Deus Ex: Human Revolution İnceleme

Kurtların Arasındaki Kuzu

Deus Ex: Human Revolution, dev şirketlerin önlenemez bir açgözlülükle yönetildiği ve elde ettikleri büyük güçlerle bugün korkup çekindiğimiz hükümetlerin bile üzerine çıkarak daha etkili birer küresel aktör haline geldiği, medyanın geniş kitleleri bir koyun gibi güttüğü ve 18. yüzyıldan siber çağa uzanan “gizemli” grupların yoğurduğu komplo teorileriyle şekillenen, aslında çok da uzak olmayan bir gelecek senaryosuna götürüyor bizleri. Genetik, robot bilimi ve biyoteknolojide kaydedilen insanötesi sıçramalar sayesinde insan evriminin sınırlarının zorlandığı karanlık bir dünyaya…

Deus ex hr 2

Yoo hayır. Bu Shodan değil...

Bütün teknolojik bu gelişmeler, masrafları karşılayabilen şanslı insanlar için doğanın bahşettiği mükemmelliğin yüksek teknoloji ürünü süper mekanik uzuvlarla “geliştirilmesi”; yani insanüstü kuvvet, ışık hızında refleksler, sonsuz bilgi ve daha birçok tanrısal gücün kapılarını araladı. Lakin madalyonun diğer yüzünde parası olmayan güçsüz insanlar ve insan vücudunun doğal güzelliğini bozan bu insanötesi evrim fikrine karşı duranlar vardı. Kendilerini tehlikeli bir biçimde geri kalmaya mahkum bir halde buldular. İnsanoğlu, bu kez tanrılardan ateşi çalmayı başarmıştı belki. Fakat sonuç açıktı… Şiddetin eşikten baktığı ciddi bir sosyal bölünme…

İşte Deus Ex: Human Revolution böyle bir gelecekte başlıyor. İlk Deus Ex’te yaşanan olaylardan 25 yıl önce. 2027’de Detroit’te… Çatışma ve korkuyla dolu, şiddet ve baskının gölgesinde, dev şirketler ile insanoğlunun, gelişmiş insanlarla “saf” olanların karşı karşıya geldiği bir dünyaya konuk oluyoruz. Tabii ki bu aynı zamanda iyi ile kötünün mücadele ettiği bir dünya. Ancak bu ikisi arasındaki çizgi daha önce hiç bu kadar ince, kırılgan ve kolay aşılabilir olmamıştı.

Deus ex hr 3Ana karakterimiz, dünyanın önde gelen biyoteknoloji şirketlerinden biri olan Sarif Industries’in eski SWAT üyesi güvenlik şefi Adam Jensen. Pek parlak olmayan geçmişi gibi Sarif Industries’e düzenlenen ve çok önemli bir buluşun eşiğindeki araştırma ekibinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı da engelleyemiyor. Dahası vücudunun büyük bir kısmını bu saldırıda kaybediyor ve son olarak da kafasına bir kurşun yiyor. Onu hayata tekrar döndüren ise Sarif Industries’in üstün biyoteknolojisi oluyor. Kendisine sorulmamış olsa da o artık “gelişmiş” bir insan. Bir cyborg. Ve sevdiği kadınla birlikte kendi saf insan kimliğini de alıp götüren bu gizemli saldırının sorumlusunu bulmak için yanıp tutuşuyor. Lakin çok ama çok büyük bir küresel komplonun tam göbeğine düştüğünü anlaması uzun sürmüyor…

Deus Ex: Human Revolution bizlere gerilim dozu yüksek muhteşem bir hikaye örgüsü sunuyor gerçekten. Oyun boyunca verdiğimiz kararlarla şekillendireceğimiz dinamik bir hikaye örgüsü bu. Human Revolution, Blade Runner ve Metal Gear Solid gibi klasiklerden esintiler taşıyan leziz hikaye anlatımını ve benzerlerini daha önce başka oyunlarda da gördüğümüz dinamik bir oyun kurgusunu kendi eşsiz sunumu, derin karakterleri ve şaşırtıcı detaylarla dolu sürükleyici hikayesiyle daha önce eşine pek de rastlamadığımız kadar başarılı bir şekilde harmanlıyor. Dahası bütün bunları hayranlık uyandıracak kadar derin oynanış mekanikleriyle tek bir potada kusursuz bir biçimde eritmeyi de başarıyor. Tıpkı ilk Deus Ex’in 11 yıl önce yaptığı gibi…

