3D’nin İnsan Sağlığına Etkileri

Avatar Afiş

Avatar Afiş

3D ekranlar ve filmler, 2009 yılına kadar sinemalara ve evlere girme konusunda sıkıntı çekmişti. Stereoskopi (3D’nin daha “resmi” adı), fotoğrafçılık ve bazı kült filmler ile sınırlı kalmıştı, ta ki Avatar filmi gün yüzüne çıkana kadar. Pandora adlı gezegen ile 3D teknolojisi bir bakıma yeniden doğdu. Günümüz üreticileri, yıllar önce HD teknolojisinde olduğu gibi, 3D’yi yaygın bir teknoloji haline getirmek istiyor.

Samsung, 2010 yılı içinde 2 milyon adet 3D televizyon satmış ve firmanın görsel ekran departmanı başkanı Yoon Boo-geun’a göre firmanın amacı 2011 yılı içinde 10 milyon adet 3D televizyon satmak. LG ve HTC, Optimus ve EVO 3D modellerini kısa bir süre önce piyasaya sürerek ile akıllı telefon pazarına 3D teknolojisini aşılamaya çalışıyor. YouTube ise artık videolarının NVIDIA’nın 3D teknolojisi ile uyumlu olacağını duyurdu.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, bu teknolojiye şüphe ile yaklaşan insanlar da varlığını sürdürdü.  Bir kesim, paralaks ekranların hala tam olarak gelişmediğini ve kullanışsız olduğunu iddia ederken, diğer bir kesim de üreticilerin oyun, film, medya gibi içerik sağlayıcıları ile eşzamanlı olarak çalışmadığını ve bu sebeple teknolojinin hızla yayılmadığından şikâyetçiydi. Ve tabi bunlara ek olarak insanlığın hiçbir zaman 3D teknolojisine, telefonlarımızdaki mesaj atma ve GPS özellikleri kadar ihtiyacı olmayacağını iddia eden bir kesim var. Eleştirilen nokta ise GPS ve mesaj atma gibi özelliklerin hayatımızda çok büyük yer kapladığı ve 3D’nin bu noktaya hiçbir zaman gelemeyeceği. Bu tarz eleştirilerin kolayca çökeceğinden bahsetmeye gerek yok sanırım.

3D’nin İnsan Sağlığına Etkileri

Peki, 3D’nin vücudumuzdaki ve beynimizdeki etkileri? 3D beynimizi tam olarak nasıl etkiliyor? Pandora’nın gökyüzünde uçan yaratıkları oturduğumuz yerden üç boyutlu olarak izlemek eğlenceli belki, ama bu teknolojinin bize herhangi bir yönden zarar verme şansı var mı?

3 Yorum

  1. abdullah

    Bence 3D için en doğru çözüm, görüntülerin gözlük üzerinde oluşması böylece bakış açısı farklılılarının göz üzerine etkisi en az olur. ayrıca tahminime göre başağrısı veya göz ağrısının asıl sebebi herkeste bulunan 2 göz arasındaki mesafenin farklı olması ve herkesin beynini kendi göz açılarına göre görmeye alışkın olması. farklı açılardaki görüntüleri çakıştırmak için beyin ve göz kasları zorlanıyor bu da ağrıya sebep oluyor. oysa bu açı bir şekilde kişiye göre ayarlanabilirse sanırım sorunların çözümüne büyük katkısı olur. bilenler bilir benzer problem çift mercekli dürbünlerde de oluyor. iki göze gelen merceklerde kayma olduğu zaman dürbünde 3d görmek çok zorlaşıyor. beyin iki görüntüyü çakıştırmak isterken aynı şekilde çok zorlanıyor.

Bir cevap yazın