Dead Island İnceleme

Biraz Borderlands

Dead Island, Papua Yeni Gine yakınlarında olduğu varsayılan Banoi isimli hayali bir turistik adada geçiyor. Eğlenceli bir gecenin ardından gizemli bir salgın baş göstermiş ve adada yaşayanların çok büyük bir kısmı fena halde bulaşıcı ve fazlasıyla huysuz zombilere dönüşmüştür. Bir şekilde hayatta kalmayı başaranlar ise, bir araya toplanarak acımasız bir hızla zombi cehennemine dönüşen bu adadan kaçmanın planlarını yapmaya başlamışlardır. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi dış dünyayla iletişimi tamamen kesilmiş ve her köşesinde zombilerin cirit attığı bir adadan kaçmayı başarmak pek de kolay bir iş değildir.

Dead island ss 3

Bu mutsuz kalabalığın bir şeylere ihtiyacı var. Canlı beyin?

Biz ise, bu gizemli zombi salgınına ve dolayısıyla zombi ısırıklarının bulaşıcı etkisine karşı ilginç bir şekilde bağışıklığı olan dört ana karakterden birini seçerek dahil oluyoruz bütün bu olaylara. Eski bir Amerikan futbolcusu olan ve doğal olarak bir şeyleri fırlatma konusunda son derece becerekli Logan, ateşli silahlar konusunda uzman kiralık koruma Purna, kesici silahları ustaca kullanan Çinli eski polis  Xian Mei ve balyoz, kürek, beyzbol sopası gibi küt silahları vücudunun bir parçasıymış gibi savurabilen iri yarı rapçi Sam B.

İlk bakışta her bir karakterin kendi hikayesi varmış gibi görünse de, bunun aslında yalnızca karakter seçme ekranındaki üç beş cümleyle sınırlı kalan bir “makyaj” olduğunu anlamamız uzun sürmüyor. Zira daha önce de belirttiğim gibi oyun boyunca bize “hikaye anlatımı” kavramını çağrıştıracak pek bir şeyle karşılaşmıyoruz. Evet, arada sırada bir takım “sinematik” ara sahneler girmiyor değil. Hatta arka arkaya üç beş cümle kurabilen karakterlerle (NPC) bile tanışıyoruz. Ancak bütün bunlar, hikayeyi biraz olsun güçlendirmek yerine, kapana kısıldığımız bu adada bir ileri bir geri anlamsızca koşturmamıza ve her defasında daha fazla zombiyle kucaklaşmamıza yol açmaktan fazlasını sunamıyor.

Dahası oyuna başladığımız ilk andan itibaren, zombiler dışında etrafımızdaki herkesi çaresiz bir şekilde bizden yardım beklerken buluyoruz ve daha tam olarak neler döndüğünü anlayamadan kendimizi bir şeylerin peşinde, karşımıza çıkan zombilerin kafataslarını parçalara ayırırken buluyoruz (kabul etmeliyim ki bu çok eğlenceli). Oyunun kırıldığı nokta da burası oluyor işte. Tamam, bizim dışımızdaki herkes işe yaramaz birer et parçasından farksız olabilir ve etrafta salgına karşı bağışıklık sahibi bir başka insan evladı bulunmayabilir. Hatta bu dünyayı zombi işgalinden kurtarabilecek tek insan biz olabiliriz. Hepsini kabul ediyorum. Ancak bütün bu garip olaylar silsilesi kesinlikle çok daha mantıklı, inandırıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde sunulabilirmiş. Bu haliyle her şey başarısız bir parodi gibi duruyor açıkçası.

Her şeyden önce; oyun boyunca hikayeyle organik bir bağ kurmamızı sağlayacak derinlikte, inandırıcı ve kişilikli karakterlerle karşılaşmıyoruz kesinlikle. Bütün karakterler tek boyutlu olmaktan ve bize son derece anlamsız ve hatta yer yer geri zekalıca işler yaptırmaktan öteye gidemiyor. Oyunun neredeyse bütün ana hikaye ve görev örgüsü “aman tanrım bu adadan bir an önce kaçmamız lazım, git ve bizi bu adadan kurtaracak bir şeyler bul”, “bu arada suyumuz bitmek üzere lütfen bir çözüm ara” “olamaz, bulduğun bu şeyler pek bir işe yaramadı lütfen git ve bizi bu adadan kurtarabilecek başka şeyler bul”, “ayrıca yemeğimiz de az kaldı 3 ekmek daha getiriver”, “bütün bu şeyleri boşver şimdi git ve bize bir kamyon bul, en iyisi daha güvenli bir yere gidelim”, “olamaz burası da pek güvenli değilmiş şimdi aynı şeyleri baştan yapmamız lazım“ gibi diyaloglar etrafında şekilleniyor. Bizimse bu diyaloglara tek katkımız “evet” veya “hayır” şeklinde oluyor. Ruhsuz, anlamsız ve inandırıcılıktan çok uzak. Alabileceğimiz birbirinin aynısı tonla yan görevden bahsetmiyorum bile.

