Alien Breed 2: Assault İnceleme

Team 17’nin 20 yıl önce geliştirdiği Alien Breed’in, jetonlu makineler için yapılıp hemen ardından da Sega Master System’e port edilmiş efsane Alien Syndrome’dan, hatta tüm “resmi” Alien oyunlarından bile daha fazla sevilmesi ve gerçek bir shooter klasiğine dönüşmesi elbette bir tesadüf değildi. Yorkshirelı dostlarımız, İsviçreli heykeltraş H.G. Giger’in 80’lere damgasını vurmuş Alien figürünü ve Alien filmlerinde gördüğümüz gerilim, klostrofobi, yalnızlık ve ölüm korkusu gibi iç gıcıklayıcı temel bileşenleri zeka ürünü bölüm tasarımları ve sadistik bir zorluk seviyesiyle birleştirerek tüm zamanların en başarılı Amiga oyunlarından birini yaratmıştı kesinlikle. Hatta bu muhteşem oyunun Doom efsanesinin doğuşuna da öncülük ettiğini söyleyebiliriz rahatlıkla.

O günleri birebir yaşamış oyunseverler bugün torun torbaya karışmış olsalar da (abarttım tamam); bu, Team 17’nin Alien Breed’i günümüz teknolojisiyle birleştirerek, ama oldschool mekaniklerinden de taviz vermeden, genç oyuncularla buluşturmayacağı anlamına gelmiyor. Geçen sene Xbox 360 için XBLA üzerinden yayınlanan Alien Breed: Evolution’un geçtiğimiz aylarda Alien Breed: Impact adını alarak Steam ve PSN’i işgal etmesinin ardından efsane, Alien Breed 2: Assault ile devam ediyor.

Alien Breed 2: Assault 8

Oyuna başlamadan önce Alien Breed: Impact'te olanları kısaca hatırlıyoruz. Hikaye anlatımının yükünü yine çizgi roman tadındaki ara sahneler çekiyor...

Aslına bakarsanız Alien Breed 2: Assault, Alien Breed: Impact’ten farklı bir şey sunmuyor bizlere. Kaldı ki hikayeyi tam zirve yaptığı anda “arkası yarın” tribiyle bitirip bizleri ekranın karşısında Fatmagül’ün Suçu Ne? fragmanını izlemiş Ayşe Teyze’ye çevirdikleri için de farklı bir şey beklemiyorduk zaten. Kısacası her şey bıraktığımız gibi. Önemli bir kargo taşırken hayalet bir gemiyle çarpışan Leopold uzak gemisinin baş mühendisi Theodore J. Conrad rolünde, bu büyük kazanın ardından peydahlanan yaratıkları haklamaya ve android Mia’nın da yardımlarıyla bütün bu olanlara cevap aramaya devam ediyoruz. Hikayenin gittikçe çakma bir Event Horizon’a dönüşmesiyle de heyecan iyice artıyor ve tam hikayenin çözüleceği anda gelen “Alien Breed 3: Descent pek yakında” yazısıyla sandalyeden düşüveriyoruz.

Alien Breed 2: Assault 6

Grafiklerdeki gelişmeyi hemen fark ediyoruz.

Sözün özü; evet, Alien Breed 2: Assault bir “aynısından daha fazla” oyunu. Peki bu kötü bir şey mi? Bunun karanlık ve daracık koridorlarda ölüm korkusuyla tetiğe asılmaya odaklanmış bir survival shooter deneyimi olduğunu düşünürsek elbette değil. Ancak ilk oyunda bir süre sonra kendini tekrar etmeye başlayan oldschool oyun mekaniklerini hatırlayınca, oyuna biraz daha varyasyon katacak yenilikler istiyor insan haliyle. Team 17’deki dostlarımız da bunun farkında olacak ki ufak fırça darbeleriyle deneyime az da olsa tazelik katmaya çalışmışlar. Peki gerçek anlamda başarılı olabilmişler mi? Daha doğrusu Alien Swarm gibi pek başarılı olmayan ama beleş olduğu için sevilen bir oyun varken; hatta Lara Croft and the Guardian of Light da Steam’den yayınlanmak üzereyken Alien Breed 2: Assault’un başarı şansı var mı? (her ne kadar bu oyunların pek alakaları olmasa da bizim oyuncumuz elmayla portakalı karşılaştırmayı pek sever).

Dilerseniz şimdi Alien Breed 2: Assault’un derinlerine inelim ve bu sorunun yanıtını arayalım.

2 Yorum

  1. Berkant

    Bir Alien Breed hayranıyım ve Alien Breed: Evolution’ı Xboxta oynayıp çok beğenmiştim. Bunu da Steam’den aldım. Söylediklerinize aynen katılıyorum. Hiçbir farklılık yok ama gerçekten çok güzel yapmışlar. Alien Swarm’ı bu oyunla kıyaslamaya gerek yok. Hem çok farklı iki oyun hem de AB atmosfer olarak çok daha süper.

    İncelemeyi keyifle okudum. Bağımsız oyunları Türk oyuncusuna tanıttığınız için teşekkürler

  2. HakkinenŞumayeriDöver

    Hiç tarzım değil indirip oynadım ama kusura bakmayın 2 dolar olsa anca alırdım heralde. 😀 Size bi ara Unreal Tournament oynadınız mı diye sormak istiyorum. Resimi birine benzetiyorum ama 😀

Bir cevap yazın