Deus Ex: Human Revolution İnceleme

Hızlı adımlarla binanın en üst katındaki son odaya doğru ilerliyordu. İki kanatlı kırmızı kapıyı gördüğünde adımları yavaşladı. Solundaki pencereden bir SWAT helikopterinin çığlık atarak geçtiğini duydu. Pencereye doğru baktı. Bina yavaş yavaş yanmaya başlamıştı. Acele etse hiç fena olmayacaktı. Gittikçe ağırlaşan adımlarla kapının önüne geldiğinde ise durdu ve çömeldi. Kapının hemen arkasında neyle karşılaşacağını az çok tahmin edebiliyordu. İnsan vücudunu siber teknolojiyle buluşturan biyoteknoloji devi Sarif Industries’in üretim tesisinde en son kattaki en son odanın önünde duruyordu. Şirketin en değerli prototip örneğini, kendilerine Purist diyen haydutların elinden kurtarmayı başarmıştı. Kafasında yeni soru işaretleri vardı ve sıra liderleri Zeke’i ele geçirmeye gelmişti. Kapının hemen ardındaydı… Ancak o, kapıyı açıp içeri dalmak yerine oracıkta, kapının hemen yanındaki duvarın dibinde çömelmiş duruyordu. Tavandaki yarım yamalak çalışan yangın söndürücünün püskürttüğü su, yüzünden akarken Einstein’ın meşhur sözü geçiyordu aklından: “Teknolojik gelişme patolojik bir suçlunun elindeki baltaya benzer…”

Bir süredir kafası bu sözle meşguldü… Güvenlik şefi olarak çalıştığı Sarif Industries’e altı ay önce düzenlenen kanlı saldırıyı engelleyememiş, dahası vücudunun büyük bir kısmını kaybetmiş ve kafasından vurulmuştu. Lakin şimdi Sarif sayesinde sapasağlam hayattaydı. “Gelişmiş” bir insan olarak. Robotik kollara, güçlü bacaklara, insanüstü bir çevikliğe ve keskin gözlere sahipti. Bunu o istememişti şüphesiz. Hatta ona sorsanız bir cyborg olarak yaşamaktansa ölmeyi tercih edebilirdi. Ancak tesisin giriş katıyla bu son kapı arasında hareketsiz yatan onlarca serseriyi düşününce teknolojinin işe yaradığı kesindi. Einstein’ın sözlerini tekrar etti fısıldayarak. Kapıyı açtı…

Deus ex hr 1Altı ay önceki gizemli saldırının ardında Zeke ve onun çaresiz pürist çetesinin olmadığını prototipi ele geçirdiğinde anlamıştı aslında. Tahmin ettiğinden çok daha derin bir komplonun içine düşmüştü. Yine de Zeke birçok sorunun anahtarına sahipti ve şu an tam karşısında duruyordu, çözülmeyi bekleyen bir rehine problemiyle birlikte. Tesisin sorumlusu Josie, korsan bandıyla kapalı olmayan gözünden öfke fışkıran Zeke’in elindeydi. Öfkeli adam silahını kapı açılır açılmaz savunmasız kadının kafasına dayamıştı bile… Bu anda kolay olanı seçip Zeke’in Josie’yi de alarak gitmesine izin verebilirdi. Lakin acil çıkış kapısının diğer tarafında bekleyen ağır silahlı SWAT güçleri, durumu her ikisi için de sevimsiz kılabilirdi. Zeke’i kadını bırakması için konuşarak ikna etmeye çalışmak da bir seçenekti. Adamın öfkeden kudurmuş olduğunu düşününce bu pek kolay değildi tabii. Bir an için kıvrak bir hamleyle Zeke’in üstüne atlayıp etkisiz hale getirebileceğini düşündü ya da ani bir refleksle kaşlarının tam ortasından vurabileceğini… Zeke’in sözlerinde gizli olan ipuçlarını düşününce bir anda silindi bu seçenek kafasından….

