da eziyet verici değil. Hele akşamları biraz serinlik istiyorsanız, damdan daha ideal bir yer bulamazsınız.

İnternet ateş pahası olmasına rağmen Erbil’de yaşam Türkiye’ye göre daha ucuz. En son teknoloji ürünlerini Türkiye’ye göre makul fiyatlara bulabiliyorsunuz.  Bunun nedeni de devletin satılan ürünlerden ve şirketlerden vergi toplamaması. Sadece KDV’nin olmaması bile fiyatlarda en az %20 oynama yapıyor.

Erbil Kalesi

Erbil kalesi bölgenin en gizemli yerlerinden biri

Bir diğer ilginç nokta ise, Erbil’de lisanslı yazılım bulmanın neredeyse imkansız olması. Müzik marketlerde, bilgisayarcılarda, şirketlerde hep lisanssız yazılımlar kullanılıyor ve lisanslı yazılım için denetim  yapan bir kurum da yok.

Şimdilik Erbil’den aktarabileceklerim bu kadar. Ama yazıyı bitirmeden sanırım son bir şeyden daha bahsetmem gerekiyor. Irak dediğimiz zaman aklınıza hemen güvenlik sıkıntısı gelebilir. Evet, Musul, Kerkük, Felluce ve Bağdat’ta hala güvenlik sıkıntıları var ve bir yabancının orada yalnız gezmesi ciddi bir güvenlik sorunu oluşturabilir, ama görebildiğim ve öğrenebildiğim kadarıyla Erbil en azından İstanbul’dan çok daha güvenli bir yer. Erbil’de son on yılda sadece bir elin parmakları kadar hırsızlık olayı yaşandığını söylesem ne demek istediğimi daha iyi ifade etmiş olurum sanırım.

Bir sonraki blog yazımda ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile internet hizmet kalitesinin nasıl paralellik gösterdiğini incelemeye çalışacağım.

25 Yorum

  1. senol kayıkcı

    güvenli bir yer derken ne demek istedin pek anlamadım eger hırsızlık bir gösterge ise tamam ama hırsızlıkla bitmiyor olay herkeste silah oldugu için kimse hırsızlıga cesaret edemiyor yiyorsa bi kavgaaya karış

    • Tahir Meylani

      Şu kadarını söyleyeyim burada bir zamanlar İstanbul’da olduğu gibi kuyumcular altınlarını dükkanlarında bırakıp kepenk indiriyorlar. Böyle bir şey İstanbul’da olsa ikinci gün o kuyumcu soyuluyor.

      Onun dışında burada tahmin edemeyeceğiniz kadar yabancı insan çalışıyor. Amerikalılar Avrupalılar bir tarafa Hindistan, Bangladeş, Filipin, Etiyopya gibi Afrika ülkelerinden gelen pek çok işçi var ve hiçbir sıkıntı olmadan burada yaşayabiliyorlar.

      Evet, burada silah satın almak çok kolay, ama sadece hırsızlık değil diğer adli olaylar da çok seyrek. Burada gece 2-3’e kadar insanlar dışarı da rahatlıkla gezebiliyorlar.

      Ama mesela Musul’da oranın yerel halkından biri olmadan giriş yaparsanız, başınıza ciddi iş almışsınız demektir. Sırf kravat taktığı için kaçırılan insanlar var Musul’da.

      • senol kayıkcı

        oranın güvenligi dvletin veya güvnlik unsurların veya kanunların iyligi ile alası yok oralar da aşiretler var büyük aile yapısı gibi yarın öbürgün çıkar kavgaları başlarsa orayı o zaman görürsün

      • Logar

        Arkadaş burada devlet süper, güvenlik unsurları ve kanunları şahane, aşiret yok dememiş Şenol, şu an Erbil’deyim, asayiş sorunu az, eskiden de fazla yokmuş diyor. Adamın bizzat yaşadığı yeri adama anlattığına göre istihbaratın bayağı sağlam herhalde. Fal bakmayıp da bildiğin şeyler varsa söyle, çünkü oralara gidip gelip iş yapmayı düşünen çok insan görüyorum, yararı olur.

