Garip Bir Deneme 2

                                        Boşluğa Doğru Kaçış

Sabah saat yediyi gösteriyordu. Mass Effect 2 oynarken kendini yine kaybetmiş; sabah olduğunu anca odasına izinsiz giriş yapan güneş ışıkları ile fark etmişti. Normal insanlara enerji veren sabah güneşi, ne gariptir ki kendi bünyesinde tam tersi bir etki yaratıyordu. Oyunu kaydettikten sonra uyumak için yatağına uzandı. Birden her gece gördüğü o kabusu hatırladı. Ya yine o kabusu  -son bir aydır hep aynı kabusu görüyordu- görürse? Birden içini karamsarlık kapladı ama çabuk toparlandı ve “neyse en iyisi hiçbir şey düşünmemek” diyerek yorganı üstüne çekti. Uykuya dalmadan hemen önce fısıldayarak Tanrı’ya dua ediyor; tekrar o kabusu görmemeyi diliyordu.

Kabusunda dev oyun konsollarından oluşan bir kalabalığın kendisini kovaladığını görüyordu. Listede kimler yoktu ki; Xbox 360, PS3, PS2, Nintendo Wii, PSP, Nintedo DS, Nokia N-Gage… Nokia N-Gage’in bu listede ne işi olduğunu kendisi de merak ediyordu. Özellikle Xbox 360 ve Playstation 3, konsol ordusuna liderlik ediyor; gerçek dünyanın aksine sıkı dostlar gibi hareket ediyorlardı. Aslında dev konsol ordusundan korktuğu yoktu fakat dev konsolların asıl niyetini gayet iyi biliyordu: Dev konsol ordusu, THGTR üst düzey sistem önerilerinden esinlenerek kendi elleriyle topladığı PC’sini parçalamak ve onun yerine geçmek istiyorlardı.

Rüya, her seferinde kendisini dev bir kanyondan aşağı bırakması ve kan, ter içerisinde uyanması ile sonlanıyordu -bu numarayı Inception’dan öğrenmişti-. Gördüğü rüyalar, onu o kadar çok etkilemişti ki, rüyadan uyandığı zaman çoktan uyku moduna geçmiş PC’sinin çalışıp çalışmadığını kontrol eder; PC’nin çalıştığını görünce, gördüğü rüyanın etkisinden bir nebze olsun kurtulurdu.

Ertesi gün yine oyun başında sabahlamış, yine dua ederken uykuya dalmış ve yine aynı kabusu görmüş ve yine… Fakat ama olamaz! Hayır, yine rüya görüyor olmalıydı ve bu rüyadan uyanmalıydı. Kendini pencereden boşluğa bıraktı ama bu sefer uyanamadı.

Asla uyanamayacağı son uykusuna atlamadan önce bilmediği şey, bu rüyalardan habersiz olan babasının, ona bir sürpriz yapmak istemiş ve PC’i kaldırıp yerine doğum gününden bir önceki gün satın aldığı Playstation 3’ü koymuş olmasıydı.

9 Yorum

  1. Ziyaretçi

    .Tahir kardeşim yazılarız genelde böyle sıkıntılı biraz. Mafia incelemeni falanda okudum. Böyle bi kasış hakim. Bu yazı da olmamılş. Bi de güzelmiş gibi alternatif son falan demeyin bari lutfen. Ne bu hollywood filmi mi? Yazılarınızı eleştirel bir gözle okuyun derim yazdıktan sonra ya da birine okutun olmuyo yani. Denemeyi geçtim oyun incelemeleride faul. Neyse umarım çok uçmazsınız. Alternatif sona hala gülüyorum. Devamı da gelir mi hacı? 😀 Neyse bakmayın siz bana. Parıltılı edebi hayatınızda başarılar 🙂

    • Tahir Meylani

      Olumlu eleştirilere her zaman açığım. Ne demekse o 🙂

      Hikayeyi yazdıktan sonra çok karamsar bulup, farklı bir son daha yazmıştım. Onu da yoruma ekleyecem.

       

    • Tahir Meylani

      Tanrı da özel isim olarak kullanıldığında Allah demek Türkçe’de. Ama kasıtlı olarak bir seçim yapmamıştım iki kelime arasında. O an ilk aklıma Tanrı geldi öyle yazdım.

      Asla uyanamayacağı uyku cümlesinden de yanlış bir anlam çıkarmamışsındır umarım 🙂

  2. freelancer03

    genelde batı klasiklerinde tanrı ifadesine sık rastlanır. Hatta türkçe romanlarda dahi rastlanır. Biraz roman, çokça oyun hastası olduğunu tahmin ettiğim birinden güzel bir derleme 🙂

Bir cevap yazın