Bütün görevler A noktasından B noktasına giderek bir eşya veya bir araç getirmekten ya da bir şeyleri aktif hale getirip aynı yolu geri dönmekten ibaret. Tabii bir de bu esnada karşımıza çıkan bütün zombileri parçalara ayırmaktan… Zombilerin de belli aralıklarla, hem de oldukça anlamsız noktalarda sürüler halinde yeniden doğduklarını (spawn) hesaba katarsak, yol boyunca pek yalnızlık çektiğimiz de söylenemez. Neyse ki bütün bu koşuşturma esnasında etrafta bolca araç bulabiliyoruz ve hıncımızı zombilerin üzerinde patinaj çekerek çıkartabiliyoruz. Tabii bütün bunlar madalyonun aydınlık yüzü. Diğer yüzündeyse hiçbir şekilde çalışmayan bir yapay zekanın kontrol ettiği karakterlere eskort ettiğimiz görevler var. Ne ben söylemiş olayım, ne de siz duymuş olun. Zira artık hayatım boyunca hiçbir oyunda en ufak bir eskort görevi dahi görmek istemiyorum. Ciddiyim.

Dead island ss 2

Aslına bakarsanız bu basit formülün Borderlands’ten çok bir farkı yok. Hatta Dead Island için Borderlands’in zombilisi de diyebiliriz rahatlıkla. Ancak hiç şüphe yok ki Borderlands’te çok daha ilginç ve inandırıcı karakterlerle karşılaşıyor; hatta minik de olsa bir hikayenin parçasıymış gibi hissedebiliyorduk. Dead Island ise bu tip kaygıları çöpe atmış gibi görünüyor. Bu biraz kalp kırıcı olsa da merak etmeyin; Banoi adasında bizi oyunda tutacak ve hatta garip bir bağımlılığa sürükleyecek başka şeylerle karşılaşabiliyoruz.

22 Yorum

  1. onur_

    inceleme harika olmuş özellikle ilk paragrafları gülerek okudum. erken inceleme için teşekkürler ayrıca. oyunu XBOXda oynadım (malum yollar) güzel olsa Steam’den almayı düşünüyodum ama harbiden beğenmedim. 2-3 saat sonra kendini takrar etmeye başlıyor. Bütün eleştirilere katılıyorum. Olay yaratan videodaki aile bile boktan bir easter egg’den ibaret kalmış.

  2. firavus

    Güzel bir inceleme olmuş yine. Tıpkı diğer birçok inceleme gibi. Oyunu Uğur Bey’in belli başlı beğendiği yerleri dahi beğenmedim. İlk başlarda tipik bir zombi oyunu olduğunu anlasanızda, zombileri parçalara ayırmak çok farklı bir oyun olacak hissi ile başlıyor. Fakat bir zombi oyunu bu kadar da “komedik” görünmemeli. Atmosferi kesinlikle bir korku oyunu gibi değil. Ha bu oyun korku unsurlarını barındıran bir oyun olmayabilir ancak gerilim bile yok desem yeridir. Oyunun konusu zombiler olabilir ama patlayan kafalı serius sam ucubelerinden daha zeki değiller. Sırf aksiyon olsun diye düşünmüş olacaklar ki oyunun bahsedilen rpg öğeleri komik denecek kadar işlevsiz. 2 saat dayanabildim bu oyuna ancak. Deux-Ex’e devam…

  3. Sabertooth

    Oyunu arkadaşımla hamachi ile oynadım. Aslında zevkli olsada bazı şeyler güzel düşünülse de daha iyi olabilirmiş mesela sahildeki kumdan kalelerin üstüne çıktığımda bile yıkılmaması gerçekten garip. Co-op olarak zevkli olsa da biraz harara hurereye getirmişler bence. Bu kadar uzun süren bir yapım aşaması olan oyun çok daha iyi olabilirmiş.