Silahını normal bir gözün algılayamayacağı kadar hızlı çekti. Korkudan titreyen çaresiz kadını vurdu. Zeke şok içinde Adam Jensen’a bakakaldı. Jensen, Zeke’i canlı ele geçirmişti. Ama Josie’nin kocası bu durumdan hiç ama hiç hoşlanmayacaktı…

Milenyumun ilk yaz ayında tanıştığımız Deus Ex için tüm zamanların en saygı değer yapımlarından biri desek, hatta 2000’li yılların en iyi beş oyunu arasında göstersek kesinlikle abartmış olmayız. 90’ların ikinci yarısında FPS mekanikleriyle cyberpunk ve RPG öğelerini birleştirerek büyük bir devrime imza atan System Shock’tan ödünç aldığı harika konsepti, Warren Spector’un yaratıcı dehası ve bizleri bir küresel komplo teorisinin içine sürükleyen gerilimli hikayesi dışında Deus Ex’i bu denli büyük yapan bir şey daha vardı. Tamamen oynayış tarzımıza ve tercihlerimize göre şekillenen eşsiz bir deneyim sunmak gibi.

Oyun boyunca karşılaştığımız sorunlar beraberinde keşfedilmeyi bekleyen farklı farklı çözüm yollarıyla geliyor; her bir bölümde hedefe ulaşmamız için alternatif yollar bulabiliyor ve bunlar bizi yeni alternatif yollar keşfedebileceğimiz bambaşka alternatif yollarla buluşturuyordu (!?). Karakterimizi nanoteknolojinin en futuristik ve havalı örnekleriyle donatıp dilediğimiz gibi geliştirebiliyor, kullanacağımız silahları da gönlümüzce özelleştirebiliyorduk. Görevleri tamamlarken dilersek doğrudan şiddete başvurabiliyor; gürültü patırtıdan pek hoşlanmıyorsak da işlerimizi tamamen gizlilik kullanarak halledebiliyorduk. Etrafa ağır objeler fırlatarak güç gösterisi yapıp sonunda yakalanarak temiz bir sopa yemek de seçenekler arasındaydı pek tabii. Bu, “oyuncu tercihleri” ve “bu tercihlerin sonuçları” ile ilgili bir deneyimdi kısacası. Deus Ex ile haşır neşir olmuş herkes kendi kişisel deneyimini tatmış ve gerçek anlamda hafızalara kazınacak anlar yaşamıştı. Üç yıl sonra çıkan devam oyunu Deus Ex: Invisible War da  özgür oynanışıyla ilk oyundaki anıları canlandıran benzer deneyimler sunmayı başardı oynayanlara, “geniş kitlelere hitap edebilmek” adına RPG öğeleri hafifletilmiş, bir başka deyişle “sığlaştırılmış” bir oyun olmasına rağmen.

Şimdi, tam 8 yıl sonra bütün her şeyin başlangıcına dönüyoruz. Ve karşımızda en az daha önce yaşadıklarımız kadar unutulmaz bir deneyim duruyor… Gerçekten.

29 Yorum

  1. Aiberg

    Muhteşem bir yazı olmuş. Bu kadar kısa zamanda hazırlayabildiğin için de tebrik ederim. Gerçekten de yazdığı konu hakkında bilgi sahibi olduğunu gördüm. İyi eğitimli olduğundan yazındaki her noktadan belli. Oyunun hikayesi, felsefesi, görselliği ve tekniği hakkında çok özgün gözlemler yapmışsın. Daha önce hiç yazını okumamıştım; ama bundan sonra hep takip edeceğim.

  2. Tahir Meylani

    Ben de incelemeyi muhtesem buldum. Ugur yine gercek bir sanat eserine yakisir bir inceleme kaleme almis.

    Ben de en kisa surede Duex Ex`in entrikalarla dolu dunyasina adim atabilmek icin sartlarimi zorluyorum.

