Sahte Bir Resim Etrafında Kopan Fırtına
Yalan yanlış ne varsa haber yapmak mı, internet haberciliği dedikleri şey?
Çok değil bundan birkaç gün önce, Türkiye’nin sayılı teknoloji dergilerinden biri olan PC World’un Türkiye’deki faaliyetlerini dondurduğunu duyduğum zaman pek şaşırmamıştım doğrusu. Devir, bilginin hızlı akmasını gerektiriyor ve bunu yapabilecek en iyi platform tartışmasız internet. Dolayısıyla bırakın ayda haftada bir çıkan teknoloji/haber dergilerini, günlük gazeteler bile bu hıza ayak uyduramıyorlar. Hele bu dergilerin kalitesi de düşükse ve size ekstradan bir şey sunmuyorlarsa, basımdan sonraki yolculukları ancak diş hekimlerinde sıra bekleyenlerin ellerinde sona eriyor.
Gün geçtikçe daha çok itibar ve reyting kazanan internet haberciliği insanlara aradıkları bilgiyi en ucuz ve en hızlı bir şekilde sunuyor. Karşısında sizden aldığı tek şey ise, birkaç garip flash reklamı ile göz zevkinizi bozmak. Hepsi bu.
Ama, internet haberciliğinin hız avantajı bazen çok ciddi dezavantajlar olarak tüm bir sektörü yaralayabiliyor. Daha da kötüsü bazen internet haberciliğinde en hafif tabiriyle öyle anlamsız ve garip haberler görüyoruz ki, bu haberleri yazan editörlerin okuyucularına saygısı konusunda ciddi endişe duyuyorum. Açıkcası, bu sektörde olan biri olarak bu durum beni üzüyor.
Yayınlanmaması gereken bilgileri önceden yayınlayarak rakiplerinden öne geçmeye çalışan ve söylentinin de söylentisi uyduruk haberleri yazmayı alışkanlık haline getirmiş internet sitelerine alıştık aslında. Zaten bu haberler daha çok sektörü ilgilendiriyor. Okuyucuların bu ayrıntılara çok takılmadıklarını biliyorum.
Fakat bir de okuyucu ile dalga geçen, haberi yazan editörün beyin kapasitesi hakkında şüpheye düşüren haberler var. Nihayetinde bir okuyucu olarak bu haberleri okurken ben de sizin gibi kendimi aptal yerine konulmuş hissediyorum. Flash TV’de gördüğümüz ekranın yarısını kaplayan ok ile yönlendirmeler (işte cinayette kullanılan bıçak) kadar rahatsızlık verici bir durum bu benim açımdan.
Evet, güncel bir örnek ile durumu renklendirmek niyetindeyim. Zaten bu blog yazısını yazmamın sebebi de bu güncel örnek. Dün, pek çok internet sitesinde “yeni Xbox 2015′te geliyor” v.b. haberlere rastlamışsınızdır. Ben de, benzer haberlere rastladım pek çok yerli ve yabancı basında. Bu, öyle bir haber ki, sıradan zekaya sahip biri bile haberi okumadan sadece fotoğrafa bakarak haberin sahte olduğunu anlayabilirdi. Üstelik haberi okuduğunuz zaman herhangi güvenilir bir kaynağa bile dayandırılmadığını görüyordunuz. “Aman canım nasıl olsa millet okur, yaz gitsin”…
Fakat, bugün ortaya çıktı ki, o fotoğraf bir tasarım öğrencisinin çalışmasıymış ve aslında hiçbir resmi değeri yokmuş. Anlayacağınız delinin biri kuyuya taş atmış kırk “akıllı” taşı çıkaramamış.
Ve, finalde bu resmi sizlerle paylaşıyorum. Arkadaş, göz var nizam var değil mi? Bu fotoğrafın neresinden yeni Xbox’ı çıkardınız? Tamam, en hızlı haberi siz yazıyorsunuz da, biraz da okuyucunun zekasına saygı göstermek gerekiyor, değil mi? Ya da salla ya…







Hak vermemek elde değil.
Basılı yayında olan ancak internet ortamında olmayan şöyle bir durum var;
Basılı yayın yaptığı haberi tekzip etme şansına sahip, nihayetince her basılı yayının okuyucu kitlesi belli, en fazla bir sonraki yayında önceki haberi doğrulayabilir de, ağ ortamında haber o kadar çok kontrol dışı yayılıyor ki , bunu geri almak mümkün değil.
O nedenle elektronik ortamdaki haberlere güvenilir bir kaynaktan çıkmadıkça itibar etmiyorum. Bilmem siz de öyle mi yapıyorsunuz?
neden bir savunma yazma gereği duydunuzki.insanlar haber yalan yanlışsa asparagaz olduğunu anlayıp nihayetinde tepkilerini verirler.sonuçta kimse bilgisiz bilinçsiz değil.araştıran bir toplumuz.tek kaynağı kimse kullanmıyor.ama bu ve benzer siteler neden yapılıyor.bir gelir kazanma maksadıyla.birbirine engel olmaya hiç gerek yok.içeriği sürekli güncel tutmak ve dolu dolu bir site yapmak daha önemli.önerim daha fazla çalışmadır.çetrefelli işler kimseye kazanç sağlamaz.sadece töhmet altında bırakır ve gözden düşürür.
İyi de yazarın bahsettiği şey insanların bilgisiz olması değil editörlerin milleti mal yerine koyması. Konuyu ıskalamışın galiba
Haberin yanlış olup olmamasının hiçbir önemi yok aslında. Herkes gibi biz de zaman zaman sahte haberlere inanıp haberleştiriyoruz. Ama, en azından bizim yapmaya çalıştığımız şey, doğru haber ile sahte haber arasındaki farkı anlamak için çaba sarfetmek. Bir an için bile olsa bu haberin doğruluğunu düşünüyoruz. Ayrıca, etik olmayan haberleri girmemeye çalışıyoruz.
Ama, ne yazık ki, özellikle ilgilendiği sektör nedeniyle etik konularda oldukça dikkatli olması gereken teknoloji haberciliği tamamen bu değerleri bir kenara bırakmış durumda.
Hemen bir örnekle açmak istiyorum konuyu. Mesela, geçtiğimiz günlerde bir internet sitesi Steve Jobs’ın bir fotoğrafından iki hafta ömrü kaldığını iddia edecek kadar aşağılık bir haber yaptı. Ve, ne yazık ki, neredeyse bütün teknoloji siteleri bu aşağılık ve uydurma haberi hiçbir etik kaygı gözetmeden haberleştirdiler.
Dünyanın en büyük şirketlerinden birinin CEO’su olan Steve Jobs, zaten sağlık sorunları nedeniyle işinden vazgeçmiş. Ortada insani bir durum var. Siz kalkmışsınız, bu insani durumdan üstelik de bir tarafınızdan sallama haber yazarak rayting elde etmeye çalışıyorsunuz. Ne yani Steve Jobs iki hafta içinde ölseydi “biz yazmıştık mı” diyeceksiniz.
Yine bloga konu olan haber, eğer bir editör şu resimden haberin sahte olduğunu çıkaramıyorsa veya çıkarıp yine rayting kaygısı ile haber yapıyorsa, işte etik değerlerin yıkıldığı andır o an.
Benim bu blogu yazmakla amacım, sadece yaptığımız işin nereye doğru gittiği hakkında birilerini uyarmaktı. Yoksa böyle giderse internet haberciliğine olan güven çok kısa zamanda Flash TV seviyesine gelecek.