  4. Ali Uysal

    Oyunu aylardır büyük bir hevesle bekliyordum. Alınca tam bir hayal kırıklığı oldu açıkcası, verdiğim paraya üzüldüm. Etraf zombilerle doluyken para toplamaya çalışmakla geçiyor zamanın çoğu ayrıca upgrade olayı hiç olmamış. Benim kararım, görsellik açısından başarılı ama atmosferi olmayan bir oyun. 50 dolar verdim ve sadece 1 saat oynadım malesef. Toms oyundanda eleştirel bir inceleme beklerdim. Zamanında crysisi çamurlar içinde duvardan duvara vuran toms oyun böyle rezalet bir oyuna nasıl olurda kötü oyun sıfatını yakıştırmaz.

    Oyun ve inceleme benden kocaman bir sıfır aldılar. Kaale alan olursa tabi 🙂

    • Uğur Yurtsever

      Selamlar,

      Düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkürler. Yorumunuzda bir soru cümlesi olduğu için cevap verip kafanızdaki soru işaretini giderme ihtiyacı hissettim. Umarım darılmaca gücenmece olmaz. 🙂

      Öncelikle incelemeyi hiç okumadınız muhtemelen. Zira oyuna yeterince eleştirel yaklaştığımızı düşünüyorum. Koskoca 5 sayfa incelemenin büyük bir kısmı, hatta neredeyse tamamı birçok eleştiriyle dolu.

      Atmosfer konusundaysa bir şeye açıklık getirmek gerek. Dead Island’ın hiçbir zaman ürkütücü bir atmosfere sahip olmak gibi iddiaları olmadı. Bu forumlarda ve sağdan soldan ön inceleme çevirisi yapan sitelerde oyuncuların birbirlerini gazlamak suretiyle yarattıkları sahte bir beklentiydi. Tropik bir adada, güneşin altında ne kadar yoğun bir atmosfer olabilirse o kadar yoğun bir atmosfere sahip oyun.

      Kaldı ki Borderlands ile Dead Rising ve Left 4 Dead ne yaptıysa, Dead Island da üç aşağı beş yukarı aynı şeyi yapma iddiasındaydı ve açıkçası sonuç da kalite ve derinlik olarak bu iki oyundan daha kötü değil.

      Crysis 2 ile nasıl bağlantı kurduğunuzu ise inanın çözemedim. İki oyunun da birinci şahıs perspektifine sahip olması dışında en ufak bir alakası yok. Ayrıca Crysis 2 için yaptığımız eleştirileri beğenmeyenlerin mantıklı karşı argümanlar üretmek yerine sadece yaratıcı küfürler üretebilmeleri, haklı olduğumuzu aylar önce kanıtlamıştı. Bu yüzden aynı tartışmayı tekrar açmaya hiç gerek yok. Fakat gördüğüm kadarıyla o incelememizi de başından, ortasından, sonundan birer cümle şeklinde okumuşsunuz. Zira “çamur içinde duvardan duvara atmak” tabirinden bunu anlıyorum.

      Açıkçası bizler inceleme hazırlarken “aylardır büyük bir hevesle” beklediği oyuna 50 dolar saydığı halde ona yalnızca 1 saat şans tanıyan oyuncuların beklentilerini değil (ki en kötü ve basit oyunları değerlendirmek için bile daha fazlasına ihtiyaç vardır), oyunların kendilerini ve yapmak istediklerini değerlendiriyoruz. Ayrıca Dead Island’ın Steam’de neredeyse 1 haftadır her gün 36000 tepe noktasını gördüğünü de düşünürsek, birçok oyuncuyu en az L4D2 kadar tatmin ettiği yorumunu da yapabiliriz (istatistik istatistiktir)

      Başka yayın organlarının ne yaptığını, kime kaç puan verdiğini hiç umursamıyor olsak da verdiğimiz notun birçok mecraya göre oldukça düşük olduğunu (en düşük notlardan biri de diyebiliriz buna) ve ayrıca Metacritic ortalamasının da altında kaldığını söyleyebilirim.