        Ha İstanbul’dan daha güvenli demesine sıkıldıysan da ben arkadaşın haklı olabileceğini düşünüyorum. İstanbul’un güya medeni bir mega kent olması, güvenliğinin yerlerde sürünmesini engellemiyor New York, Rio, Mexico City veya Yeni Delhi gibi. Milyarlarca dolarlık paranın döndüğü, yine aşiret, çete, örgüt kaynayan, 20 milyon nüfuslu kim kime dum duma mega kentlerdeki hayatta kalma kavgasının, neredeyse herkesin birbirini tanıdığı, orta halli birkaç aşiret barındıran, 1 milyonluk şehirlerden daha fazla asayiş riski yaratma olasılığı da hakikaten var bence.

        Yazıyı görünce merak edip netten araştırdım, Erbil gerçekten de şantiyeye dönmüş, her daldan bir sürü uluslararası firma iş yapıyor Türk firmaları da dahil. Dahası başkonsolosluk açtığımızı duymuştum ama Ziraat, İş Bankası ve Vakıfbank şubelerinin de açıldığını yeni öğrendim. İngiliz dışişlerinin sitesinde başta Erbil olmak üzere, Süleymaniye ve Dohuk da dahil üçü için kuzey Irak’ın en güvenli kentleri demişler. Kerkük içinse tam tersine çok güvensiz, gitmeyin uyarısında bulunmuşlar nedense.

        Güvenlik meselesi dediğin kadar pamuk ipliğine bağlı olsaydı bu kadar ilgi olmaz bir yere zaten, hele şirketler hangi parayı bastırırsan bastır gitmez en azından orta vadede güvenliği olmayan yere, bırak koca şehri şantiyeye çevirmeyi. Belli ki bir şekil güvenlik sorunu kontrol altında arkadaşın dediği gibi. Barzani yönetimi de, aşiret de, aile de, ne dersen de, bir şekil stabilite sağlanmış şimdilik belli ki.

        Ha aşiretlere kıl oluyorsan benim gibi de o yüzden laf sokuyorsan, demokrasinin yetersiz olduğu, birey haklarının teminatı olmayan her yerde yönetim genelde aşiretlerin elinde ne yazık ki. Dünyanın en güvenli yerlerinden ve en büyük şantiyelerinden biri olan Dubai gibi örneğin. Aşiret meselesi benim de fikren canımı sıksa da, bizzat aşiret mensuplarının canını sıkmadığı sürece de yapacak pek bir şey yok.

        Eveeet, bu iş güç öncesi sabah interneti seansımı da olmadık konulara burnumu sokarak harcamış ve başka haberleri okumaya vakit bırakmayarak iyi halt etmiş bulunduğumu fark ederekten binayı terk ediyorum.

      • senol kayıkcı

        bu kadar yazı yazdıgına göre sana cevap verelim mesele aşiret deil oranın fotografını çekmek “çok güvenli türkiyeden bile güvenli” benzer sözler yanlış istanbulun nufusu 14 milyon cinayet vakalarının 100%100 çözülmüş avrupadaki 15 ülkedn büyük bir şehir bir şey veya bir iş ölcü alınırken ülkemizi yermek anlamlı deil erbil şimdilik iyi 2 aşiret var talabani barzani bunlar yarın öbürgün kavgaya tutuşşsa ne olur acaba bu aşşalama deil tesbit herkesin yatırım yapması para işin kapitalist sistem acaba o işleri kuranların kaçı orada yaşıyor veya üstdüzey yöneticilerinin kaçı yada orda olan üst düzey yöneticiler kaç kişi ile sokaga çıkıyor ez cümle türkiye ile kıyaslamak caghillik olur ve herkes kendi dünyasından ve kendi mahallesinden bakıyor olaya

      • Logar

        Sen de bu kadar yazdığına göre ben de eksik bırakmayayım destanı.

        Ben suç oranı 300 yıldır sıfır olan Çorum’un bir köyünü örnek versem de İstanbul’dan bile güvenli desem doğru söylemiş olurum. Bu ne Çorum’un köyü İstanbul’dan medeni anlamına gelir, ne de bu iddia İstanbul’u kötülemek için kullanılabilir, çünkü elmayla armudu kıyaslamış olursun, ancak demagoji olur.