  3. onur_

    Oyunu haftalar önce ön sipariş etmiştim şimdi gördüm ki çok iyi yapmışım. 26sını heyecanla bekliyorum. Bir cumartesi günü çalışmayacağım için hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Haftasonu boyunca 2 kere bitirebilirim heralde. İnceleme de süper olmuş yine. Fakat ilk Deus Ex’teki görev öncesi özgürlük bu sefer pek yok demişsiniz bu canımı biraz sıkılabilir. Oynadıktan sonra tekrar gelicem. 🙂

  4. Rhaim

    Bu oyunu bu hale getiren şey tanıtımı oldu… üst düzey profesyonelce bir tanıtım… Witcher 2 bu kadar tanıtım yapsaydı mesela neler olurdu tahmin edemiyorum… Şahsi görüşümdür.

  5. gouranga

    Bu oyuna boşa para vermeyin işe yaramaz mw3 bomba gibi geliyor, ona saklayın paranızı.

    Hehehe bu sitede eksik olan şey bu çeşit yorumlar 😛

    Çok güzel bir inceleme olmuş elinize sağlık. 2000-2004 arasında çıkan çoğu oyunu şehir dışında lise okumam sebebi ile oynayamadım. Öyle güzel anlatmışsınız ki seriye hemen baştan başlıyorum. (:

    Bu arada Uğur beyin incelemelerindeki anlatım baştan +15 yaş üzeri gibi kullanılan dilden dolayı, bunu da hem seviyor, hem takdir ediyorum, basite kaçmamasından dolayı.

    • nihatix

      öyle güzel ve ince bir alay varki yazında takdir etmeden geçemedim,evet bu siteyi merlin,bölüm sonu canavarı gibi çoluk çocuk ve oyun oynamaktan bihaber aptal ergenlerie hiç rastlanmadığı için çok takdir ediyorum,yazarları ağırbaşlı ve kesinlikle merlin gibi google translate haber ve incelemelere yer vermiyor,eğer iq seviyesi yüksek,karakteri ve Türkçesi düzgün insan ve oyuncuların uğrak yeri neresi diye sorulsa tek adres burasıdır.oyuna gelelim,mükemmel bir oyun,aralarına pek bağlantı yok ama doku kalitesii,ortam,müzik ve estetik açısından mass effect 2 ye çok benziyor,mass effect 2 3k3z sonuna kadar oynayıp bitirdiğim ve oyunla orgazm olmak diye bir kavram varsa bunu sonuna kadar yaşatan bir deneyimdi,deus ex de çok ama çok güzel.

  6. Uğur Yurtsever

    Güzel yorumlar için herkese teşekkür ederim. Sık sık ağır eleştirilere yanıt vermek durumunda kaldığımız için olumlu yorumlar gelince ne denir pek bilemiyorum. :p Biraz uzun bir inceleme olmasına rağmen ilgiyle okunduğuna sevindim. Human Revolution’ın yeni Deus Ex oyunlarının öncüsü olması dileğiyle… Oynayın, oynatın. 🙂

  7. Zeratul

    ilk oyundan 25 yıl öncesini anlatıyor ama daha ileri bir tarih olsa belki daha gerçekci bir bakış açısı olurdu. 2027 yani günümüzden 16 yıl sonra böyle gelişmeleri görmek bana göre zor. Özelliklede mekan tasarımları çok ileri bir tarihteki dünyayı yansıtıyor. Şahsi düşüncem bu yönde onun haricinde oyun harika diyebilirim. Serisinin hakkını veren bir oyun. Hem gelenekçi hem de yenilikçi.

