Blur İnceleme

Blur (blûr, blör): Bulandırmak, bulanıklaştırmak, net olmayan görüntü, bulanıklık, flu…

Blur 1

Komidinin üstündeki babanne yadigarı saat acı içinde cıyaklamaya başladığında kendine geldi. Bütün gece uyur uyanık yatağın içinde bir sağa bir sola dönüp durmuş; tam adam akıllı uykuya dalacakken insan yapımı eski saatin kalkması gerektiğini haykıran sevimsiz sesiyle güne rezil bir başlangıç yapmıştı. İnsanın soğuktan yataktan bile çıkmaya üşeneceği bir sabahın köründe daha, banyonun yolunu tutup yüzünü yıkadı. Giyinip evden çıkması üç dakikadan fazla sürmeyecekti…

Tam beş dakika sonra direksiyonun başında oturuyordu. Uykusunu alamamıştı, hava soğuktu ve her şeyden önemlisi karnı açtı. Gözlerini açmakta bile zorlanıyordu hala. İsteksizce marşa bastı ve yola koyuldu. Rahatlamak için Strauss’un Blue Danube Waltz’unu açtı. 3/ 4’lük notaların eşliğinde sakinleşirken trafiğin sıkışmaya başladığını fark ederek irkildi. Gişelere geldiğindeyse köprünün ağzına kadar araçla dolu olduğunu gördü. Strauss’un sakin valsi bir anda en sert Death Metal parçasına dönüştü. Her sabah aynı manzarayla karşılaşmanın yarattığı gerginlikle elleri terlemeye, alnının tam ortasındaki damar kabarmaya başladı. Tam o anda kaportacı Sefer Usta’nın, ön kaputa yerleştirdiği dede yadigarı RPG-7 geldi aklına. Terden ıslanmış parmakları vitesin yanında duran düğmeye gitti. Koruma kapağını kaldırdı, tetiğe dokundu…

Blur 2

 

Project Gotham Racing gibi sürüş yeteneklerimizi sonuna kadar zorlayan bir yarış oyunu serisinin yaratıcısı Bizarre Creations, aksiyon, şiddet ve adrenalin dolu bir arcade yarış oyunu üzerinde çalıştığını duyurduğunda bunun Burnout benzeri bir oyun olacağını düşünmüştüm ilk anda. Ne var ki konu direksiyon başına geçmek olunca, yolculuğun da nerede biteceğini net olarak görmek çoğu zaman pek mümkün olmuyor. Zira Bizarre Creations’ın bu yeni oyunu Blur, Project Gotham Racing’i Burnout tadında bir deneyimle birleştirmektense; rotasını Mario-Kart olarak belirlemiş.

Bu kötü bir şey mi? Elbette değil. Ancak Blur bunu ne kadar iyi yapabiliyor? Asıl sormamız gereken soru bu sanırım ve açıkçası bu sorunun yanıtı da tıpkı oyunun ismi gibi son derece flu…

Temel amaç; hem yarışıp hem de şiddete başvurarak adrenalin depolamak olunca, Blur’u rahatlıkla Burnout veya geçtiğimiz günlerde incelediğimiz Split/Second ile aynı kulvarda değerlendirebiliriz. Fakat yukarda da belirttiğim gibi bu aslında, Project Gotham Racing (PGR) ve Mario-Kart’ın (hatta Re-Volt’un) garip bir karışımı. Yani Blur’da gerçekçi görseller ve lisanslı araçların yanında, yoldan saçma sapan güçlendirmeler toplayarak rakiplerimizin canına okuyabileceğimiz kaotik ve eğlenceli bir oynanış mekaniği bizleri bekliyor.

Elbette Blur ile ilgili anlatacak daha çok şey var…

10 Yorum

  1. stoic

    @Mehmet Mesut,

    Bence o şekilde beklediğin bir oyunu harcama. Ben şahsen blur’u oynarken oldukça keyif alıyorum. Gerçi bunda LAN dan iş arkadaşlarımızla oynadıgımız 5-6 kişilik partilerin payı çok büyük. bence yinede oyunu al kur ve oyna. Ben ne incelemelerde yerden yere vurulupta, oynadıktan sonra affedersiniz “haltetmişler” dediğim oldu 🙂 :).

      Not:Son cümleye incelemeyi yazan Uğur Bey alınmasın. Sonuç olarak gayet objektif bir inceleme olmuş.

  2. Ziyaretçi

    The Run’da da olduğu gibi yorumlar çok acımasızca yapılıyor ve bence Blur oldukça eğlenceli bir yapım.Yarış oyunu da olsa oyun eğlence içindir ve illa grand trismo gibi hardcore yarış olması zorunda değil.Ben oyunu oynamanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Bir cevap yazın