Felakete Davetiye: Türkiye’deki Güç Kaynakları

Uzun Bir Tarihçe

  • AMD 2.5 yıl kadar önce Athlon işlemcileri çıkardığında, bazı kullanıcılar güç kaynaklarının sistemlerini beslemeye yetmediğini gördü. Sistemler daha sık sorun çıkarır olmuştu.
  • Intel 2 yıl kadar önce Soket 423 platformundaki ilk Pentium 4 işlemcileri (55 Watt’dan başlayan güç tüketimleriyle) çıkardığında, AMD’nin düştüğü hataya düşmedi; soğutucu ve kasa gereklilikleri gibi güç kaynağı gerekliliklerini de iyice tanımladı. Artık 12V kanalından 10-12 A besleme yapabilen güç kaynakları gerekiyordu ve bunun için de güç kaynağına ilave konektörler eklenmişti. Bu güç kaynağı ATX12V adıyla biliniyor. Intel’in katılımda bulunduğu ve sık sık referans olarak verdiği Güç Kaynağı Spesifikasyonları FormFactors.org sitesinde, en güncel halleriyle yer alıyor.
  • Ardından AMD, basına da bol bol dağıttığı broşürlerinde Athlon XP işlemcilerini kullanan sistemlerde minimum 300 Watt güç kaynağı olması gerektiğini yazmaya başladı. Özellikle GeForce serisinden beri ekran kartlarının da çok güç tükettiği ve ona göre güç kaynağı gerektirdikleri dikkate alınarak yapılmış bir hesaptı bu. Sorunun boyutuna bir örnek vermek gerekirse, o sıralar Türkiye’de çıkan bir oyun dergisi, “AMD işlemcilerle GeForce kartlar uyumsuz” iddiasına bulunmuştu – böyle olmadığını bugün çok iyi biliyoruz.

    AMD spesifikasyonlarında güç kaynaklarındaki hava giriş yerleri ile ilgili görüşler bile var.

    AMD spesifikasyonlarında güç kaynaklarındaki hava giriş yerleri ile ilgili görüşler bile var.

