İnceleme: Army of Two – The 40th Day

Video oyunları için uzun bir süre boyunca senaryo önemsiz bir bileşendi ve bu durum 80’lerin ortalarına kadar, hatta tartışılabilir olarak daha uzun süre devam etti (konsollardan bahsediyorum elbette, yoksa text adventure’ları işin içine katarsak işimiz uzun). Mario gibi küçük de olsa bir senaryosu olanların ise senaryoları oldukça basit bir iki cümleden ibaretti (zaten prensesi kurtarmak için kaplumbağaların üzerine basan adamın hikayesinden ne senaryosu bekliyorsunuz Allah aşkına). Zamanla oyunlar sinemaya her açıdan daha da yaklaştıkça senaryolar da önem kazandı. Peki herkes bu değişimden nasibini aldı mı? Görünüşe göre hala NES kafası ile oyun tasarlayanlar var.

Haydi Türkçeleştirelim: İkinin Ordusu

İlk Army of Two’yu oynayan var mı aranızda? Hani iki adam vardı, silahlarını altınla kaplatıp sürekli Amerikalı kolej çocukları gibi her renk ve ırktan adam öldürdükçe gitar çalma hareketi yapıyorlardı, hatırladınız mı? Oldukça anlamsız ama bir arkadaşınızla oynadığınızda da fena halde keyifli bir oyundu Army of Two, en azından ben sevmiştim oyun mekaniklerini.

Oyun mekaniği derken, gayet basit, MMO’cuların yakından bildiği bir savaş şekline dayanıyordu oyun. Oyunculardan bir tanesi aggro dediğimiz, düşmanların agresifliğini üzerine çekerken (ki bu kişi cayır cayır yanıyordu, yukarıdaki “aggro-metre”ye bakmanıza gerek kalmadan anlayabiliyordunuz) diğeri dikkatleri başka yere toplanmışken arkalarından dolaşıp ister el kol hareketleriyle (“hareket yapma bak, hareketin kralını görürsün” diyen düşmanlar da vardı tabi) ister silahıyla ince ince işliyordu elemanları. Oyunun en büyük eksilerinden birisi, hatta bana göre en büyük eksisi ile vuruş hissinin neredeyse sıfır olmasıydı.

Army of Two 40.Day 5

İkinci oyunda ise oyunun tonu biraz değişmiş: Artık oyunun iki ana karakteri, Salem ve Rios, çok daha az konuşan ve espri yapan tipler olmuşlar. Dolayısıyla ilk oyunun o garip ama eğlenceli mizah anlayışından ikinci oyunda eser yok, gayet sıradan bir TPS karakteri olmuşlar. Biraz garip de olsa kendine has bir karakteri olan bir TPS’den “Sen bir silahsın gidiyosun”a dönmüş oyun anlayacağınız.

3 Yorum

  1. MaRIkO

    video oyunları kavramına bilgisayar oyunlarıda dahil ise ozaman 90 ların ortalarından sonra senaryo kavramı çok yanlış. Bilgisayar oyunlarında senaryo ve hatta ciddi senaryolar çok daha eskilerde de vardı.

  2. Uğur Yurtsever

    Oruç o zamanlar yalnızca mario ve pokemon oynuyordu sanırım 😛

    Bu eleştiriye ben de katılıyorum. Hatta tam tersine bugün çıkan oyunlar hikaye anlatımı açısından çoğu zaman çok çok daha geride.

  3. Oruç Dim

    Evet arkadaşlar, orada bir yazım hatası yapmışım ve bir de eksik birşey yazmışım. Sadece konsollardan bahsediyordum ve 80’ler demek istemiştim. Eleştirilerinizde sonuna kadar haklısınız 😀

Bir cevap yazın