  8. firavus

    Uğurcuğum yine kalitene ve tecrübene yakışır bir yazı olmuş. Sonuna kadar sıkılmadan okudum ve tahmin ettiğim gibi yine çok güzel bir yazı olmuş. Ayrıca, oyun tarzım olmasa bile incelemenin kaliteli ve derin olacağına emin olduğum için yine de okurdum. Ancak merak ettiğim bir konu var ki Uğur Kardeşim, bu genç yaşına rağmen nasıl oluyor da bu kadar düzgün yazı yazabiliyorsun aklım almıyor gerçekten!? Hele ki oyun oynayan birçok insanın, ne yazısı ne de hayatı adam akıllı bir çizgide pek olmuyorken!
    İnsanın yaptığı işi sevmesi ve bu işe gönül vermesi bu olsa gerek. Tabi piyasa da sözde yığınla “pro-gamer” var. Zaten o tipler sayesindedir ki yıllardır oyunlara ve oyunculara olan bakış açım da değişmiş durumda. Ve hatta oyunu çok oynayan bir insanın sosyal, ahlaki ve kültürel yönden hep “ergen” seviyesinde bir bakış açısı olduğunu düşünmüşümdür. Allah’tan Uğur gibi kaliteli adamlar var da piyasada, bizde biraz olsun fikirlerimizi olumlu yönde evire biliyoruz. Bunun içinde ayrıca bir teşekkür Uğur Kardeşime 🙂
    Oyun ise yıllar öncesine götürdü beni. O zamanlar P3 667 Mhz + 16 Mb Vga Tnt makinesi ile baya kasıntılı bir deneyim olmuştu. Bunu da yakında edinmeyi düşündüğüm oyun listene ekledim bakalım göreceğiz.

    (Tamamen kişisel görüşlerimdir arkadaşlar bazı sözlerim(kelimelerim) meclisten dışarıdır :-p)

    Saygılar…

  9. onur_

    Dün akşam saatlerinden bu sabaha kadar aralıksız 13 saat oynadım ve izlenimlerim: oyun tek kelimeyle kusursuz. İlk oyunun hayranıydım human revolution da onun yanında gururla duracak kadar mükemmel olmuş. Daha bitirmedim oyunu ama ağzım açık hayran hayran oynuyorum. Umarım sonuna kadar böyle gider ve bayram tatilinde iki kere bitirebilirim. İnceleme için tekrar tebrik ederim muhteşem herşeyiyle.
    Deus exYılın oyunu olabilir mi. Skyrim, Uncharted 3 ve Batman… şimdilik Bu dördü arasında gidip gelecek gibi gözüküyor.

    bu arada balls achievmentı çok hoş olmuş. Oynayan arkadaşlar detroit’in arka sokaklarını iyice gezip basketbol sahasında biraz takılsın 😀

  10. ali rıza

    oyunu çevre etkileşimi sıfır eşyalara ateş ediyorsun hiç bir tepki vermiyor çok fazla ingilizce istiyor çok durgun pek aksiyon yok silahların cephane sıkıntısı var kapıları hackleme işi sıkıcı ve aptalca oyun daha başından bu gibi saçmalıklarla kendinden soğutuyor kesinlikle verilecek parayı haketmeyen bir oyun

  11. Nos!

    Benim bu inceleme ve oyuna karşı tek eleştirim; görseller gerçekten 2011 teknolojilerine göre yeterli ve iyi mi? Tamam sihay sarı renk ağırlıklı konsept bir atmosfer var kabul. Renk paleti geniş olsa o anlatılmak istenen dönem ve olaylar okadar etkili olmaz ona da evet fakat özellikle dış mekan görüntüleri eski oyunlar da ki gibi çok sade kutu kutu binalar, fizik efeklerinden yoksun nesne etkileşimleri, sis ve ışık efekleri kimi yerde gereğinden fazla kimi yerde az. Ne biliyim aynı firmanın elinden çıkan Batman: Arkham Asylum’ a bakıyorum bir de bu oyuna, Batman -o beğenilmeyen Unreal3 grafik motoruyla- daha ağır basıyor açıkçası(tabi yanlızca görsel açıdan).

    • Tahir Meylani

      Deus Ex Human Revolution ve Batman Arkham Asylum aynı firmanın elinden çıkmış oyunlar değil kesinlikle. İki oyunun da dağıtımcısı aynı sadece. Aynı dağıtımcının elinden çıkan oyunları bir kefeye koymak çok saçma olurdu.