  • Güç kaynakları üzerine P4/AMD Athlon uyumlu etiketleri basılmaya başladı. AMD, bu sayfada test ettiği güç kaynaklarının listesini verdi.
  • Öte yandan, “ucuz ATX kasa” sorunu giderek büyüyordu – hem dünyada, hem de Türkiye’de. 20$’a güç kaynağı dahil kasalar çıkması, o zamanlar THG yazarlarını da endişelendirmişti. Buradaki İngilizce yazıda, THG yazarı David Stellmark’ın bu endişeyi nasıl dile getirdiğini görebilirsiniz.
  • Artık çoğu sorunun kaynağı olarak güç kaynağı gösterilmeye başlanmıştı. Anakart üreticilerinin gönderdikleri ürünlerde sorun yaşadığımızda, onlara soru soruyor ve genelde güç kaynağını kontrol etmemizi isteyen cevaplar alıyorduk.
  • Güç kaynağı kökenli problemler arasında açmayan, sık sık restart eden PC’ler, hatta mavi ekran hataları yer alıyordu.
  • Türkiye’deki kullanıcılar, sabit disklerin yanan kontrol kartlarından sıkça söz ederken, bir disk üreticisinin toplantısında bayiler bu konudan şikayet ettiklerinde, Exper bilgisayarları üreten Datateknik’in yetkilileri “kaliteli güç kaynağı kullanıyoruz, biz sizin yaşadığınız sorunların hiçbirini yaşamıyoruz” demişti.
  • Yurtdışında hazır PC üreticileri standartlara uygunluğu sağlarken, toplama PC’ye yönelen kullanıcılar da bilinçlenmeye başladı. Yabancı haber gruplarında, ileri seviye kullanıcılar, 400-450 Watt’lık Antec, Enermax marka güç kaynakları kullandıklarından sıkça bahseder olmuştu.
  • Türkiye’de işler daha geç gelişiyordu, çünkü düşük gelir seviyeleri nedeniyle maliyet en önemli faktördü. Bu yüzden, sıkça dile getirilen “taktım çalışıyor, pahalısına ne gerek var” anlayışı, anlaşılabilir bir şeydi. Ancak patlayan, hatta diğer donanım bileşenlerine zarar veren güç kaynağı örnekleri de çıkmaya başlamıştı. Hatta okurlarımız arasında, güç kaynağı arızası nedeniyle pek çok bileşenini yakıp 600-700 $’lık zarar bildiren bir kişi bile vardı. PC Labs sitesinden arkadaşlar, üst üste aldıkları iki güç kaynağının da “patladığını” bildirdiler.
  • Türkiye’de bazı distribütörler, kaliteli güç kaynağı getirmeye niyetlendiklerini, ancak fiyatları nedeniyle satmadığı için vazgeçtiklerini belirtiyorlar. Yaşanan sorunların kökeninde kullanıcıların bilinç seviyesi çok önemli bir rol oynuyor.
  • Bilinçli kullanıcılar bazı detayları sormaya başlasalar da, sektör buna sahte etiketlerle cevap verdi. Bugün bazı distribütörler, getirdikleri güç kaynaklarının üzerinde yazan değerlerin üçte ikisini bile veremediğini, kendileri itiraf ediyorlar.
  • Kullanıcılar iyi güç kaynağını ayırt edemeyince, uluslararası standartlara bakmak istediler. Örneğin TÜV onayı sıkça sorulur oldu. Ancak ne yazık ki bu da bir çözüm değildi; çünkü TÜV tek resmi onay kuruluşu değildi ve etiketler sahte olunca, hangi standart kuruluşunun işaretinin basılı olduğu da fark etmiyordu.
  • Yabancı test sitelerinde güç kaynağı testleri artış göstermişti. Ancak bunların büyük çoğunluğu, Mainboard Monitor veya voltmetre ile yapılan basit ve yetersiz ölçümlere dayanıyordu. Yine de güç kaynağının içindeki bileşenlerin kalitesi ile ilgili yorumlar yapılmaya başlanmıştı.
  • Güç kaynağı tartışmaları epey şiddetlenmişken, THG, Eksik ve Aldatıcı Etiket Cenneti: 21 Güç Kaynağının Karşılaştırması başlıklı bir test hazırlayarak gündemin zirvesine oturdu. Alman PC Professionell dergisi ile birlikte yürütülen bu test için, çeşitli dirençlerle güç kaynağına farklı yükler verebilen bir düzenek kurulmuş, hangi güç kaynağının ne kadar yüke dayanabildiği, hangisinin aşırı yük korumasına sahip olduğu, hangisinin vaat ettiği gücü verebildiği izlenmişti. Kapasitörleri gürültüyle patlayan güç kaynakları, kullanıcıların kalitesiz modeller alarak üstlendiği riski yansıtıyordu. Yabancı haber gruplarında elektrik mühendisleri bu testteki düzeneğin, güç kaynağının PC’deki gerçek kullanımını yansıtmadığını ileri sürseler ve testi çok ciddi eleştirilerle sorgulasalar da, o güne kadar yapılmış testler içinde en iyisi olduğunu da itiraf ediyorlardı.
  • Bu testi çevirerek Web sitemize koyduğumuzda, Türkiye’deki tartışmalar da daha bir alevlendi. Çünkü, yukarıda da belirttiğimiz gibi, durum Türkiye’de daha da vahimdi. Kaliteli güç kaynağı neredeyse hiç getirilmiyordu; üstelik kullanıcılar artık daha fazla güç tüketen işlemcilere, ekran kartlarına geçiyor, daha fazla bellek modülü ve sabit disk ile sistemlerinin güç tüketimlerini artırmaya başlıyorlardı.
  • AMD gibi firmalar minimum 300 Watt güç kaynağı önerirken, artık 300 Watt gibi toplam maksimum gücü nominal olarak veren bir değerin hiçbir anlamı kalmamıştı. Çünkü “300 Watt güç kaynağı sistemime yeter mi?” sorusunun tek cevabı şuydu: “İyi bir güç kaynağıysa yeter, kötü bir güç kaynağıysa 450 Watt olsa da yetmez.
  • Çok sınırlı sayıdaki bir kullanıcı grubu, bu durumu anlamış, “combined output”, “PFC”, “overload protection” gibi terimlerin gerçekte ne anlama geldiğini çözmeye, yabancı sitelerde gördükleri güç kaynaklarını buna göre değerlendirmeye başlamıştı. Bunun yanında, güç kaynaklarının gürültü seviyeleri, yaydıkları ısı ve kasa içindeki sıcak havayı dışarı atma becerileri de tartışılıyordu.

6 Yorum

  1. Ziyaretçi

      pc toplayacağım power sız bir kasa aldım güç kaynağı hesaplamasına göre

    550 watt lık güç kaynagı gerekiyor bu konuda bilgili değilim bana marka model konusunda tavsiyede bulunabilirmisiniz paraya kıyıp kaliteli bir güç kaynağı alacam

  2. Ziyaretçi

    Bu yazıda sanki pahalı markalar kaliteli olur havası verilmiş. Bunun kesinlikle yanlış olduğunu yaklaşık 100 adet arızalı vestel güç kaynağını  çöpe attığım için bizzat biliyorum. Ve biz bu markalı ve pahalı ama kalitesiz güç kaynakları yerine çin malı ürünleri(neredeyse yarı fiyatına) takarak sorunu halletik. Kısaca, pahalı mal herzaman iyi mal demek değildir.

  3. çağan

    konuyu hortlatmak gibi olmasın ama ben bu yazılanların çoğundan bir şey anlamadım. Yeni bir sistem topluyorum sisteme kaç watt psu gerektiğini bile bilmiyorum. Piyasaya hakim psu markaları hangileridir? Daha basit temelden zorlaşan bilgiler lazım lütfen! Bu arada konu yazarıyla veya yardımcı editörlerle iletişime geçmek isterim.

Bir cevap yazın