Far Cry 2

Far Cry 2

Yanlış alarm. Assassin Creed sonrası yeni bir Ubisoft vakası ile karşı karşıyayız. Hatta bir diğer vaka olan Prince of Persia’da yolda geliyor. Son yıllarda Ubisoft’a bir şeyler oluyor. Fikirleri sağlam ve yenilikçi fakat işe döküldüğünde ki bu bizim oyunu edinmemiz manasına geliyor, nedense oyuncular olarak hiç memnun kalmıyoruz. Far Cry ile FPS türünde çağ açan Ubisoft ve Crytek birlikteliği uzun bir süre önce yollarını ayırmıştı. Bunun üzerine Crytek yeni projesi Crysis üzerinde çalışırken Ubisoft da boş durmamış, Far Cry 2 üzerinde çalışmaya başlamıştı. Ubisoft’un referansları sağlam olduğundan Far Cry 2’nin Crytek olmadan da güzel bir oyun olacağı düşünülüyordu. Ama görünen o ki yanılmışız.

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki Far Cry ile Far Cry 2 arasında isim benzerliği dışından hiçbir bağ yok. Yani tamamen duygusal! Far Cry 2’nin hikâyesi Afrika’da geçiyor. Sanayi devriminden sonra Afrika topraklarında nelerin yaşandığını az çok hepimiz biliyoruz. Mutlu ve sağlık içinde yaşayan Afrika toplumları Batılılar tarafından sömürüldü, ezildi, birbirine düşürüldü ve köleleştirildi.

Far Cry 2

“Batılılar Afrika´ya geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Batılılar bize, gözlerimizi kapatıp, dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise; bizim elimizde İncil, Onlar’ın ellerinde topraklarımız vardı.”
Özgür Kenya Devlet Başkanı
Jomo Kenyatta

Zamanla özgürlüklerini kazanan Afrika devletleri birbirine düştü. Kimler destek verdi bilinmez elinde kaması dışında başka silahı olmayan kabileler birden bire silahlandılar. Onca yıldır özgürlük için savaşan liderler kendi toplumları tarafından öldürülmüş ya da dışlanmıştır. Bu kargaşa arasından dünya ülkelerine giden altının, elmasın ve türevindeki değerli madenlerin haddi hesabı yoktur. Oyun konusu ise hemen hemen bu durumlarla aynı. Çakal adlı bölgenin bir numaralı silah kaçakçısının yaşamına son vermek için Afrika’ya gidiyoruz. Çakal’a ulaşmaya çalışırken bölgedeki iki büyük çetenin arasında mekik dokuyor, çatışmalarda rol alıyoruz. Bizle aynı amacı taşıyorlar mı diye şüphe ettiğimiz yeni maceraperestlerle tanışıp arkadaşlık bağları kuruyoruz, bu arkadaşlık bağları görevlerimizi yaparken çok işe yarayacak… Afrika’da yalnız kalmak kimseye yaramaz öyle değil mi?

Yazıya ilişkin TGForumz tartışmamıza katılın…

Bir cevap yazın