MotoGP 10/11 İnceleme

Beğendiniz mi?      


En Dipten Zirveye…

Kariyer modunda kendimizi MotoGP kariyerinin en alt basamağında duran çömez bir yarışçı olarak buluyoruz. 800cc’lik prototip MotoGP canavarlarından birine binebilmek içinse ilk olarak 125cc’nin kralı olmalı; sonra ise rüştümüzü Moto2’de ispatlamalıyız. Valentino Rossi’nin bile bu aşamaları birkaç sezon sonunda atladığını göz önüne alırsak, bu tırmanışın hızlı gerçekleşmesini beklemeyin derim. Neyse ki Monumental, MotoGP 09/10’da bu süreci “yeterince” ilgi çekici kılacak dokunuşları yapmayı başarmıştı. Bu yıl da aynı formülün üstünden devam ediyor.

MotoGP 10/11 SS2 Kariyer moduna; ismimizi, ülkemizi, sırt numaramızı ve yarışırken bazı bonuslar kazanacağımız pisti (bu pistte ev sahibi oluyoruz yani) belirledikten sonra bir Wildcard Moto2 yarışına katılarak başlıyoruz. Buna bir nevi eğitim (tutorial) yarışı da diyebiliriz. Hemen akabinde takımımızın ismini belirliyor ve kariyerimizin ilk adımını Casey Stoner gibi bir Honda’da mı yoksa Valentino Rossi gibi bir Aprilia’da mı atmak istediğimize karar veriyoruz. Piste inip lastikleri yakmaya başlamadan önce ise yapmamız gereken son birkaç iş daha var. Motorsikletimizin, kaskımızın ve giyeceğimiz tulumun nasıl görüneceğini belirlemek gibi.

MotoGP 10/11’in kariyer modunda sundukları, bu ufak kozmetik seçeneklerle sınırlı değil elbette. Motorsikletimiz üzerinde süspansiyondan vites kutusuna kadar birçok ince ayar yapmamız da mümkün. Lakin işin asıl güzelliği, şampiyonaya başladıktan sonra ortaya çıkıyor.

Şampiyona takvimi boyunca katıldığımız her bir yarış, bize yeşil dolarların yanı sıra itibar (reputation) kazandırıyor. İtibar puanları kazanıp seviye atladıkça da bize yeni sponsorlar bulacak pazarlama yöneticileri (PR manager) ile aracımızın motorundan aerodinamiğine kadar birçok geliştirme sunacak mühendisler istihdam etmemizin önü açılıyor. İtibar kazanmak içinse deli danalar gibi yarışıp podyum manyağı olmak yetmiyor ne yazık ki. Pist içindeki hal ve hareketlerimiz, yarışın sonunda karşımıza çıkacak itibar puanlamasını (E’den A’ya kadar) derinden etkiliyor. İtibarı kuvvetli bir yarışçı olmak istiyorsak; her şeyden önce virajları düzgün dönmeli, fren ve gaz zamanlamalarına dikkat etmeli, diğer yarışçılarla mümkün olduğunca az “temas” kurmalı ve yoldan olabildiğince az çıkmalıyız. Kısacası altımızdaki canavarı dizginleyip kaymak gibi yarışmamız gerek. Ayrıca yarışların alıştırma ve sıralama etaplarına iştirak etmek kadar yarışacağımız tur sayısı ve zorluk seviyesi gibi ayarlar da kazanacağımız itibar açısından önem taşıyor.

Monumental, Project Gotham Racing’den aşırdığı bu itibar sistemini oyuna güzel entegre etmiş olsa da; suyunu biraz fazla sıkmış gibi geldi bana. Mesela itibarımızı yüksek tutmak için geçmemiz gereken en uygun dönüş noktalarını gösteren işaretler, zaman zaman fazlasıyla absürd 90 derecelik dönüşler yapmamıza ve zincirleme kazalara sebebiyet verip gereksiz yere itibar kaybetmemize yol açabiliyor. Üstüne üstlük bu gibi durumlarda oyunun second chance denilen GRID’dekine benzer zamanı geri alma fonksiyonuna başvurmak zorunda kalabiliyoruz. Bu da daha fazla itibar puanı kaybetmek anlamına geliyor. Bu dönüş noktaları bu kadar önemli olacaksa daha düzgün yerlere konabilirmiş en azından. Anlam veremediğim bir başka noktaysa pistlerde resmi MotoGP sponsorlarını görüyor olmamıza rağmen kariyer modunda anlaştığımız sponsorların uydurma isimlere sahip olması. Bir Red Bull takımı kurmayı unutun yani. Ancak oynarken bir kutu içmenizde bir sakınca yok. :)

MotoGP 10/11 SS16Kariyer modu, bu ufak eksilerine rağmen genel itirabiyle tatmin edici bir derinlik sunmayı başarıyor bizlere. Özellikle de takım yönetimi anlamında. İtibarımız arttıkça bize daha güçlü sponsorlar bulacak yöneticileri işe alabiliyor ve bu sponsorlar sayesinde şampiyona takviminin dışında farklı yarışlara katılıp daha fazla itibar ve yeşil dolarla kucaklaşabiliyoruz. Bu da farklı uzmanlık alanlarına sahip mühendislerle çalışarak motorsikletimizin farklı yönlerini güçlendirebilme esnekliğini sunuyor bizlere. Tabii bütün bunları planlarken gelir gider dengesini de iyi ayarlamak gerekiyor. Zira bütün bu ekibe Çinli işçi muamelesi yapamayız.

Geçen yılın üstüne pek bir şey koymasa da eğlenceli olmayı başaran bu kariyer deneyimini bölünmüş ekranda (split screen) bir arkadaşımızla birlikte paylaşabiliyor olmak ise gerçekten çok hoş ve piyasadaki oyunların hiçbirinde olmayan bir yenilik olmuş. Lakin co-op kariyer fikrini ucundan tutup online desteğinden mahrum bırakmak güzel düşüncelerin kötü uygulamalara yem edilmesine güzel bir örnek teşkil ediyor.

4 Yorum

  1. Ziyaretçi

    afedersiniz ama zaten saçmasapan bir zanaat olan oyun oynamanın en saçma hali yarış oyunu oynamak olsa gerek.eyyorlamam bu gadar

  2. caner

    oyunu 2 haftadır xboxta oynuyorum. motogpye yükselmeme rağmen hala bıkmadım. bu sefer tutturmuşlar ayarı. 2011 sezon güncellemesi gelince daha da güzel olcak sanırım. rossi ducati’de patladı bu sezon valla :D

    bu durma mesafesi başta bana da çok garip gelmişti ancak biraz düşününce olayı kavradım. herkese asistleri kapamayı tavsiye ediyorum. adamların sunduğu kontrol esnekliği muhteşem olmuş

  3. caner

    hasar olayına çok takılmadım ben ama yağışlı hava ve düzlükte çıkan sorunlar can sıkıcı harbiden. ama sizi tebrik etmek istiyorum çok iyi bir inceleme olmuş. simülasyoncular ve motogpciler için çok doyurucu. tebrikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>