I Am Alive İnceleme

Beğendiniz mi?

Bir insanı hayata bağlayan yegane şeylerden biri ailesidir. Tüm ailesini kaybetmiş ve yaşama amacını yitirmiş karakterler yıllardır gerek Hollywood yapımlarında gerekse Türk sinemamızda önümüze sunulur. Neyse ki I am Alive’da karakterimiz daha ailesini tamamen kaybetmemiş ve doğal olarak, her ne kadar karşımızda yaşanmaz bir dünya olsa da, hayatta kalmak için bir sebep var, o da ailemiz.

Oyundaki iyi aile babası karakterimiz, yaşadığımız dünyayı yerle bir eden ‘Event’ın ardından karısını ve kızını bulmak için yollara düşüyor. Dünyanın nasıl bu hale geldiği ise bir sır, çünkü Event olarak geçen bu olay, oyun boyunca da Event olarak kalıyor ve daha fazla detaya inilmiyor.

Genelde oyunlarda kıyamet sonrası portresi çizilirken karakter bakmaya doyamadığımız yeşil manzaralar içine konulur ve karşısına da ya zombiye dönüşmüş insanlar ya da daha zorlusu robotlar çıkarılır. I am Alive ise her ne kadar kıyamet sonrası temalı bir yapım olsa da bu klasik görünümü kırarak, bizlere daha insansı bir deneyim ve gri tonların hakim olduğu daha karanlık bir atmosfer sunuyor.

I am Alive survivor türünü tam anlamıyla oyuncuya yansıtmayı başarıyor. Oyunun temelinde iki oynanış mekaniği göze çarpıyor. İlki tıpkı Assassin’s Creed ya da Uncharted’da olduğu gibi sağa sola tırmanmak, diğeri ise sizin gibi hayatta kalan diğer insanlara yardım etmek ya da onlarla mücadele etmek. Oyun çizgisel bir ilerleyişe sahip olduğu için tırmanma mekaniklerini doğrudan Uncharted’la kıyaslamak daha doğru olacaktır. Her ne kadar bu tür platform bölümleri oyunun geneline hakim olsa da, kontrollerin zaman zaman sorun çıkarttığını söylemeliyim, karakterimiz Nathan kadar iyi bir tırmanıcı değil, ancak bunda yapımcıların da hataları etkili oluyor. Karakteriniz normalde atlayabileceği yerlere bazen hiç atlamadığı gibi, zaman zaman da atlaması gereken yerlere atlarken size bir hayli güçlük çıkartıyor. Tırmanmanın bu kadar önemli olduğu bir yapımda, bu mekaniklerin kusursuz işlemiyor olması da oyunun ilk göze çarpan ve yadsınamayacak eksisi olarak karşımıza çıkıyor.

Oyunun türü survivor olunca, öyle yüksek yerlere rahat rahat tırmanmayı da bekleyemezsiniz. Ekranın hemen üstünde biri beyaz, biri kırmızı iki bar göze çarpıyor. Kırmızı bar klasik olarak sağlığınızı gösterirken, evet oyunda sağlık barı mevcut, beyaz bar ise dayanıklılığınızı gösteriyor. Bu barın sağlık barından daha kıymetli olduğunu söyleyebilirim. Çünkü gerek koşarken, gerekse de bir yerlere tırmanırken bu barınız yavaş yavaş azalıyor.

Tırmanma işlemi sırasında bir yerden diğerine atlar iseniz, bardaki azalma daha da hızlı oluyor. Şayet dayanıklılık barınız dibe vurursa, insanı geren bir müzik eşliğinde ekranda bir halka beliriyor ve bu halkanın kırmızıya dönüşmemesi için ‘RT’ye hızlı hızlı basmanız gerekiyor, bu durumda çok oyalanırsanız malum son ile karşılaşıyorsunuz. Tırmanma anında item çantanızda bulunan dayanıklılığınızı artırıcı besinlerden yararlanabiliyorsunuz, ancak en sıradan yemeklerin bile çok değerli olduğu bu dünyada bunu yapmanızı tavsiye etmiyorum, çünkü besinlerin etkinliğinde bu anlarda ciddi bir düşüş meydana geliyor. Yani örneğin normalde dayanıklılık barınız tamamen dolarken, bu anlarda bir şey tükettiğinizde yalnızca çeyrek kadar doluyor.

Dayanıklılık barınız, örneğin bir tırmanma maratonundan sonra bir iki saniyede doluyor, ancak barınızı tamamen boşaltırsanız, yeniden dolduğunda, barın tamamen dolmadığını fark edeceksinizdir. Siz ne kadar karakterinizi zorlarsanız, karakterinizin dayanıklılığı da o kadar düşüyor, ancak neyse ki dayanıklılık  verici bir şey yiyip içtiğinizde barınızın da yine eski haline geri döndüğünü fark ediyorsunuz. Bu arada oyun boyunca karşınıza çıkan toz bulutu kümelerinden de mümkün olduğunca uzak durmaya gayret edin, çünkü bu alanlara girdiğinizde de barınız azalıyor, ta ki siz ölene kadar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

css.php