  12. bora

    Oyun polis istasyonu bölümüne kadar kusursuz ilerledi fakat o andan sonra bu güzelim oyun da, stealth ve puzzle oyunlarının kemikleşmiş hastalıklarına sahip olduğunu gösterdi. Aslında bu hatar yüzünden oyunda elle tutulur tek şey FPS mekanikleriydi ama biraz hoş görmeyi tercih edip devam ediyorum ve umuyorum yıldırcak kadar kötü hatalar karşıma çıkmaz “oyun çok iyimiş” “ROLÜ” yapmak zorunda kalmam…

  13. Nos!

    Tamam farklı firmalar olsun. Yinede oyunun görsel açıdan çarpıcı olduğu söylenemez. Bu yorumu yaparken oyunları karşılaştırmak istememiştim ama oyundaki görsel eksikliği betimlemek için en uygun yoldu. Burda maksat bu oyunun görsel açıdan eksikliğidir. Saygılarımla…

  14. Nos!

    Ayrıca siz incelemelerinizde farklı tür oyunları karşılaştırmanız (ister istemez) saçma olmuyor da ben sıradan bir kullanıcı olarak böyle bir karşılaştırma yapmam mı saçma ?

    Dip Not: “Deus Ex: Human Revolution” nun geliştiricisi “Edios Montreal” bir “Square Enix” kuruluşudur. “Square Enix” firması, “Batman Arkham Aslum”un gelştiricisi olan “Rocksteady Studios” un sahibiyken, 2010 yılında “Warner Bros”, “Rocksteady Studios” u satın almıştır. “Rocksteady Studios” un %25’i hala “Square-Enix”e aitttir. Bu bağlamda iki oyun arasında dağıtım, üretim, geliştirme (ne haltsa) inorganik de olsa bir bağ vardır.
    Kaynak: http://www.eidosmontreal.com/studio ; http://kotaku.com/5477933/warner-buys-batman-arkham-asylum-devs ; http://en.wikipedia.org/wiki/Rocksteady_Studios

    • Uğur Yurtsever

      Merhabalar,

      Her iki oyun da tamamen farklı artistik tasarım anlayışlarına sahip. Renk paletinden çevre tasarımına, karakter modellerinden mimariye kadar tamamen farklı anlayışların ürünü iki oyundan bahsediyoruz… Kullandıkları teknoloji bile farklı. Bu yüzden iki oyunun yan yana konması pek doğru görünmüyor. Ancak ben sizin vurgulamak istediğiniz noktayı ve eleştirinizi çok iyi anlıyorum. Evet, Deus Ex: HR yeni standartlar belirlemiyor ve bizim de incelemede belirttiğimiz gibi günümüzün güçlü donanımlarının potansiyelini tam olarak kullanamıyor.

      Bu arada Rocksteady ile Eidos Montreal arasındaki bağ, Battlefield: Bad Company 2 ile Mass Effect 2 ya da Modern Warfare 2 ile Spider-Man: Shattered Dimensions arasındaki bağdan farksız. Hatta pek çok açıdan bu saydığım oyunlar birbirlerine daha yakınlar. Zira Square Enix sahibi olduğu stüdyoların üretim süreçlerine burnunu sokan bir geliştiricis değil. Deus Ex: HR’daki CGI videolar da Eidos Montreal’in talebi üzerine Square Enix’in Tokyo stüdyolarında yapılmıştı.

      Bu arada linkini verdiğiniz bilgileri (Rocksteady’nin satın alınması vb.) biz de haber yapmıştık.

    • Orçun

      Arkadaşlar bu zamanlarda çoğu sitede sıkıntılar var. Galiba aynı sorun Tom’s Hardware sitesindede yasanıyor. Bazı siteler var sadece “OKUNMA” üzerinden hayatlarını sürdürüyorlar. Bu siteyi nasıl işliyor bilmiyorum, ancak bu sitede öyle ise yazarların uzun süre inceleme yapmaması normal.Bir
      arkadaşımın babasından örnek vermek istiyorum. Bunlardan başka, birde değişik yan işler yaparak siteyi ayakta tutuyorlar. Yoksa o site yok olmuştu. Söylediğim gibi bu site nasıl işler bilmem ancak eğer söylediğim gibi sadece okunma üzerinden ise bunu olumlu karşılamamız lazım. Belki şu anda yazı yazıyorladır…

Bir cevap yazın