        Kısacası Erbil nire, İstanbul nire. Irak nire, Türkiye nire. Bu konuda hem fikirim. Ama ben de oraları kan revan içinde, her gün havaya bir yerler uçuyor sanırdım ne yalan söyleyeyim. Muhtemel arkadaş da şaşırmış mekanın sakinliğine gidince ki yazmış, anlayalım diye de kıyaslama yapmış. Oraların sakin olması bana çok da batmadı, bizim memleket berbatmış gidip Erbil’e yerleşeyim gibi de gelmedi.

        Ama yine de çevremizde kavga kıyametin azaldığına seviniyorum. İnşallah bir miktar demokrasi, anayasal devlet, bağımsız yargı vb. oralarda da tesis edilir bir zaman sonra da villamızın yanında gecekondu komşuyla yaşamayız ebediyyen. Hoş kısa vadede ben de ümitli değilim senin gibi. Özellikle petrol parasıyla geçinip de bunu başaran görmedik daha. Böyle aşiret maşiret sürüp gidecek, millet rönesansa filan kalkışmayacak petrol bitene kadar herhalde.

        Yine de mal bu ne yapalım, memleketin ipinden çekip coğrafyasını değiştiremeyeceğimize göre. Sürekli oraları çöplük gibi deyip durmaya gerek yok kısacası, biliyoruz, yan bahçedeki çöplüğü kaldırmanın peşindeyiz zaten ki mahallenin havası temizlensin, mekan güzelleşsin. Dahası kendi bahçemize yığdığımız çöpler de var, onlar da buram buram kokuyor.

        İşin kötü tarafı bu çöplerden beslenenlere pis koku mis geliyor, çöplerine dokununca ellerinde pala karşına dikiliyorlar. Dahası çöp çıkarmazsan da başına bela oluyorlar, illa ki çöp üreteceksin ki bunlar çöplensin. Hem içimizde, hem çevremizde yalnızca pislikle beslenen bu çöpçü balıklarından ve çöpçübaşılardan çok var ne yazık ki. Sanırım sen de bundan şikayet ediyorsun aslen. Ben de ediyorum.

        Ama bundan şikayet edince çözülmüyor. Her sükunet olduğunda bir şeyler iyiye gitmeli ki hem memlekette hem çevremizde, insanlar kavga dövüşün, çöplük kavgasının çözüm olmadığına ikna olsun, desin ki mahalleye bağ bahçe ekelim, eşeleyip kokmuş çöpü yiyeceğimize bağ bahçeye sahip çıkalım, iki tatlansın ağzımız, bağ bahçenin dalını kıranı, kökünü sökeni de kovalım mahalleden hep beraber desin.

        Yoksa biz bunları biliriz, bugün sahte bir sükunet var, yemezler, yarın bir it dalaşı olursa görürsün ebeni deyip de dereyi görmeden paçayı sıvar da adamı yaftalarsan, zaten eşeğin aklına karpuz kabuğunu sokarsın. Adam ürker, ümidi de kırılır, ne yapsak bir halta da varmayacak der, alır keleşi döner çöplüğün başına, bir de ağa bulur dizinin dibinde oturacak, eski hamam eski çöplük. Bizim çöpçüler bile rahat bir nefes alır oh be ortalık yine mis gibi pislik leş kokuyor diye. Olan burnunun direği, kıçının çanağı kırılan bize olur, ortalık karışır, cennet-i alayı evlatlarımızla doldurmaya da devam ederiz.

        Ben kendi adıma bu filmi sürekli izlemekten, korkuyla, tehditle yönetmeye çalışanlardan da bıktım, yemiyorum da artık bu numaraları. Aşiret, cemaat, dernek, vakıf, hemşehri, bilmem ne, itiş kakıştan değil de sükunetten yana olan herkes şimdilik kabulüm. Şiddeti izole etmek, bu fırsatla bayındırlık yolunda ne mesafe alsak kardır. Gerginlik azalınca sorunları palayla çözmeye kalkanların borusu da ötmez zamanla, çay kahve içerken tartışılmaya başlar dertler, konuşarak anlaşma olasılığı de artar. Hayvan usulü iletişimden de kurtuluruz belki hem içimizde, hem çevremizde.