Bu gerilim dozu yüksek müthiş hikaye boyunca verdiğimiz en basit kararların bile oyun kurgusunu derinden etkilediğini hissediyor; karşılaştığımız her bir sorunun üstesinden gelmek için farklı alternatif yollar keşfettikçe tarif etmesi zor bir tatmin hissi yaşıyoruz. Hatta tesadüfen kulak misafiri olduğumuz bir konuşma dahi hikaye akışında birçok şaşırtıcı detayı gün yüzüne çıkarıp bizi ilginç ve dramatik seçimlerin eşiğine getirebiliyor. Bu muazzam deneyimin arkasında ise, geliştirici Eidos Montreal’in ilk oyunun bütün sevilen yanlarını bir araya topladığı dört farklı oynanış mekaniği yatıyor: Piyasadaki en iyi FPS oyunlarını kıskandıracak kadar sağlam çatışma mekanikleri, stealth action klasiklerini gölgede bırakacak derinlikteki gizlilik öğeleri, şaşırtıcı detaylarla dolup taşan sosyal etkileşim mekanikleri ve bizlere heyecanlı anlar yaşatan müthiş hackleme sistemi.

29 Yorum

  1. Aiberg

    Muhteşem bir yazı olmuş. Bu kadar kısa zamanda hazırlayabildiğin için de tebrik ederim. Gerçekten de yazdığı konu hakkında bilgi sahibi olduğunu gördüm. İyi eğitimli olduğundan yazındaki her noktadan belli. Oyunun hikayesi, felsefesi, görselliği ve tekniği hakkında çok özgün gözlemler yapmışsın. Daha önce hiç yazını okumamıştım; ama bundan sonra hep takip edeceğim.

  2. Tahir Meylani

    Ben de incelemeyi muhtesem buldum. Ugur yine gercek bir sanat eserine yakisir bir inceleme kaleme almis.

    Ben de en kisa surede Duex Ex`in entrikalarla dolu dunyasina adim atabilmek icin sartlarimi zorluyorum.

  3. onur_

    Oyunu haftalar önce ön sipariş etmiştim şimdi gördüm ki çok iyi yapmışım. 26sını heyecanla bekliyorum. Bir cumartesi günü çalışmayacağım için hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Haftasonu boyunca 2 kere bitirebilirim heralde. İnceleme de süper olmuş yine. Fakat ilk Deus Ex’teki görev öncesi özgürlük bu sefer pek yok demişsiniz bu canımı biraz sıkılabilir. Oynadıktan sonra tekrar gelicem. 🙂

  4. Rhaim

    Bu oyunu bu hale getiren şey tanıtımı oldu… üst düzey profesyonelce bir tanıtım… Witcher 2 bu kadar tanıtım yapsaydı mesela neler olurdu tahmin edemiyorum… Şahsi görüşümdür.

  5. gouranga

    Bu oyuna boşa para vermeyin işe yaramaz mw3 bomba gibi geliyor, ona saklayın paranızı.

    Hehehe bu sitede eksik olan şey bu çeşit yorumlar 😛

    Çok güzel bir inceleme olmuş elinize sağlık. 2000-2004 arasında çıkan çoğu oyunu şehir dışında lise okumam sebebi ile oynayamadım. Öyle güzel anlatmışsınız ki seriye hemen baştan başlıyorum. (:

    Bu arada Uğur beyin incelemelerindeki anlatım baştan +15 yaş üzeri gibi kullanılan dilden dolayı, bunu da hem seviyor, hem takdir ediyorum, basite kaçmamasından dolayı.

    • nihatix

      öyle güzel ve ince bir alay varki yazında takdir etmeden geçemedim,evet bu siteyi merlin,bölüm sonu canavarı gibi çoluk çocuk ve oyun oynamaktan bihaber aptal ergenlerie hiç rastlanmadığı için çok takdir ediyorum,yazarları ağırbaşlı ve kesinlikle merlin gibi google translate haber ve incelemelere yer vermiyor,eğer iq seviyesi yüksek,karakteri ve Türkçesi düzgün insan ve oyuncuların uğrak yeri neresi diye sorulsa tek adres burasıdır.oyuna gelelim,mükemmel bir oyun,aralarına pek bağlantı yok ama doku kalitesii,ortam,müzik ve estetik açısından mass effect 2 ye çok benziyor,mass effect 2 3k3z sonuna kadar oynayıp bitirdiğim ve oyunla orgazm olmak diye bir kavram varsa bunu sonuna kadar yaşatan bir deneyimdi,deus ex de çok ama çok güzel.

