ISSCC’de Organik İşlemci Tanıtıldı

Beğendiniz mi?      

ISSCC

ISSCC

Intel ve AMD’nin performans canavarı işlemcileriyle karşılaştırınca, saf performans açısından bu 8 bit’lik işlemcinin hiçbir olayı yok. Fakat organik olan bu çip 3 adet programlanabilir kayıt içeriyor ve toplama, çıkarma, sayma gibi işlemleri gerçekleştirebiliyor.

3381 organik transistöre sahip bu işlemci, 1971 yılında piyasaya sürülen ve CPU ünitesini tek bir çipte toplamayı başaran Intel’in 4 bit’lik 4004 işlemcisini geride bırakıyor. 4004 yaklaşık 2300 transistöre sahipti. 4004’ün atası 8 bit’lik 8008 ise 3500 transistöre sahipti. Imec’ten alınan bilgiye göre organik işlemci 10 Volt gerilim ile 6 MHz hızında çalışıyor (4004 0.74 MHz hızında çalışıyordu) ve 92 µW (mikrovat) güç tüketiyor.

4 Yorum

    • Logar

      Organik kelimesi aslen “karbon temelli” demek, organik kimya da karbon kimyası demek. Yani arkadaşlar karbon temelli işlemci yapmışlar. Yani aslında karbondan yapılan PVC, plastik, naylon, araba lastiği, benzin, mazot, zift gibi petrol türevi ürünler, hatta ahşap da organik. Ancak ülkemizde her şeyi yarım yamalak anlayıp cümle içinde kullandığımız için, organik deyince “organ” kısmından çağrışımla, haa çok doğal bir şey anamın sütü gibi zannediyoruz, yeşil yapraklar, hormonsuz domates akla geliyor. Tabii ki ardımızdan uyduruyoruz, ama yerleşti artık bu organik lafı. Bi daha çıkmaz. Nasıl tüpsüz, iç lastiksiz teker anlamına “tubeless” lafını, çift katlı “dubleks” diye tam tersi anlama çevirip “dubleks lastik” dediğimiz gibi.
      Allahtan organı başka tarafa çekmemişiz ona da şükrettim. Yoksa organik işlemci deyince millet neler neler anlardı.

  1. Sezai

    Galiba şimdi anladım, benim bildiğim işlemciler silikondan yapılır, şimdi işlemci yapıtaşını değiştirerek bişey deniyorlar.
    Keşke çevreye bırakıldığında asla yok olmayacak ve binlerce yıl kirlilik yaratacak plastik türevlerinin de tamamen doğayla dost maddelerden yapılsa.. Plastiklerin üretimine de sınır getirilse.
    Bu gidişle Dünya’mızın sonunu kendi gözlerimizle göreceğiz.

    • Logar

      Aslında bazı ülkeler hemen tüketilip atılan, özellikle tek kullanımlık bazı plastik ürünlerini morötesi ışınlar altında yapısı hızla dağılacak biçimde üretim zorunluluğu getirdiler bile. Yani açık havaya atılan plastik çöpler güneşin morötesi ışınları etkisiyle un ufak olup dağılıyor bu sayede, büyük oranda doğaya geri karışıyor yüzyıllar sürmeden. Zaten tek kullanımlık ürünler oraya buraya atılır halkımızca “geleneksel” olarak.Fiyatı da normal plastiklerden fazla pahalı değil.
      Tek yapman gereken bu tür ürünleri kullanımından önce morötesi ışınlara maruz bırakmamak, yani ürün tüketilene kadar ya gölgede veya gölge yoksa cam arkasında tutmak, cam morötesini büyük oranda geçirmiyor çünkü.
      En azından açıkta kalan veya suda yüzen plastiklerin doğaya karışması bile bir adımdır. Deniz kıyısında, su kenarında gezip de kıyıya vurmuş plastik çöp dağlarıyla karşılaşmayan var mıdır? Ya da plastik tabak bardakla kaplı olmayan “doğal” piknik alanı görmeyen?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>