        Ha bunlar yarın bir gün kendileri kavga dövüşe kalkarlarsa da o zaman düşünürüz, şimdiden itip kakmaya gerek yok. Durumdan vazife çıkarmaya kalkan, gerginlikten beslenen itin kopuğun ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe de yaramıyor zaten sürekli söylenip durmak. İşin kötüsü sürekli kurt geliyor dersen, gerçekten tehlike olduğunda lafına da inanmazlar bir süre sonra yalancı çoban misali.

        Hassasiyetleri dile getirirken temkinli olmanın yararına inanıyorum, üslubun önemli olduğunu düşünüyorum. Zaten şiddetten beslenme heveslisiyiz bu aralar, seçim yaklaşırken sağı solu herkes havlama peşinde. Çok seviyoruz ateşe vermeyi koca ormanı kendimize üç kuruşluk tarla açacağız diye, sonra çoraklıktan şikayet ediyoruz çocuk gibi.

        Biraz büyüsek fena olmayacak galiba.

      • Tahir Meylani

        Logar’ın da bahsettiği gibi niyetim Erbil ile İstanbul’u karşılaştırmak değildi. Tabi ki İstanbul Erbil’den çok çok daha gelişmiş ve güzel bir şehir, ama şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla Erbil İstanbul’dan daha güvenli bir şehir.

        Madem konu açıldı biraz güvenlik sorunlarını nasıl çözdüklerinden de bahsetmem gerekiyor sanırım. Hepinizin de bildiği gibi burası Körfez Savaşı’ndan beri Irak yönetiminden bağımsız bir bölge. Yani tam anlamıyla özerk bir yer.

        Ben İstanbul’dan Erbil’e direk uçuş yaptım ne kimse bana bir şey sordu ne de niye geldin diye bir şey dediler. Aramadan bile geçmedim.

        Ama mesela Bağdat’tan Erbil’e bir Irak’lı kefil buranın halkından bir kefil bulmadan kesinlikle giriş yapamıyor. Ve o kefil olunan kişi bir hata yaparsa kefil olan kişinin başı ciddi şekilde sıkıntıya giriyor. Mesela geçen bir tanıdığım, Erbil’den Musul’a giderken tam 17 kontrol noktasından geçtiğini anlatıyordu. Ayrıca sokakta çok fazla sivil polis var ve hiç ummadığınız bir kişinin bir anda polis olduğunu öğrenebiliyorsunuz. Ortaya AK47’li askerler koymaktansa bilgi toplayarak istihbarat sağlıyorlar. Ve şimdiye kadar bu yöntem işe yaramış gibi gözüküyor. Tabi suçun az olmasında işsizliğin az olmasının da etkisi var.

        Bunun dışında, evet, burada hala bir aşiret yönetimi var; bir iki farklı parti olsa da onların ciddi bir etkinliği yok. Yani bir demokrasi ve demokrasi kültüründen bahsetmek çok zor. Ayrıca kurumlar da çok zayıf; daha yeni yeni teknolojiye, gelişime ayak uyduruyorlar. Haliyle devlet kültürü de zayıf; işler biraz adamın varsa yürüyor.

        Daha anlatacak çok şey var da artık belki daha sonra tekrar paylaşırım 🙂

      • numan

        merhaba ,size kesinlikle katılıyorum ve böyle düşününenlerin olduğunu görünce seviniyorum.senol kayıkcı arkadaşımız önyargılı olduğu için öyle konuşuyor .neyse
        ben şu an ytü üniversitesinde elektronik ve haberlleşme mühedisliğinde son sınıfım .Networkle uğraşıyorum .erbilde yaşamyı düşünüyorum ama irtibat kuracağım kimse yok
        sitede mailinizi bulamadım.sorucağım bir kaç soru var oradaki yaşamla ilgili ,benim mailim bu nfk_ehm_45@hotmail.com mail atarsanız çok sevinirim;