  6. Uğur Yurtsever

    Güzel yorumlar için herkese teşekkür ederim. Sık sık ağır eleştirilere yanıt vermek durumunda kaldığımız için olumlu yorumlar gelince ne denir pek bilemiyorum. :p Biraz uzun bir inceleme olmasına rağmen ilgiyle okunduğuna sevindim. Human Revolution’ın yeni Deus Ex oyunlarının öncüsü olması dileğiyle… Oynayın, oynatın. 🙂

  7. Zeratul

    ilk oyundan 25 yıl öncesini anlatıyor ama daha ileri bir tarih olsa belki daha gerçekci bir bakış açısı olurdu. 2027 yani günümüzden 16 yıl sonra böyle gelişmeleri görmek bana göre zor. Özelliklede mekan tasarımları çok ileri bir tarihteki dünyayı yansıtıyor. Şahsi düşüncem bu yönde onun haricinde oyun harika diyebilirim. Serisinin hakkını veren bir oyun. Hem gelenekçi hem de yenilikçi.

  8. firavus

    Uğurcuğum yine kalitene ve tecrübene yakışır bir yazı olmuş. Sonuna kadar sıkılmadan okudum ve tahmin ettiğim gibi yine çok güzel bir yazı olmuş. Ayrıca, oyun tarzım olmasa bile incelemenin kaliteli ve derin olacağına emin olduğum için yine de okurdum. Ancak merak ettiğim bir konu var ki Uğur Kardeşim, bu genç yaşına rağmen nasıl oluyor da bu kadar düzgün yazı yazabiliyorsun aklım almıyor gerçekten!? Hele ki oyun oynayan birçok insanın, ne yazısı ne de hayatı adam akıllı bir çizgide pek olmuyorken!
    İnsanın yaptığı işi sevmesi ve bu işe gönül vermesi bu olsa gerek. Tabi piyasa da sözde yığınla “pro-gamer” var. Zaten o tipler sayesindedir ki yıllardır oyunlara ve oyunculara olan bakış açım da değişmiş durumda. Ve hatta oyunu çok oynayan bir insanın sosyal, ahlaki ve kültürel yönden hep “ergen” seviyesinde bir bakış açısı olduğunu düşünmüşümdür. Allah’tan Uğur gibi kaliteli adamlar var da piyasada, bizde biraz olsun fikirlerimizi olumlu yönde evire biliyoruz. Bunun içinde ayrıca bir teşekkür Uğur Kardeşime 🙂
    Oyun ise yıllar öncesine götürdü beni. O zamanlar P3 667 Mhz + 16 Mb Vga Tnt makinesi ile baya kasıntılı bir deneyim olmuştu. Bunu da yakında edinmeyi düşündüğüm oyun listene ekledim bakalım göreceğiz.

    (Tamamen kişisel görüşlerimdir arkadaşlar bazı sözlerim(kelimelerim) meclisten dışarıdır :-p)

    Saygılar…

  9. onur_

    Dün akşam saatlerinden bu sabaha kadar aralıksız 13 saat oynadım ve izlenimlerim: oyun tek kelimeyle kusursuz. İlk oyunun hayranıydım human revolution da onun yanında gururla duracak kadar mükemmel olmuş. Daha bitirmedim oyunu ama ağzım açık hayran hayran oynuyorum. Umarım sonuna kadar böyle gider ve bayram tatilinde iki kere bitirebilirim. İnceleme için tekrar tebrik ederim muhteşem herşeyiyle.
    Deus exYılın oyunu olabilir mi. Skyrim, Uncharted 3 ve Batman… şimdilik Bu dördü arasında gidip gelecek gibi gözüküyor.

    bu arada balls achievmentı çok hoş olmuş. Oynayan arkadaşlar detroit’in arka sokaklarını iyice gezip basketbol sahasında biraz takılsın 😀

  10. ali rıza

    oyunu çevre etkileşimi sıfır eşyalara ateş ediyorsun hiç bir tepki vermiyor çok fazla ingilizce istiyor çok durgun pek aksiyon yok silahların cephane sıkıntısı var kapıları hackleme işi sıkıcı ve aptalca oyun daha başından bu gibi saçmalıklarla kendinden soğutuyor kesinlikle verilecek parayı haketmeyen bir oyun

  11. Nos!

    Benim bu inceleme ve oyuna karşı tek eleştirim; görseller gerçekten 2011 teknolojilerine göre yeterli ve iyi mi? Tamam sihay sarı renk ağırlıklı konsept bir atmosfer var kabul. Renk paleti geniş olsa o anlatılmak istenen dönem ve olaylar okadar etkili olmaz ona da evet fakat özellikle dış mekan görüntüleri eski oyunlar da ki gibi çok sade kutu kutu binalar, fizik efeklerinden yoksun nesne etkileşimleri, sis ve ışık efekleri kimi yerde gereğinden fazla kimi yerde az. Ne biliyim aynı firmanın elinden çıkan Batman: Arkham Asylum’ a bakıyorum bir de bu oyuna, Batman -o beğenilmeyen Unreal3 grafik motoruyla- daha ağır basıyor açıkçası(tabi yanlızca görsel açıdan).

