Call of Duty: Black Ops Rezurrection İnceleme

Treyarch’ın Call of Duty: Black Ops için hazırladığı dördüncü ve son indirilebilir içerik paketi Rezurrection, Ağustos ayındaki Xbox 360 ziyaretinin ardından geçtiğimiz günlerde de PC ve PS3 sahipleriyle buluştu. Rezurrection paketini daha önce yayınlanan içeriklerden ayıran çok önemli bir şey var yalnız. Hatırlarsanız First Strike, Escalation ve Annihilation paketleri, dörder çoklu oyuncu haritasının yanı sıra birer tane de zombi modu senaryosu içeriyordu. Lakin Rezurrection’da herhangi bir çoklu oyuncu haritası bulunmuyor. Bu, ağzına kadar zombiyle dolu bir paket!

Peki ödeyeceğiniz 15$’a değer mi? İşte bu sorunun cevabını aramak için sevimli zombi dostlarımızı PC platformunda ağırladık.

Call of duty black ops rezurrection ss 7

Rezurrection'daki tek yeni harita Moon.

Öncelikle bir şeyi açıklığa kavuşturmamız gerek. Rezurrection tam beş farklı zombi modu senaryosu içeriyor olsa da, bunların sadece bir tanesi yeni. Geri kalan dört haritayı ise bütün bu Nazi Zombi  çılgınlığını başlatan Call of Duty: World at War’dan hatırlıyoruz: Nacht Der Untoten, Verrückt, Shi No Numa ve Der Riese. Ayrıca paketle birlikte Treyarch ses ekibinin bestelediği 20 parçalık Nazi Zombies soundtrack’i de hediye olarak geliyor (PC için satın alırsanız soundtrack otomatik olarak oyun klasörünün içine iniyor, konsollarda ise bir kod yardımıyla ayrıca indiriyorsunuz).

Rezurrection ile birlikte gelen yeni zombi haritası Moon’dan bahsetmeden önce eski haritalar hakkında da birkaç kelam etmemiz gerekiyor kesinlikle. Zira Treyarch, artık klasikleşmiş bu haritaları ufak tefek yeniliklerle elden geçirmeyi ihmal etmemiş. Her şeyden önce kaplamaların ve modellerin detay seviyesi artmış doğal olarak. Ayrıca ışıklandırma, gölge ve sis efektleri de bir hayli gelişmiş. Bu da atmosferi bir hayli güçlendirmiş hiç şüphe yok ki. Tabii World at War’daki hallerine göre. Yoksa Black Ops’ta gördüklerimizden çok farklı bir şey beklemeyin derim.

Öte yandan Wunderwaffe DG-2, FG42 ve STG-44 gibi bazı istisnaların dışında tüm İkinci Dünya Savaşı silahları da Black Ops’ta karşımıza çıkan Soğuk Savaş dönemi silahlarıyla değiştirilmiş.

Bunların dışında harita tasarımları ve oyun dinamikleri büyük oranda aynı kalmış diyebiliriz.

Nacht Der Untoten, bizleri bir kez daha dolunayın aydınlattığı sisli bir gecenin karanlığında harabeye dönmüş bir binanın içinde dalgalar halinde gelen Nazi zombilere karşı korku ve panik dolu bir hayatta kalma mücadelesine götürürken; Verrückt ile yine Berlin’deki Wittenau Sanatoryum’unun karanlık koridorlarına konuk oluyoruz. Verrückt’te karşımıza birkaç dikkat çekici yenilik de çıkmıyor değil. Mesela Black Ops’un Kino der Toten haritasında gördüğümüz elektroşok tuzakları Verrückt’ün bu yenilenmiş halinde de var artık. Ayrıca daha hızlı şarjör değiştirme, daha hızlı barikat kurma veya daha etkili ateş etme gibi kısa süreli rastgele yetenekler kazanabileceğimiz Perk-a-Cola makineleri de eklenmiş.

Bizleri Pasifik’in bilinmeyen ücra bir köşesindeki korkunç bataklığın ortasına bırakan Shi No Numa da menümüzde mevcut elbette. Üstelik bu kez tecrübeli zombi avcılarının bile korkulu rüyası olan Hellhound’larla dolup taşıyor. Tabii zombiye dönüşmüş Japon İmparatorluk askerlerini de unutmamak lazım. Rastgele silahlar edinebileceğimiz The Mystery Box’lar (gizemli kutu) da artık haritanın rastgele noktalarında beliriyor. Genellikle de gittiğimiz yönün tam aksinde…   

World at War’dan gelen son harita olan Der Riese ise bizi her şeyin başladığı yere götürüyor. Nazi zombi üretim fabrikasına… Işınlanma cihazları ve oldukça yüksek bir puan karşılığında silahımızı geliştirmemizi sağlayan Pack-a-Punch makineleri Der Riese’ye eklenen yenilikler arasında.

Evet, oynanış dinamikleri büyük oranda değişmemiş olabilir. Lakin Treyarch eklediği ufak tefek yeniliklerle bu haritalara az da olsa taze bir his ve heyecan katmayı başarmış. Yine de şovun asıl yıldızı hiç şüphe yok ki yepyeni Moon senaryosu…

1 Yorum

Bir cevap yazın