Assassin’s Creed 2

İlk Assassin’s Creed bir saatlik bir oyundu. Elbette, siz sekiz saatte bitirmiş olabilirsiniz ancak bu ne yazık ki bütün oyunun ilk bir saatlik içeriğin kopyala-yapıştır yapılmış hali olduğu gerçeğini değiştirmiyor ne yazık ki. Oyunu oynadığım ilk bir saat içerisinde, grafiklere, bölüm tasarımına, hikayeye bakarak bunun şimdiye kadar yapılmış en iyi oyunlardan biri olabileceğini düşünmüştüm. Ancak ikinci göreve geçtiğimde Ubisoft’un bize attığı büyük kazığı fark edebildim: Bu görev de ilk görevin neredeyse birebir aynısıydı, yine aynı şekilde etrafa kuş bakışı bakıyor, hedef hakkında bilgi topluyor ve belirlenen bölgeye gidip hedefi öldürüyorduk. Sırf sonunda ne olacağını merak ettiğim için bitirdiğim oyunlardan birisiydi Assassin’s Creed, senaryo ve atmosferle bir miktar da olsa bağlamayı beceriyordu. Gerçi oyunun sonuna geldiğimde de büyük bir hayal kırıklığına uğradım zira bir saniyelik bir ara sahnenin (ki ara sahne bile diyemeyeyiz aslında) ardından oyun çat diye, ne olduğunu anlamadan “devam edecek” şeklinde bitiyordu. Keşke Ubisoft çalışanları oturup “biz nasıl bir oyun yaptık acaba” diyerek oyunu sonuna kadar oynasalardı da balon gibi patlamasaydı oyun, biz de şu anda size Assassin’s Creed’i tavsiye edebilseydik.

Neyse, bütün bunlar şükür ki geride kaldı. Görünüşe bakılırsa Ubisoft tahmin ettiğim gibi geçmişte yaptığı hatalardan ders almışa benziyor. Assassin’s Creed 2 gümbür gümbür geliyor arkadaşlar, uyarmadı demeyin. Hakikaten sağlam olmuş bu sefer oyun, en azından hatalarından ders almayı bilen bir firma var karşımızda.

“I’m Ezio Auidotore da Firenze. I’m an  Assassin.”

İlk oyunun pek konuşkan olmayan karakteri Altair’i bir kenara bırakın zira bu oyunda gayet geveze bir İtalyan’ı kontrol ediyoruz: Ezio Auidotore De Firenze. Gerçi Ezio ile Altair’i bağlayan ortak bir nokta var, o da ikisinin de ilk oyundan da tanıdığımız, laboratuarda tutsak tutulan Desmond Miles’ın ataları olmaları (bu arada Desmond ismi veya Animus kelimesi size bir şey çağrıştırmıyorsa bir yerlerden ilk oyunun incelemesini okumanız gerekiyor). Elbette oyun sırasında Desmond’la ilgili gelişmeler oluyor ancak burada anlatıp da oyunun içine gerek yok, bunun yerine yalnızca Desmond’ın tutsak olduğu laboratuardan kurtulduğunu söyleyeceğim.

Assassin's Creed 2 Ezio

Ezio Altair'e göre çok daha karakterize edilmiş bir pratagonist.

Ezio kesinlikle ilk oyunun ana karakteri olan Altair’e göre çok daha karakterize edilmiş bir pratagonist. Herşeyden önce karakteri Assassin olmadan önce, geveze ve bıçkın bir delikanlıyken de yönetiyoruz, dolayısıyla tek kelime etmeyen Altair ile aramızda oluşamayan bağ, Assassin olma sürecini gözlerimizle gördüğümüz için bu karakter ile çok daha rahat oluşuyor. Bunun dışında yalnızca ana karakter değil, oyun içinde karşılaşacağınız diğer karakterler de ilk oyuna göre çok daha iyi şekillendirilmiş ve bu karakterlerle Ezio arasında geçen diyaloglarda gayet iyi.

Assassin's Creed 2 Ezio

Oyunun sanat yönetimine hayran kalmamak mümkün değil açıkçası.Oyunun sanat yönetimine hayran kalmamak mümkün değil açıkçası.

Bu sefer ilk oyunun orta doğu temasının aksine sanatın ve modanın yeni yeni şekillenmeye başladığı Rönesans dönemi konu alınmış. Dönemin özellikleri ve Leonardo Da Vinci gibi o dönemde yer alan önemli figürler oyuna oldukça iyi yansıtılmış, atmosfer ilk oyundaki gibi sağlam anlayacağınız. Sürekli sizin yaptıklarınızı bağıra bağıra ilan eden çığırtkanlar (elbette belli bir ücret karşılığında fikirlerini değiştirmeniz mümkün),  güzel giyimli fahişeler, veba kapmak istemediği için maske giyen doktorlar, paranızı alıp kaçan yan kesiciler, kısacası o dönemin İtalya’sında geçen bir oyunda olmasını beklediğiniz her şey var. Bunun dışında yukarıda bahsettiğim dönemin ünlü figürlerinden bazılarıyla oyunda tanışıyoruz (evet, Leonardo Da Vinci bunlardan birisi) , hatta bu kişilerin bazı görevlerde etkileri olduğunu söyleyebilirim. Yapımcılar yine kendimizi o yüzyılın içinde hissetmemizi sağlamayı başarmışlar anlayacağınız.

9 Yorum

  1. Ömer Kemla

    Bir hata olmuştur. Ayrıca Davinci hayatının bir bölümünü Fransa’da geçirmiştir. Yazar arkadaş heralde bazı tarihi araştırmalar yaparken yazının son bölümlerini yazmaktaydı 😀 olur böyle hatalar.

  2. Tahir Meylani

    Evet, bazen istenmeyen hatalar olabiliyor. Dikkatli okuyucularımız sayesinde hatalarımızı düzeltiyoruz 🙂

    Bir ara oyunun Fransız devrimini konu alacağı dedikoduları yayılmıştı. O haberin etkiside olabilir.

     

Bir cevap yazın