    • Tahir Meylani

      Deus Ex Human Revolution ve Batman Arkham Asylum aynı firmanın elinden çıkmış oyunlar değil kesinlikle. İki oyunun da dağıtımcısı aynı sadece. Aynı dağıtımcının elinden çıkan oyunları bir kefeye koymak çok saçma olurdu.

  12. bora

    Oyun polis istasyonu bölümüne kadar kusursuz ilerledi fakat o andan sonra bu güzelim oyun da, stealth ve puzzle oyunlarının kemikleşmiş hastalıklarına sahip olduğunu gösterdi. Aslında bu hatar yüzünden oyunda elle tutulur tek şey FPS mekanikleriydi ama biraz hoş görmeyi tercih edip devam ediyorum ve umuyorum yıldırcak kadar kötü hatalar karşıma çıkmaz “oyun çok iyimiş” “ROLÜ” yapmak zorunda kalmam…

  13. Nos!

    Tamam farklı firmalar olsun. Yinede oyunun görsel açıdan çarpıcı olduğu söylenemez. Bu yorumu yaparken oyunları karşılaştırmak istememiştim ama oyundaki görsel eksikliği betimlemek için en uygun yoldu. Burda maksat bu oyunun görsel açıdan eksikliğidir. Saygılarımla…

  14. Nos!

    Ayrıca siz incelemelerinizde farklı tür oyunları karşılaştırmanız (ister istemez) saçma olmuyor da ben sıradan bir kullanıcı olarak böyle bir karşılaştırma yapmam mı saçma ?

    Dip Not: “Deus Ex: Human Revolution” nun geliştiricisi “Edios Montreal” bir “Square Enix” kuruluşudur. “Square Enix” firması, “Batman Arkham Aslum”un gelştiricisi olan “Rocksteady Studios” un sahibiyken, 2010 yılında “Warner Bros”, “Rocksteady Studios” u satın almıştır. “Rocksteady Studios” un %25’i hala “Square-Enix”e aitttir. Bu bağlamda iki oyun arasında dağıtım, üretim, geliştirme (ne haltsa) inorganik de olsa bir bağ vardır.
    Kaynak: http://www.eidosmontreal.com/studio ; http://kotaku.com/5477933/warner-buys-batman-arkham-asylum-devs ; http://en.wikipedia.org/wiki/Rocksteady_Studios

    • Uğur Yurtsever

      Merhabalar,

      Her iki oyun da tamamen farklı artistik tasarım anlayışlarına sahip. Renk paletinden çevre tasarımına, karakter modellerinden mimariye kadar tamamen farklı anlayışların ürünü iki oyundan bahsediyoruz… Kullandıkları teknoloji bile farklı. Bu yüzden iki oyunun yan yana konması pek doğru görünmüyor. Ancak ben sizin vurgulamak istediğiniz noktayı ve eleştirinizi çok iyi anlıyorum. Evet, Deus Ex: HR yeni standartlar belirlemiyor ve bizim de incelemede belirttiğimiz gibi günümüzün güçlü donanımlarının potansiyelini tam olarak kullanamıyor.

      Bu arada Rocksteady ile Eidos Montreal arasındaki bağ, Battlefield: Bad Company 2 ile Mass Effect 2 ya da Modern Warfare 2 ile Spider-Man: Shattered Dimensions arasındaki bağdan farksız. Hatta pek çok açıdan bu saydığım oyunlar birbirlerine daha yakınlar. Zira Square Enix sahibi olduğu stüdyoların üretim süreçlerine burnunu sokan bir geliştiricis değil. Deus Ex: HR’daki CGI videolar da Eidos Montreal’in talebi üzerine Square Enix’in Tokyo stüdyolarında yapılmıştı.

      Bu arada linkini verdiğiniz bilgileri (Rocksteady’nin satın alınması vb.) biz de haber yapmıştık.

    • Orçun

      Arkadaşlar bu zamanlarda çoğu sitede sıkıntılar var. Galiba aynı sorun Tom’s Hardware sitesindede yasanıyor. Bazı siteler var sadece “OKUNMA” üzerinden hayatlarını sürdürüyorlar. Bu siteyi nasıl işliyor bilmiyorum, ancak bu sitede öyle ise yazarların uzun süre inceleme yapmaması normal.Bir
      arkadaşımın babasından örnek vermek istiyorum. Bunlardan başka, birde değişik yan işler yaparak siteyi ayakta tutuyorlar. Yoksa o site yok olmuştu. Söylediğim gibi bu site nasıl işler bilmem ancak eğer söylediğim gibi sadece okunma üzerinden ise bunu olumlu karşılamamız lazım. Belki şu anda yazı yazıyorladır…

Bir cevap yazın