Alien Breed 3: Descent İnceleme

Hiçbir şey bilmiyorsunuz. Cehennem yalnızca bir kelime. Gerçek ise çok çok daha kötü… (Dr. Weir- Event Horizon)

Alien Breed 3: Descent 5

Hikaye anlatımında aslan payı, yine çizgi roman tadında hazırlanmış ara sahnelere düşüyor.

Team 17’nin Unreal 3 motoruyla hayat verdiği Alien Breed üçlemesinin son parçası Alien Breed 3: Descent, XBLA ve Steam üzerinden satışa sunuldu nihayet. Ve şunu peşin olarak söylemeliyim ki bu oyun, yeni serinin ilk iki oyunundan farklı hiçbir şey vaat etmiyor bizlere.  Yine karanlık ve daracık koridorlarda üzerimize zıplamak için fırsat kollayan sevimsiz yaratıkların korkusuyla tetiğe asılıyoruz ve yine bozuk havalandırma sistemleriyle, patlamış su borularıyla, gücü kesilmiş güvenlik kapılarıyla, yangın söndürme sistemleriyle ve “yeşil yeşil” bize bakan bilgisayar terminalleriyle haşır neşir oluyoruz. Kısacası Ellen Ripley ile tesisatçı  Mahmut Usta tadında takılmaya devam ediyoruz; üçüncü ve belki de son kez…

Alien Breed 3: Descent 3

Peki bu gerçekten kötü mü?

Team 17’nin ambiyans ve bölüm tasarımlarında gösterdiği başarıyla oyunun tedirgin edici hayatta kalma (survival) öğeleri ve arcade shooter üzerinde şekillenen oldschool mekaniklerini düşününce bu sorunun cevabı koca bir HAYIR oluyor elbette. Ne var ki Alien Breed 3: Descent, gizemli bir çarpışmanın ardından uzayın derinliklerinde sürüklenmeye başlayan bir uzay gemisinin karanlık koridorlarında bir ileri bir geri koşuşturmayı ve bu koşuşturmaca arasında nereden geldiği belli olmayan onlarca yaratık tarafından tecavüze uğramayı sorun haline getirmeyen oyunseverlere hitap ediyor yalnızca. Bu açıdan bakınca da 90’lı yıllara damgasını vurup Doom gibi birçok popüler yapıma ilham kaynağı olmuş klasik Alien Breed serisinin kült olmuş temasına da sonuna kadar bağlı kaldığını görebiliyoruz.

Bütün bu gerilimin ödülüyse, bu tarz oyunlarda görmeye pek alışık olmadığımız cinsten, klasik Alien filmleriyle Event Horizon’ı bir potada eriten, sürükleyici bir hikaye oluyor.

Alien Breed 3: Descent, üçlemenin ilk iki oyunundan farklı hiçbir şey sunmuyor dediysek de oyuna azcık da olsa taze bir his katan ufak tefek değişiklikler getirmiyor da değil. Bunların en dikkat çekici olanı, hiç şüphe yok ki, Electro Link Gun ve Project-X adında kullanması inanılmaz keyifli iki yeni silah. Ayrıca tabanca, saldırı tüfeği, pompalı, alev silahı, sağlık paketleri, kalın zırhlar, sentry gun’lar ve el bombaları serinin önceki oyunlarında olduğu gibi bu gerilim dolu 5 saat boyunca bizleri yalnız bırakmıyor. Vuruş hissi yine oldukça tatmin edici ve kamera açısının üçüncü şahıs moduna kilitlendiği anlar dışında kontroller de son derece keskin.

Bunun yanı sıra, ilk iki oyunda olduğu gibi sağda solda karşımıza çıkan cesetleri ve dolapları karıştırıp fazladan mühimmat veya kredi elde edebiliyor; etraftan topladığımız bu kredilerle Intex terminallerini kullanarak mühimmat satın alıp silahlarımızı geliştirebiliyoruz.  Sözün özü; tıpkı Alien Breed 2: Assault gibi Alien Breed 3: Descent de bir “aynısından daha fazla oyunu”, hatta “daha daha fazla…”

Alien Breed 3: descent 6

Electro Link Gun, kullanması gerçekten çok keyifli bir silah.

Zira silahlar ve bölüm tasarımlarının büyük bir kısmı gibi yapışkan dostluklar kurduğumuz sevimli yaratıklar da serinin önceki oyunlarından pek farklı değil. Elektroşok veren yeni bir yaratık tipi dışında yine Aliens ve Starship Troopers gibi klasik yapımlardan tanıdık simalarla haşır neşir oluyoruz. Bütün bu karanlık deneyime “renk” katan ses kurgusuysa 10 dolarlık bir yapım için fazlasıyla iyi gerçekten.

3 Yorum

  1. Ziyaretçi

    oyun bu tarzdan hoşlananlar için gayet tatmin edici, yalnız tek bir uzun oyunun 3 parçaya bölünmüş hali, sonraki oyun bir öncekinin kaldığı yerden aynen devam ediyor, 3 bölümlük bir dizi havasında, daha çok kazanmak için bu taktiği seçmişler..

Bir cevap yazın