      Oyun beklentilerinizi karşılamamış ve üzülmüş olabilirsiniz. Bunu anlıyorum. Ancak sorumlu olarak bizi göstermenizi anlayamıyorum.

      Neyse, size iyi oyunlar.

      • Ali Uysal

        Uğur bey elbette darılmam gücenmem olmaz. Yazdıklarımda maksadımı aştıysam kusuruma bakmayım. Aslında incelemenizi başından sonuna kadar okudum ama oyunu almamda sizin son parafrafınız etkileyici oldu. Çünkü ben sizin tecrübelerinize güveniyordum. O verdiğiniz 70 puan bana oyunu aldırdı. Crysis bağlantısını ise şöyle açıklayım, siz crysis 2 için kötü bir oyun demiştiniz. Bende o oyuna kötü bu oyuna tüm hatalarına rağmen iyi demenize aldandım sanırım 🙂

      • Uğur Yurtsever

        Ali Bey,

        Maksadınızı aşmadınız elbette. Düşüncelerinizi dile getirmekte özgürsünüz. Ben yalnızca kafanızdaki soru işaretini gidermek istedim.

        Crysis 2 için kötü bir oyun demiştiniz diyorsunuz. Bunu ısrarla herkes her ortamda 1000’lerce kez terkrar etti. İsterseniz o incelemenin son cümlesini tekrar edeyim sizin için (açıp tekrar okuma zahmetine girmeyin).

        “Bu, tüm kusurlarına rağmen eğlenceli oynanış mekaniklerine sahip iyi bir FPS deneyimi. Yalnızca beklediğimiz Crysis 2 değil o kadar.”

        Sanırım yorum yapmam gerek yoktur. 🙂

        Dead Island’a dönecek olursak, dediğim gibi incelememiz eleştiriyle dolu. Ancak benimle birlikte onbinlerce insanı da saatlerce eğlendirmeyi başardı ve hala da eğlendirmeye devam ediyor. Bizim verdiğimiz puan Metacritic ortalamasının bile altındayken, çıkıp da bizi oyunu şişirmekle eleştirmeniz ya bizi hiç okumadığınızı ya da art niyetli olduğunuzu düşündürtüyor ister istemez.

        İyi oyunlar.

      • Ali Uysal

        Bir art niyetim yok emin olabilirsiniz, sadece hayal kırıklığıyla yazılmış bir yorumdu. Teşekkür ederim cevap verdiğiniz için.

      • Halit

        link verdim diye yazıyı silmek sizlere yakışıyor mu? adamın 50 doları çöpe gitmiş para yerden mi süprülüyor.
        verdiğim linkte illegal bir durum yok, sadece tam çözümler var.
        ha siz millet o siteye kayar bizim traj düşer diye kaygılanıyorsanız, o başka, sonuçta serbes piyasa ekonomisi demi.

      • Adsız S

        Öncelikle şunu söyliyebilirmki oyun güzel olmuş tabiki oyunun eksikleri olucak her zaman 4 4lük oyun olucak diye bir kaide yok, oyunda araba sürme,alkol, suda boğulma,çok çeşitli sizin saydığınz alet edavatlar var en önemli olarak oyunun en ilgi çeken yarı insan taklidi yapan üstüne anında atlıyan zombilerdi oyunun daha çok ekip şeklinde olmasını daha çok sayıda Zombi olmasını dilerdim her haritada görevlerin yerini gösteriyodu fakat ben sahil kısmındaki bölümü geçemedim

  5. fatih ekici

    ali uysal bende oyunu indirmeyi düşünüyordum left 4 dead 2 den pek bir farkı yok galiba bide sana tavsiyem oyun almadan önce demosunu veya korsanını alıp denemen malum 50 dolar az para değil çöpe atmamak lazım 🙂

  6. Ali Uysal

    Normalde dediğini yaparım Fatih arkadaşım ama o kadar çok şişirildiki oyun. Baksana burda bile Uğur bey kötü oyun değil demiş incelemesinde. Kötüyü bırak rezalet bir oyuın, aylar önce çıkan o video hiç çıkmasaydı oyunun adı önceden bu kadar duyulmasaydı bu oyuna 4o puan verip yollarlardı. Oyuncularıda yanlış yönlendiriyorlar. Ben bu incelemeyi okuyup oyunu alıyorum, ama karşıma çıkan koskoca bir hata. Zamanında crysis 2 yi yerden yere vurdular. Kalkıp böyle oyunları alınabilir, kötü oyun değil sınıfına sokuyorlar. O benim zoruma gidiyor. Ha oyun 10 dolardır, milleti yanlış yönlendirmenin vebaline girersin ama insan yahu 5o dolar etikete sahip bir oyun 5 dolar bile etmez bir içeriğe sahipse , sende oyun yazarlığı yapıyorsan milleti bir ayıktır bi zahmet dimi.

