Need for Speed The Run İnceleme
Farklı Bir NFS Deneyimi
Oyuna ilk girdiğimizde son derece sade bir menü tasarımı ile karşılaşıyoruz. Özellikle Shift oyunları ile kıyasladığımızda bu menü tasarımının son derece sönük kaldığını hemen belirtmek isterim. Menünün en tepesinde bulunan The Run sekmesine tıklayarak oyunun senaryo moduna bodoslama bir giriş yapıyoruz.

Senaryo modunun başında bizleri ne olup bittiğini anlamamıza hiç yardımcı olmayan bir video karşılıyor. Oyundaki ana karakterimiz olan Jack Rourke’yi, şu an piyasada olan yarış oyunları içerisinde sadece Need for Speed The Run’da bulunan 2012 model Porsche 911 Carrera S’in içerisinde kolları direksiyona bantlanmış ve az sonra konserve olmamak için çırpınırken buluyoruz. Kontrolü bu sahnede elimize bırakan EA yetkilileri bizi direk olarak aksiyonun içerisine bırakıyor. Biz hala videoda ne olacak ne bitecek diye beklerken bir anda o da ne? İşte Need for Speed serisinde bir ilk! “Quick Time Event” kontrol sistemi! Yani doğru tuşa doğru zamanda doğru aralıklarla bastığında, herşeyin yolunda gittiği, aksi halde “game over” olmanızı sağlayan, sizi ara videolarda da oyuna bağlayan bana göre hoş, bazılarına göre ise gereksiz olan bir kontrol sistemi. Ekranımıza gelen tuşlara doğru bir şekilde bastıktan sonra karakterimizi bulunduğu bataktan çıkarıyor ve oradan kaptığımız bir araba ile kaçmaya başlıyoruz. Bu giriş bölümünün ardından ise oyunun asıl senaryo kısmı start alıyor. Karakterimiz peşinde olan mafya gurubundan kurtulmasının sadece tek bir yolu olduğunu öğreniyor. O da San Francisco’dan New York’a kadar sürecek olan 300 km uzunluğundaki sadece en iyi olanın kazanabileceği yarışa katılmak. Zaten hali hazırda kaybedecek bir şeyi olmayan Jack Rourke, bu yarışa katılmayı kabul ediyor. Böylece bizim The Run maceramızda başlamış oluyor.

Need for Speed The Run’da diğer NFS oyunlarında olduğu gibi sürekli aynı pistlerde yarışmıyoruz. Yani oyun boyunca “ aaa ben buradan daha önce de geçmiştim” diyebileceğiniz bir durumla karşılaşmıyorsunuz. Zaman zaman karlı dağların tepesinde, zaman zaman ise çorak çöllerde yarışıyorsunuz. Kısacası The Run’da bir yarışmaya başladınız mı, New York’ta ki bitiş çizgisini görene kadar duramıyorsunuz. Peki arabamı nasıl değiştireceğim, hep aynı arabayla mı yarışacağım dediğinizi duyar gibiyim. EA Black Box bu duruma da bir çare üretmiş. Yol üzerinde karşınıza çıkan benzin istasyonlarına yanaşarak aracınızı değiştirebiliyorsunuz. Yalnız bu benzin istasyonlarının karşınıza pek sık çıkmadığını üzülerek belirtmek isterim. Yani yarışacağınız aracı iyi seçmeniz gerekiyor. Çünkü The Run geri dönüşü olmayan bir yarış.






İncelemeyi yazan arkadaşa bir uyarıda bulunmak istiyorum San Francisco ile New York arası 300km olamaz oyunda 3000 mil diyor yani yaklaşık bi 4.900km ki mantıklı gelecek olan rakamda bu
Selamlar,
Elbette San Francisco- New York arası yaklaşık olarak 5000 km. Ancak incelemede belirtilen “300km” oyunda yarıştığımız pistlerin toplam uzunluğu. Yani bir yanlışlık yok.
Teşekkürler.
8-12 yaş grubu için tasarlanmış bir oyun. arcade oyun tamam iyi hoş da bu kadarda abartmasalardı bari. e madem çocuk oyunu ne oynayıp da bitirdin diyecek olursanız, sadece merak
geçen yıl oynadığım hot pursuit çok daha keyifli bir oyundu, sadece yüz modellemeleri için başarılı dememek haksızlık olur.
beyler oyunu bitirdim , başka bi oyun önerin
oyunu bitirdim . 70 küsür puan mı ? etmez ea artık nfs adıyla insanları kandırmayı bırakmalı bence
Oyundaki the plains ile state forest aynı değilmi.
oyunu ben çok beğendim tren sahnesi falan. arabadan kaçma neyini beğenmediniz anlamadım.
oyun kontrolu berbat (arabaların kontrolunden bahsetmiyorum o mostwanted dakiyle aynı kalitede) momo racing direksiyon var ama oyunu kontrol etmeye yetmiyor klavye yi tanımıyor xbox 360 emulatör eşliğinde gamepad iniz yoksa oynayamazsınız