  2. LORDTEK

    Bu sıcak bölgelerde evlerin üstünde çatı bulunmamaktadır. Evlerin üstü düz ve çıkıp vakit geçirilebilen bir zeminden oluşur. Angaralı, Gonyalı ve Gayserili arkadaşlara 😀

  3. manyaque

    7 ay önce erbile irak ticaret bakanlığınında desteklediği bir tanıtım ve eticaret sitesi işi ( ama kapsamı çok geniş bir yazılım işi server vs vs ) için gittim giderken ön görüşmelerde güvenlik şüphelerim olduğunu ilettim (çünkü min. 3 ay orda ikamet ettem gerekiyordu ve yaklaşık 1 sene orda personel konumlandırıp benimde devamlı gidip gelmem gerekecekti) vardı yoktu derken bi şekilde gittim 12 adet kalaşnikoflu adam koruma gezdik hiçte güvenli gelmedi bana işi yapmaktan vazgeçtik evet internet var ama felaket yavaş problemli kesik kesik hoş bana uydudan net verdiler ben dert yaşamadım genelde ordan bağdata geçtik gündüz 2 koruma vardı ( yani 12 den 2 ye düştük başkentte) ama gece her istediğin yere gidemiyorsun korumalarla bile adamların para ile dertleri yok milyon dolarlık proje çıktı internet sorun değil uyduyu kulliyen kiralayalım dediler resmen potansiyelde var ama güvenlik deyince ses yok kadarı ile türkiye proton distrübütörü erbilde hizme eriyor araç satıyor eski türkiyede batan mavi bilgisayar erbilde ve ırak geneldi pc işi yapıyor ama onlarda dertli

  4. mustafa

    arkadaşlar erbil daha dogrusu kuzey ırak kürdistan özerk bölgesi nasıl desem çok itici bir yer toprağı çok ağır erbilin erbilde herşey var yani geri biyer degil insanlar zengin saray gibi evlerde yasıyorlar herkesin arabası parası var millet rahat ama huzur yok yani manevi haz yok birde çok itici biyer kimle konussam diyor gittigim gün kaçasım geldi çekici degil. orada kalenin dibindeki çarşıda istanbul iletişim var oranın telefonunu bilen varsa bana mail atsın atakan83@gmail.com

  5. Mehmet Kasap

    arkadaşlar bende ırak erbilliyim türkmenim ama bu arkadaş hafiften biraz sallamış aylık internet 24 saat kullandığında rebere 25000 yani 30 lira wimax dediğide HİMAX oda aylık 24 saat 45GB limitiyle 60000 yani 72 lira falan ek ödeme falan hepsi yalan yani anlamıyorumki neden bunu yazdığını :))

    mehmeterbilli@hotmail.com

  6. Kenan

    Merhabalar, Ben Irak’ta, yani ırak’ın kuzey ve güneyindeki gazetelere işim ile ilgili ilan vermek istiyorum. Kürt yönetimindeki bölgede olsun, güneydeki bölgede olsun hangi gazetelere ilan versem iyi olur. Irak kürdistan yönetimine ait bölgedeki gazeteler arap alfabesiyle ama kürtçe mi çıkıyor? yoksa arapça mı? Alıcıya ulaşmak için hangi gazeteyi ve hangi dili tercih etmeliyim sizce. Yardımcı olursanız seviniriz. Hoşçakalın..

  7. Kerem Perişanoğlu

    Merhabalar;

    Aslında bahsettiğiniz bu 1 Yıla kadar doğruydu fakat şu anda Fastlink adlı bir sisteme sahibiz.4G 20Mbps İndirme 10Mbps yükleme hızına sahip.Şehir olarak yeni yapılanan bir yer olduğu için bu durumların sıkıntılı olması gayet normal, yaklaşık 2 yıldır Erbil de yaşıyorum ve gerçekten büyük gelişmeler olduğunu gördüm ve bu durum devamda ediyor, amaçları Dubai tarzında bir şehir olmak ve imkanlarıda olduğunu söyleyebilirim 🙂

Bir cevap yazın