    • Tuğbay Şahin

      Ali bey;
      Aynı sıkıntıya bende dustum, crysis2 de, cok buyuk beklentılerım vardı.ha cok kotu bır oyun degıldı ama cok cok ıyıde bır oyun degıldı. sadece oyunu bıtırdım ve multıplayer ındada 10 level atladım o kadar. Sızı anlıyorum, buyuk beklentıye sokulupda verdıgın paraya acımak nedır bılıyorum 🙂

  7. Ziyaretçi sertekin

    arkadaşlar chapter 14 de takıldım kaldım savaşçıyla meydandayız yaklaşık 8 zombi bir tanede kolsuz yaratık bir türlü geçemiyorum ne yapmam gerekir acaba ?

    • nihatix

      yapman gereken şey şu;o savaşçıyla öncelikle gruba saldıracaksın,o kalabalığın arasında butcher adında uzun saçlı,kolsuz zombiyi önce halletmeye bak,onu bitirdikten sonra kalan yedi sekiz tanesini yanındaki adamla ortadan kaldırman kolay,en sona thug kalıyor onuda bir şekilde halledersin yalnız dikkat et gerek thug gereklse butcher ile çarpışırken yanındaki yerli savaşçı onlara fazla sokulmasın tam kalabalık bitti derken 3-4 tanede daha çok çevik dişi zombiler saldıracak köyün çıkışında onuda hallettinmi iş tamam,

  8. nihatix

    oyunu bende oynadım,yan görevleri ile beraber 50 saat üzerinde bir eğlence vaad eden,kimi zaman korku ve dehşet öğelerinin tavan yaptığı(kanalizasyon,hapishane bölümleri) ve en az dead space 2 kadar gerilim dolu bu oyuna bir insan rezalet diyorsa bence 1,kesinlikle oyun kültürü ve bilgisi yoktur 2,oynamayı becerememiştir,merak ediyorum siz bu iki seçenekten hangisine giriyorsunuz,tereddüt eden varsa etmesin bomba gibi bir oyun,fallout 3 ten aldığım tadın aynısını buradada aldım ve zamanında bazı oyundan anlamayan şahsiyetler fallout 3 e rezalet demişlerdi hani sonrada yılın oyunu seçilmişti.eline sadece ateşli silah alıp aynı tip düşmanlarla easy level da kapışmayı oyun zanneden ergenler ve acemiler bu oyunu tabiiki beğenmeyecektir,çünkü bu oyunu oynamak kimi zaman çelik gibi sinir ve irade gerektiriyor.alın oynayın

  9. selçuk

    arkadaşlar ben bölüm geçmede yardım isticektim kanalizasyonda geçitten geçtim ve karanlık bir ekranlala karşı karşıya kaldım hiç bir yere kıpırdayamıyorum ve hiç bişi yapamıyorum çok kısa bi süre sonra da ölüyorum yardım ederseniz çok iyi olur …

  10. ahmet y.

    Oyunu sonuna kadar oynamayi denemediyseniz zevk alamazsiniz. Ben korsan aldim leptopta “Xbox olmadan” FURY “” olmadan oynadim ayrica hiç hile yapmadan mediumda bitirdim sadece siz çok güzel bekliyormussunuz o zombilerin kafasini kesebilmek veya koluna hedef alarak kesebilmek o oyuna guzel demenizi saglar bence oyunun sonu da geldiğime değdi . İnşallah ikinci bir oyunu çıkarsa almaktan çekinmeyeceğimi söylemeliyim ben şahsen oyunu son ses oynadığım için bi zombi baskininda kalbim küt küt atiyordu haliyle ayrica bunun sayesinde oyunda fazla ölmeden bitirdiğimi düşünüyorum 🙂

Bir cevap yazın