AMD: Ayakta Kalma Mücadelesi Ve Geleceği

AMD: Ayakta Kalma Mücadelesi Ve Geleceği

AMD, ATI’yı satın aldıktan sonra altyapı üretebilme yeteneğine de sahip oldu. Yani, ünlü şirket işlemcilerin yanında artık grafik işlemcileri ve yongasetleri de üretebiliyor. Ayrıca ilk dört çekirdekli işlemci modellerini (Phenom) de henüz iki ay önce duyurdular.

Tüm bunların yanı sıra AMD şu sıralar hayatta kalabilmeyi sürdürmek için de mücadele veriyor. Aslında durumları bugünlerde o kadar vahim ki Alman hükümeti AMD’nin yardıma ihtiyacı olduğunu hissedip, Almanya’nın Saksonya eyaletinde bulunan AMD’nin Fab 36 adlı işlemci üretim fabrikasına tam 384 milyon Dolar hibe etmeyi kararlaştırmıştı.

Bu arada, AMD’nin en ciddi rakibi Intel kendisini tamamen farklı bir konumun içinde buldu. Intel yıllardan beri sürdürdüğü reklam politikalarıyla PC pazarını besliyor ve bu destekten sadece satış mağazaları yararlanmıyor. AMD şu anda sunucu pazarıyla beraber genel kullanıcı piyasasına da odaklanmak istiyor. Bu piyasanın en olumsuz yönü çok düşük bir kar getirisi olması. Şayet AMD bir gün iflasın eşiğine gelirse bu durum bilgisayar pazarı için çok vahim sonuçlar doğuracaktır. Diğer bir deyişle, AMD olmadan piyasada rekabet olmayacaktır ve üretici firmalardan tutun son kullanıcılara kadar herkes Intel’in tekeli altına gireceklerdir.

Tom’s: Bay Polster, ATI’nin satın alınmasıyla AMD yeni alanlara elini atabilir ve bu alanlarda da rekabet edebilir hale geldi. Artık temel bilgisayar bileşenlerinin tümünü üretebildiğinize göre bu durum yeni müşteriler kazanmanızı sağlamayacak mı? Sonuçta AMD bugün sadece işlemci değil aynı zamanda yongasetleri ve grafik işlemcileri de üretiyor. “Altyapı” kelimesi de akla son derece yatkın.

J. Polster: Biz bu mücadele bir adım önde olduğumuzu düşünüyoruz. Şu anki yapımızı AMD’nin eski şirket yapısıyla karşılaştırdığımız zaman şunu göreceksiniz ki sadece işlemcileri değil, yongasetleri ve grafik işlemcileriyle beraber biz artık kendi altyapılarımızı (platform) üretebilir hale geldik. Bana soracak olursanız bize karşı göstermiş olduğunuz rakibimiz, ekran kartı pazarında bizim kadar güçlü değil.

Tom’s: Peki, AMD’nin Almanya ve Avrupa Birliği’nin desteği olmaksızın ayakta kalabileceğini düşünüyor musunuz?

J. Polster: Evet, elbette. Hiçbir şirket başkalarından medet umarak hayatta kalamaz. Bunun aksine, karşılığını ileride mutlaka alacağımızı düşündüğümüz büyük yatırımlar yapmaktayız. Tüm bilişim sektörü içerisinde en fazla risk doğuran alan işlemci ve yonga pazarıdır.

Tom’s: Böyle bir şirketin CEO’su olmanızın sorumluluğu günden güne artıyor mu?

J. Polster: AMD ile birlikteliğim başlayalı çok da uzun bir süre olmadı biliyorsunuz. Ve siz bana bunu soruncaya kadar ne kadar zahmetli bir iş olduğunu hiç düşünmeye bile vaktim olmamıştı ancak gerçekten zahmetli bir iş olduğunu söyleyebilirim. Bizim meslekte her görüşe açık, dürüst ve mücadeleci olmalısınız, yoksa kısa sürede konumunuzu yitirebilirsiniz.

Tom’s: AMD bağımsızlığını sürdürebilecek mi?

J. Polster: Sanırım Mubdala Development’ın hisselerimizin %8’ini almış olmasına dayanarak bu soruyu sordunuz. Şüphesiz ki her yatırımcı, yapmış olduğu yatırımdan hatırı sayılır bir geri dönüş elde etmek ister. Biz bu satın alımı yatırımcıların bize ne kadar güvendiğinin bir kanıtı olarak algılıyoruz. Üstelik bu küçük ortağımız firma üstünde hak iddia edecek kadar büyük bir yatırım yapmış da değil.

Tom’s: Yeni Phenom işlemcilerinizin başarımından etkilendiniz mi?

J. Polster: Hayır. Beni daha çok sunduğu fiyat/başarım oranı etkiledi diyebilirim. ATI’yi satın almamızın bir sonucu olarak güçlü ve sağlam bir altyapı sunuyoruz. Ama üst seviye pazarına şu anda pek hitap etmediğimizi itiraf etmeliyim.

Tom’s: Masaüstü işlemcileri alanın nasıl bir strateji izlemeyi düşünüyorsunuz? AMD rekabetin yoğun olduğu üst seviye piyasasını bir köşeye itip, daha çok alt ve orta düzey pazarına mı odaklanacak yani?

J. Polster: Sadece büyük kazançlar elde edebileceğimiz pazarlara ağırlık vermek istiyoruz ve bu da genel kullanıcı piyasası. Çekirdek savaşlarını başlatmak gibi planımız yok.

Tom’s: Birkaç internet mağazasında uygun fiyatlı Phenom işlemcilerin diğer işlemcilere göre daha fazla tercih edildiklerini görüyoruz. Buna Phenom pazarda büyük kabul görüyor diyebilir miyiz?

J. Polster: Evet, Phenom çok sevildi doğrusu. Giderek daha uygun fiyatlı ürünler çıkartma doğrultusundaki stratejimizi devam ettiriyoruz. Phenom işlemcileri daha önce benzeri görülmemiş fiyatlarla satıyoruz.

Tom’s: AMD neden X4 (ve X3) tanımlayıcılarını Phenom ürün isminden çıkardı?

J. Polster: Daha önce söylediğim gibi çekirdek savaşlarını başlatmak gibi bir niyetimiz yok. Bilirsiniz işte “Benim şu kadar çekirdeğim var. Peki ya sende kaç tane var?” gibi… Olaya kullanıcı ve müşteriler açısından baktığınızda ürün tanımlayıcılarının fazla bir önemi olmadığını anlarsınız. Sonuçta günümüzde insanların çoğu tanımlayıcıların ne manaya geldiklerinden bile haberleri yok.

Tom’s: Peki, yeni işlemciler rakiplerine göre neden daha yavaş saat hızlarıyla satılıyorlar?

J. Polster: Bunu da daha önce söylemiştim, bu tamamen hedeflediğimiz düzeydeki pazarla ilgili. Orta seviye piyasasında büyük oranda dört çekirdekli işlemciler satılmakta. İşte bu alanda Phenom işlemcileriyle oldukça iyi bir konumda bulunuyoruz. Üstelik elbette ilerleyen zamanlarda daha yüksek saat hızlarında çalışan Phenom işlemcilerini çıkaracağız.

Yazıya ilişkin forum tartışmamıza katılın…

Bir cevap yazın